Rum lider Anastasiades Mont Pelerin zirvesine gitmeden önce, televizyonların canlı yayınında Rum vatandaşlarına süreci anlattı ve destek istedi.
Hemen ertesinde yapılan bir ankette Anastasiades’e yüzde elli altı civarında destek çıktığı görüldü.
Anastasiades bu rakamı ilk kez görüyor.
Yani ilk kez Rum halkının yüzde elli altısından destek alıyor.
Bu önemli bir gelişmedir.
Annan planını reddeden partilerle ittifak yaparak başkanlığa seçilen Anastasiades, Akıncı ile yürüttüğü görüşmeler nedeniyle ret cephesiyle yollarını ayırmak zorunda kalmıştı.
Anastasiades’e Kıbrıs sorununda tek destek veren ezeli rakibi AKEL’dir. Onun da desteği kerhendir.
Buna rağmen Anastasiades’in Rum halkının yüzde elli altısının desteğine ulaşması çok ama çok önemli bir başarıdır.
Bu başarıyı not edip kendimize bakalım.
***
Kıbrıs Türkü Annan planına yüzde altmış beşin üzerinde destek vermişti.
Annan planına evet denilmesi için açık bir kampanya yürüten Akıncı’yı da yüzde altmışa yakın bir oyla cumhurbaşkanı yaptı.
Kıbrıs Türkünün olası bir referandumda nasıl davranacağına ilişkin elimizdeki veriler bunlardır.
Ve bir de yapılış şekli tartışmalı olan anketler.
Gerçi Akıncı’nın sürdürdüğü görüşmeler sonrası herhangi bir anket yapılmadı.
Tümü geçmişin karamsar dönemlerinden kalmadır ve elbette karamsar rakamlar yansıtmaktadır.
Bir de herkesin kendi bulunduğu alanda yaptığı gözlemler vardır.
Bu gözlemlerin ortak paydası karamsarlıkla ilgilidir.
Aslında görüşmelerde önemli bir mesafe alınmıştır, iki lider şuanda Mont Pelerin’de önemli bir zirve gerçekleştiriyorlar ama bu gelişmeler vatandaşın karamsarlığını gidermeye yetmiyor.
Çünkü vatandaş geçmişte başarısızlığa uğrayan süreçlere çok tanıklık ettiği için ve bir umut travması yaşadığı için bir yenisini yaşamak istememektedir.
Bu noktada da haklıdır.
Ve/Fakat…
Kıbrıs sorununda belirleyici öznenin Kıbrıs Türkü olduğu gerçeği de önümüzde durmaktadır.
Türkiye dahil büyük güçlerin Kıbrıs üzerindeki gücünü inkar etmiyorum.
Aynı güçler 2004 referandumları öncesinde de vardılar.
Ve çok ama çok etkiliydiler.
Kıbrıs Türkü meydanlara dökülerek, meydanları doldurarak iradesini net bir şekilde ortaya koyduğu için o güçler Kıbrıs Türkünün iradesini dikkate almak zorunda kalmışlardı.
Şimdi de öyle olacak.
“Dış güçlere rağmen Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılması zordur…” öngörüsü doğru olabilir.
“Kıbrıs Türkü isteyince bunun karşısında hiçbir güç duramaz” gerçeği de vardır.
Onun için karamsarlığa ve teslimiyetçiliğe gerek yoktur.
İki liderin uzlaşacakları ve referanduma götürecekleri bir anlaşmayı beklemekte fayda vardır.
Karamsarlığa hiç de ihtiyacımızın olmadığı bir dönemden geçiyoruz…
































