Şirketin ismi Aziz’in ilk iki harfi ile oğulları Bayram, Ozan ve Menteş’in ilk harflerinden oluşuyor. Manavlık, kuru yemişçilik, kasetçilik, kahvecilik ve marketçilik yapan Mehmet Ezdaş, bu tecrübelerinin ardından fırın işletmeciliğine de girdi. Horoz Market’in arkasındaki fırınla başlayan bu yolculuk 2011 yılında Güzelyurt’taki sel felaketiyle ağır darbe aldı. Ancak Ezdaş ailesi inançlı ve kararlıydı. AZBOM Bakery, 2013 yılında tekrar küllerinden doğdu ve sektördeki yerini aldı. İş’te Başarı röportajlar dizimizin bugünkü konuğu olan AZBOM Direktörleri’nden Bayram Ezdaş, başarı hikayelerinin ardında inanç, kararlılık ve gerçekten ne istediğini bilmenin yattığını anlattı. İşte o hikaye:
Kader BALIKÇI
– AZBOM Bakery nasıl doğdu?
Babam Mehmet Ezdaş memurdu. Memuriyet hayatı sona erince 1985’de ticarete atıldı. İyi bir müzisyenmiş. Dedemle birlikte manavlık yapmış. Aziz Horoz olarak tanınırdı. Bostancı’da kahvecilik, kasetçilik ve kuruyemişçilik yapmış. 30 metrekarelik bir dükkan açmış. Aziz Horoz Kuruyemişçilik adını verdiği dükkanında kendi kavurduğu kuruyemişlerle, içki ve çikolatayı satmış. 1993 yılında ithalat yapabilmek için AZBOM Trading Limited’i kurmuş. Pasta yapımında kullanılan bir bisküvi ile ONSA bisküvilerinin distrübütörlüklerini alan babam 2 araçla bunların Ada’daki dağıtımını yapmış. 1997 yılı Ağustos ayında da Horoz Süpermarket’i kurmuş. 1998 yılı itibarıyla AZBOM Trading Limited sadece marketçilikle ilgilenmeye başladı. 2000 yılında ikinci marketini açtı. Marketin arkasında küçük bir ekmek fırını vardı. İki şubemizde satmak üzere ekmek üretmeye başladık.
-Sizlerin işe dahil olduğu süreci anlatır mısınız?
Ortaokul yıllarımızdan itibaren ağabeylerim Ozan ve Menteş ile birlikte babama hep destek verdik. Ozan müzik okuyup öğretmen olmayı seçti. Ben ve Menteş ağabeyim İşletme okuma kararı verdik. Hem okuyor hem de babama yardım ediyorduk. Üniversiteyi bitirir bitirmez babamızın yanında resmen ticaret hayatına atıldık. 2001’de AZBOM Bakery dışa açılmaya karar verdi. Marketlerden birisini kapadık ve diğer illere de ekmek dağıtmaya başladık. Nisan 2009’da işi büyütmek için Türkiye’deki fuarlara katıldık. AR-GE çalışması yaptık ve fırını geliştirmek için yatırım yolunu seçtik. 5 çeşit ekmek üretimi yapıyorduk. Bu çalışmaların sonucunda 35’e yakın ürünle kendimizi revize ettik. Nisan 2010’a kadar çalışmalarımız sürdü. Önümüze sağlıklı yaşam hedefi koymuştuk. Kıbrıs Türkü’ne sağlıklı ekmek yedirmeye kararlıydık. Çavdar, tam buğday ekmeği ve Sovital ekmek sağlıklı ürünlerimizden bir kaçıydı. Mağusa’ya kadar ekmek vermeye başlamıştık. Önemli restoranlar tarafından aranıyorduk. Hızlı ve çok başarılı bir çıkış yakalamıştık.
-Peki bu başarılı çıkış nasıl bir anda kabusa döndü?
Başarı tablomuz 6 ay sürdü. 18 Ocak 2011’de Güzelyurt büyük bir sel felaketi taşıdı. Büyük yatırımlar yaptığımız fırınımızı kaybettik. 11 personelimizi sel sularından halatların yardımıyla kurtardık. Binanın 3’te 1’lik bölümü tamamen yıkılmıştı. Makine ve ham maddelerimiz neredeyse sıfırlanmıştı. Elde avuçta ne varsa gitmişti. Bir karar vermemiz gerekiyordu. Ya bırakacaktık ya da her şeye yeniden başlayacaktık. Tüm aile devam etme yönünde karar aldık. Bırakmak ya da küçülmek yerine banka kredisi alarak işletmeyi büyütme kararı verdik.
