Zaman itibariyle gerek ekonomik, gerek siyasal, gerek politik olarak içinde bulunduğumuz konjektürde bir kez daha kapitalizmi analiz etmemizde fayda var.
Kapitalizm nasıl bu kadar büyüdü ki bir ahtapot gibi bütün insanlığı sardı, gerek bireyler gerek ülkeler büyük bir aç gözlülükle büyük bir çıkar ilişkisi menfaatiyle birbirini her alanda yiyip yutmaya gayret ediyor.
Uzun yıllar önce insanlar göçebe hayatı yaşıyor avlanarak sadece tüketiyordu . sonra insanlık doğada ki hayvanları sadece tüketmek yerine ehlileştirdi. Doğada olan bitkileri kendine dönük kullanmaya başladı ve ehlileştirdiği hayvanları kendine dönük kullandığı bitkileri çoğaltarak bir derece de hayvan ve bitki üretimine geçti.
İnsan üretime geçtikten sonra bir ekonomik yaşam başladı. Önce tarımın ağırlıkta olduğu tarımsal kapitalizmin hakim olduğu bir düzen gerçekleşti. Bunun için de ticarette hakim oldu. Daha sonra yani iki yüz yıl sonra tarımsal kapitalizm aşıldı ve ticari kapitalizm başladı. Bu egemen yayılmacılığa aynı zamanda MERKANTİLİZM adı verildi. Yani ticaretin öne çıktığı bir anlayış. O dönemde yani 18. Yüzyılda madencilik ciddi anlamda ön plana çıkmış ve altın-gümüş para yerine kullanılıyordu. Altın ve gümüş her yerde kabul görüyor ve insanlık bunları ileride kullanmak için saklayabiliyordu. İnsanın ne kadar çok altın ve gümüşü varsa o kadar çok ticaret yapabiliyordu. Bu yüzden değerli maden elde etmek en önemli işti.
18. yüzyıldan sonra sanayi devrimi ile birlikte kapitalizm daha değişik bir boyut alarak önceleri ticaret ağırlıklı olan kapitalizme sanayi de eklenerek tarım nerdeyse son plana itildi. Önceleri olmayan kağıt para bu dönemde ortaya çıktı. Ekonomi büyüdü. Ülkeler kendi paralarını altın ve gümüş rezervlerine göre basmaya başladılar.
20. yüzyıla gelindiğinde Birinci Dünya Savaşı sonrasında birçok ülke paralarının arkasında olan altın desteğini kaldırdı ve onun yerine destek olarak doları koydu. 1971 yılında ABD hükümeti bir kararla doların arkasında ki altın desteğini kaldırdığını açıkladı. Bu kararı diğer ülkelerde benimsedi. Altın veya diğer madenler paraların arkasında destek olmaktan çıktı. Yani bir anlamda önceleri rezerve olarak kullanılan altın veya diğer madenler rezerve olmaktan çıktı. Bu gelişme sanal dünyanın içine girdiği bir süreci başlattı. Yapay olarak kağıt üstünde kredileri büyütmek daha fazla parayı piyasaya sürüp de büyüme yaratmak global ekonomik sistemi bilinmeyen maceralara sürükledi. Bu süreç içinde büyüme meydana geldi ve global ekonomide bir refah başladı. Bu aslında o yüzyılda bir devrimdi. Aynı yüzyılda yani 20. Yüzyılda diğer önemli devrim küreselleşme oldu. Bu devirde kapitalizm dünyanın her yerini sardı. Bu devirde kapitalizmin büyüyebilmesi için sistem içinde kısmı serbest dolaşan mallara, emek ve sermayenin de eklenmesi gerekirdi.
Diğer taraftan kapitalist modeli uygulamayan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 1990 larda dağılınca iki kutuplu olan dünya tek kutuplu bir hal aldı ve bu tek kutuplu dünya da sermaye yaratılan kapitalist sistemin tek unsuru haline geldi. Para, sermaye tek kutuplu dünyada bir yerden bir yere kolayca hiçbir engelle karşılaşmadan gidip gelmeye başladı. Sermayenin, milliyeti ve vatanı kalmamış bir duruma geldi. Paradan para kazanılmaya başlandı. Para kendisine olduğu değerden daha fazla satın alma gücü yaratır hale geldi. Para büyük bir güç haline geldi ve büyüme yarattı.
Büyümenin sonucunda kapitalist sistem doymak bilmez bir hırsla kredileri büyüttü, sanal işlemler ortaya çıktı. Sanal işlemler sonucu, rakamsal oynamalarla pembe tablolar çizen sistem 2008 krizi ile duvara tosladı. Kapitalist model yıkılmaya yüz tuttu. Bunu bütün dünya fark etti. Artık kapitalist sistemin sonuna gelindiğini sistemin ahlaksızlık yarattığını ve insanlık için daha adil, hukukun üstün olabileceği, ekonominin daha planlı ve kurallı işleyebileceği bir düzen kurulması gerekir.
İhtiyaçların sınırsız olmadığı, birçok şeyin ihtiyaç olmadığı bir anlayışla yeni sistem kurulmalıdır.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























