Köşe Yazarları

KAPILARIN ETRAFINDA






Yaz aylarında Lozan otobüslerinin durağı Girne Kapısıydı.

Kız Lisesinin karşısında,

Kuğulu Parkın yanında dururlar,

Ve şoförler motorları erken çalıştırırlar,

Denize gidecek yolcular teker teker gelirler,

Koltuklarda yerlerini alırlardı…

Kalkış saati sabah 8.30 diyelim.

Biletlerini önceden almasına rağmen saatinde gelmeyenler olur,

Şoför de artık gelmeyecekleri kanısına kapılıp,

Yavaştan otobüsü hareket ettirirdi.

O anda bazı yolculardan itirazlar gelirdi.

-Şoför Bey biraz daha bekleyin, komşumuzdurlar mutlaka gelecekler…

Şoför biraz daha bekler,

Ve gerçekten az sonra uzaktan ellerinde bohça ve öteberileri ile birilerinin otobüse doğru koştuğu görülürdü…

Yolcular deniz keyfini akşama kadar yaşarlardı.

Deniz ne kadar onların idiyse,

Sahil de onlarındı.

Kumlarda sere serpe.

Ne soran vardı ne sorgulayan…

Henüz kimse Rum mallarının üzerinde oturmadığından,

Ve memleketin sahilleri santimetre karesine kadar peşkeş çekilmediğinden,

Bu konuda insanı dertlendirecek ve memleket haline gelecek sorunlar da yoktu…

Kuğulu Parkta gerçekten kuğular vardı.

O havuzcuğun fıskiyesi, Çocuk Bahçesinin fıskiyeleri gibi çalışır,

Etrafa saçtığı su damlacıkları döne döne insanların yanaklarına kar tanesi gibi konar,

Genç delikanlılar enselerine uzattıkları saçları ile mini etekli kızların sokaklara çıkmasını beklerlerdi.

O sıralarda kuğular havuz suyunda bata çıka neşe içinde çırpınır, ıslak ıslak birbirleri ile sevişirlerdi…

İngiliz dönemiydi,

Sokak çatışmaları sürmekte,

Her köşede ölüm pusuda beklemekteydi.

Örfi İdare vardı ve İngiliz aldığı bir önlemle Lefkoşa’ya bisikletle girmeyi yasaklamıştı.

Girne Kapısında yüzlerce bisikletin hisarlara dayanmış halini gösteren fotoğraflar vardır.

Bir zamanlar, Osmanlı, Hıristiyanlara karşı aynı Örfi İdareyi uyguluyordu.

At arabaları ile Lefkoşa içine girmek yasaktı.

Gelen arabasını surların dışında bırakmak zorundaydı.

Ancak bazı nüfuzlu gezginler önceden aldıkları izin belgesi ile gelirler,

Belge, Vali Konağında (Lüzinyan Sarayı) oturan Paşaya gönderilir,

İzin alınır,

Ve arabası ile şehrin içerisine girme olanağına kavuşurdu…

Yani,

Bir zamanlar içeride kalsan bir dertti,

Dışarıda kalsan bir dert.

Kapıdan girsen bir dertti,

Kapıdan çıksan bir dert…

Ama insanlar her dönem kendi hayat tarzlarını yeniden ve yeniden örmeyi bilir,

Yaşamaya devam ederlerdi…

Günümüzde de böyledir.

Kapılar işaretlenmiştir.

Birinden girilip çıkılıyorken,

Diğerinden girilip çıkılamıyor.

Hayat kapıların etrafında dönmeye devam ediyor







Başa dön tuşu