-Bu sel felaketi ve sonrasında verdiğiniz kararı Ezdaş ailesinin dönüm noktası olarak nitelendirebilir miyiz?
Seli yaşadığımız Ocak 2011 bizim için gerçek bir dönüm noktası oldu. Biz hedeflerimizin ve üretim kalitemizin doğru olduğunu biliyorduk. Şubat 2011’de babam yeni düzenimizde daha geri plana çekildi. Ama hala aktif olarak işin içindedir. Yönetimi çift direktör olarak Menteş ağabeyim ve bana devretti. Nisan 2011’de şirketimizi tekrar güçlendirdik. Haziran 2011’de Lefkoşa ya da Girne arasında bir seçim yapmamız gerekti. Çeşitli marketlerle temasa geçmiştik. Bir sabah Lefkoşa’ya bir marketle görüşmeye gidiyorduk. Girne’de Eziç’ten telefon geldi ve bizimle görüşmek istediklerini bildirdiler. Mehmet Eziç’le bir araya geldik. Bizdeki enerjiyi görerek büyük bir fırsatın kapılarını açtı. Eziç’le çalışmaya başlamıştık. Bizim için çok iyi bir referanstı. Önceliğimizi Girne’ye verdik. 3 ay sonra da Lefkoşa’ya araç çıkartmaya başlamıştık. 2012 sonlarında çok iyi bir pazara ulaşmıştık. 2013 Ocak ayında şimdi içinde bulunduğumuz tesisi Reis’ten kiraladık. Ayşen Hanım bize kendi marketlerinde yer verdi.

-Şu an araç sayınız ve üretim miktarınız kaça ulaştı?
15 ay içinde 4 olan araç sayımızı 7’ye çıkardık. Roll ekmek üretimimizi 4 binden 12 bine çıkardık. Aralarında Eziç, Califorian ve Chicken Planet’in bulunduğu saygın restoranlar için ekmek üretiyoruz. Yemek şirketi Sodexho’nun ekmeğini de biz pişiriyoruz. Hastanelerin ekmeğini de bu firma veriyor. Ve sağlıklı ekmek üretme yönündeki hedefimize uygun olarak hastaneler için diyet ekmekler yapıyoruz. Merkezi Cezaevi’nin ihalesini aldık. Reis, Benli, Kiler ve Yaman Marketler’e de ekmek veriyoruz. İskele-Karpaz dışında tüm Ada’ya sağlıklı ekmek göndermenin gururunu yaşıyoruz. Pazar çok geniş. Herkes bulunduğu sektörde uzmanlaşmalı. Pastacıysan pastacı, ekmekçiysen ekmekçi olmalısın. Biz AZBOM Bakery olarak pastacılık veya marketçilik alanında büyümeyi planlamıyoruz.
-Karşınıza çıkar zorluklara karşı nasıl tepki veriyorsunuz?
Babam Mehmet Ezdaş 1994’teki devalüasyon nedeniyle pek çok firma gibi batış noktasına geldi. 2011’deki büyük sel felaketinde neredeyse her şeyimizi kaybettik. Ancak biz her seferinde işimize ve kendimize inandığımız için her şeye yeniden başlama gücünü bulduk kendimizde. Gördüğünüz gibi karşımıza çıkan zorluklarla savaşmayı ve kazanmayı tercih ediyoruz. Bir aile şirketiyiz. Ve kimi zaman aile içinde de iş nedeniyle sıkıntılar yaşayabiliyoruz. Ancak bu işyerinin kapısından kızgın ya da öfkeli çıkmamayı kural edindik. İşte yaşanan gerginliği iş yerinde bırakmayı biliyoruz. Babamızdan öğrendiğimiz gibi iş yerimizde yaşadığımız sıkıntıları asla eşlerimize aktarmıyoruz. Aile yaşantısında başarılı olamayan işletmesinde de başarılı olamıyor.
-Şirket olarak sıkıntılar yaşamış ancak başarılı bir şekilde düzlüğe çıkmışsınız. Bir işe başlarken onun riskleri gözünüzü korkutuyor mu?
