Köşe Yazarları

KARPAZ GİRNE GİBİ YAĞMALANIYOR







Kıbrıs’ta böyle giderse, insanlarımız doğal hiçbir ortam bulamayacaklar.




1963’ün Girnesine   Dillirga’nın Mansura köyünden otobüsle kısa bir seyahatte bulunmuştuk.



Girne o dönemde büyükçe bir köyden başka bir şey değildi.

Eski kalesi o dönemde tamir ediliyor, limanda çalışmalar sürüyordu.

Girne’ye o yılların ardından 1978’de gitmiştim.

Girne limanına giden yollarda insanlar doğal ortamlarda oturuyorlardı. Liman yolunda ,yolun sağında limon ağaçlarının arasında bir büfe gördüm. Büfede, bahçenin ağaçlarından toplanan limonlarla taze limonata yapılıyordu. Hayatımın en güzel, en unutulmaz limonatasını orda içtim. İçilen limonata, doğal çevre ile ölümsüz bir içkiye dönüşmüştü.

Daha sonraları Girne’ye her gittiğimde, o güzelim kasaba yerine, devamlı bir parçasının eksildiği ağlayan bir kentle karşılaştım.

Uzun yıllar İstanbulda yaşayan biri olarak, Yeni Kapı’nın, Bostancı’nın , Altıntepe’nin yağmalanmasını  unutmam mümkün değil.

1974’tten sonra,  benzeri süreci önce Girne yaşadı. Şu anda  3-4 bin kişi yerine Girne’de yaşamaya çalışan 70-80 bin kişiden bahsediliyor.

Yapılan aslında bir CİNAYETTEN başka bir şey değildir.

Şimdi benzer süreci, önce Esentepe, Tatlısu yaşadı. Kıyılar, dağ etekleri beton evlerle dolup taştı.

Şehirde yaşayan insanlar yazlık evlerin peşinde koşarak hem tüketim pazarının bireyleri haline dönüştüler. Hem deRum mallarının azgınca talan edilmesinin yolunu açtılar.

Bu yetmezmiş gibi, İngilizler, Ruslar, Almanlar, Hollandalılar, kısaca tüm dünyadan insanlar, kıyı şeridinde yazlık almak için, sahillerimize üşüştüler.

Devletin makro düzeyde bir bakışı olmadığı için, bu saldırıyı durdurmak yerine, daha fazla tapu geliri elde etmek için, yağmayı destekler pozisyonlara öncelik verildi.

Şimdi, son BAKİR YER olan Karpaz’a azgınca bir saldırı başlatıldı.

Başka yerlerde tükenen doğamızın başına Karpaz’da da çoraplar örülüyor.

Yeni Erenköy limanının üst kesimi tamamıyla yapılaştı.

Karpaz’dan Yeni Erenköy’e girerken yolun sol kesimi hızla evlerle dolduruluyor.

Yeni Erenköy Plaj yolunun her iki yanı yazlık evlerle doldu. Bu yetmezmiş gibi, etraf hala yeni inşaatların başlamasıyla beton yığınlarına dönüşüyor.

Sipahi köyünde ise birçok ev, arsa ve tarlalar yabancılar tarafından satın alındı.

Yat limanının hemen üstünde modern villalar yükselmekte. St Therisos’a doğru ise her yer  , daha önceden yapılıp, İngilizlere satılan binalarla dolu.

Şimdi sıra Dip Karpaz’a geldi.Dip Karpaz’ın içinde, ST FİLOS’a gidiş yolu üzerinde, Lefkoşa’nın meşhur müteahitleri evler inşa etmekte ve satışa sunmaktadırlar.

Yapılaşmanın, özellikle Karpaz’da, belli bir master planı temelinde ve geleceği de düşünerek  yeniden ele alınması için hala geç değil.

Yoksullaşan Karpaz halkı tarla satarak, ekonomisini düzenleme peşinde, yakında herşeyini kaybedecek.

Devlet, Karpaz halkının topraklarından kopmamasını sağlamak zorundadır. Karpaz’ın doğal yapısını gelecek nesillere taşımak zorundadır.

Karpaz’ın Girne gibi yağmalanmasını engellemek herkesin görevi olmalıdır.

 









Başa dön tuşu