Ticaret risklerle dolu bir serüvendir. Lefkoşa’ya gelmemiz bir riskti. Ama biz bu riskleri göze alarak yola çıktık. Banka kredisi alıp her şeye yeniden başladığımız zaman başaracağımıza inanıyorduk.
-Ezdaş ailesinin benimsediği çalışma ilkeleri nelerdir? Başarınızın sırrını anlatır mısınız?
Utanmayacaksınız, usanmayacaksınız. Hep bunu söyleriz. Müşteri odaklı çalışmak, dürüstlük, adalet ve eşitlik bizim için çok önemlidir. Babamın geniş vizyonu her zaman önümüzü açmıştır. Babam bildiğini söyler, bilmediğini öğrenmeye çalışır. Enerjisine hayranımdır. Ne istediğinizi bilirseniz, pazarı doğru koklayabilirseniz, çalışanınızın derdinden anlarsanız başarırsınız. Başarı sadece kişisel güç değildir. Doğru zamanda doğru adımı atmak gerekir.
-2013’ü şirketiniz açısından değerlendirir misiniz? 2014 yılı hedefleriniz nelerdir?
Önemli atılımlar gerçekleştirdiğimiz ve başarıyı yakaladığımız bir yıldı. 2014 yılında marketlerde bulunurluluğumuzu artırmak istiyoruz. Halkımızı sağlıklı ekmek konusunda bilinçlendirmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki yıllarda da ekmeğimizin tüm market raflarında yerini alması için büyük emek harcıyoruz. Çünkü nihai hedefimiz ülkenin en kaliteli ve en sağlıklı ekmeğini pişirmek. Yolumuz uzun, çünkü ciddi bir iş yapıyoruz.
-İş alanınızla ilgili ne tip sıkıntılar yaşıyorsunuz? Devletten bu sıkıntıları aşması için nasıl bir destek bekliyorsunuz?
Devletin desteğini alamamak büyük sıkıntı yaratıyor. Ancak sel felaketinden sonra devlet yardımı yok diyerek köşeye çekilmedik. Banka kredisi aldık ve başarı için kolları sıvadık. Ancak şimdilerde barıştan ve yabancı yatırımcılardan bahsediliyor. İşte bu noktada devletin teşvik kanallarını açması gerekiyor. Bir barış halinde full kapasiteyle hizmet vermeye devam edebilecek sadece 2-3 şirketimiz var. Yurt dışına açılabilmek için, mekanik ve bilgi anlamında önemli bir açılım lazım. Ve bunu verebilecek olan da devletimizdir. Acilen her sektörün analiz edilmesi gerekiyor. Şirketlerin yeterliliği, finansal gücü ve vizyonu incelenmeli. Sektörün önünün açılması ve rekabet gücünün artması için finansal kredi verilmeli, makineleşme desteği sağlanmalıdır. Ayrıca hammaddemiz olan un konusunda yurt dışından girişlere engel olunmamalı. Elbette biz de yerli üretimi destekliyoruz. Ancak unutmamalıyız ki kalite, kültür ve eğitim dışarıdan gelecektir. Büyük her zaman kazandığı için devletin kendi insanını ve kendi üretim alanlarını koruyup geliştirmek için çabalaması lazım.
****
Her gün yeni
bir başlangıç
En büyük başarınız: Babamın güvenini kazanmak. 2006’da okulu bitirince babam marketin sorumluluğunu bana devretti. Eşim Şengül ile birlikte hala marketimizin idaresini yürütüyoruz. Benim için bu çok önemli ve büyük bir başarıydı.
Hayaliniz: Halkı sağlıklı ekmek konusunda bilinçlendirmek isterim.
Mutluluğunuz: 9 aylık oğlum Aziz, eşim Şengül ve ailem.
Endişeniz: Bu ülkenin gençliğinin bilinçsizliği beni endişelendiriyor.
Sevdiğiniz mekan: Eziç ve Cafe Bakkal.
Giyim tercihiniz: Spor ve casual giyim tarzı.
Sevdiğiniz söz: Her yeni gün yeni bir başlangıçtır.
Son okuduğunuz kitap: Günde 1 doz motivasyon
Para: Olması gereken bir araç.
Taraftarı olduğunuz takım: Galatasaray.
































