Kanlıdere Bu Yıl Da Kaderimize Hükmedecek !

13 Kasım 2017 Pazartesi | 13:15

Öntaç DüzgünTakvimlerde yerini almışçasına her yıl ekim ayı sonu veya kasım başlarında Lefkoşa’da Kanlıdere’nin temizliği üzerine yaşanan geleneksel biyologlar- kaymakamlık kapışması bu yıl da şaşmadan ve şaşırtmadan gerçekleşti. Lefkoşa Kaymakamı (tıpkı bundan öncekilerin yaptığı gibi) Lefkoşa’yı boydan boya bölen Kanlıdere’nin artık iflah olmaz derecede kirlenmiş, hatta konut inşaatları ile tıkanarak su baskınlarına neden olan yatağını temizletmek üzere yaptığı girişimleri, biyologların şiddetli protestoları sonucu durdurmak zorunda kaldı.

Biyologlar Derneği Lefkoşa Kaymakamlığı’nı “dere içerisine kamyon ve dozerlerle girip tüm flora ve faunayı yok etmekle” suçlarken Kaymakam “etraftan atılan çöpler, eskimiş koltuklar, hayvansal atıklar da dahil çok çeşitli evsel atıklar ve suyun akışını engelleyecek kadar büyüyüp çoğalmış olan kamış ve sazlıklar bu yıl da su baskınlarına neden olabilir” diyor.

Lefkoşa’yı genel olarak kuzey-güney istikametinde ikiye bölen Kanlıdere iki ayrı kola sahip ve iki kaynaktan besleniyor. Birisi Gönyeli Barajı’ndaki kapasite fazlası sular ile Göçmenköy, Taşkınköy gibi dere yatağının geçtiği mahallelerdeki yağmur suları ile beslenen bir kol ile İngiliz Yüksek Komiserliği civarından giriş yapan, Dereboyu diye isimlendirilen  ve kaynağı Güney Lefkoşa olan bir diğer kol. Bu iki kol Taşkınköy civarında birleşip Mesarya’ya uzanıyor ve hemen her yıl tekrarlanan irili ufaklı su taşkınları da bu birleşme bölgesinde oluşuyor.

Kanlıdere Neden Kaymakamlığa Ait?

Kıbrıs, İngiliz sömürge döneminde bir vali ve ona bağlı birkaç komiserle yönetildiği dönemde dereler içişleri ile ilgili birime bağlı kaldıkları için yönetimleri kaymakamlıklara verilmiş ve bu durum günümüze kadar devam etmiştir. Kırsal kesimlerde devletin otoritesini temsil etmiş olan kaymakamlıkların derelere yönelik olarak yaptıkları müdahaleler çoğunlukla yararlı ve yerinde müdahaleler olarak görülürken, Nüfusu 100 bini çoktan aşmış Lefkoşa gibi bir başkentte, toplum yaşamının içine karışmış olan derelerden hala daha operasyon gücü zayıflamış olan kaymakamlığı sorumlu tutmanın gerekçesi kalmamıştır. Bu ısrar, farklı yörelerde oldukça olumsuz sonuçlara yol açmıştır. Örneğin Girne kaymakamlığı, çeşitli dönemlerde Girne’deki dere yataklarının inşaatlarla doldurulmasının önüne geçememiş, sorumluluğu oranında güç kullanamamış buna karşılık kentteki sel baskınlarındaki sorumluluktan kurtulamamıştır.

Günümüzde kaymakamlıkların yetki ve sorumlulukları ile ilgili en ilginç ve tartışmalı sayılabilecek uygulama ise Haspolat’ta yaşanmaktadır. Haspolat’ta atık su arıtma tesislerinde üretilen yıllık 11 milyon ton suyun yönetiminin sular sırf dereye akıtılıyor diye Lefkoşa Kaymakamlığı’na bırakılmıştır. Tarım Bakanlığı, çok büyük bir kaynak olan bu suyun Mesarya bölgesinde sulu tarıma geçilebilmesi için hiçbir girişim yapmazken, dereden su almak isteyenler kaymakamlık ile muhatap olmaktadırlar. Mevcut durum kaymakamlığın boyutlarını aşmış olmasına rağmen, yıllardan beridir sonuç değişmemektedir. Tıpkı suyun boşa akışı gibi kaymakamlığın çaresizliği de sadece seyredilmektedir.

Lefkoşa Belediyesi Neden Seyirci Kalıyor?

Biyologlar Derneği, Kanlıdere’nin Lefkoşa sınırları içerisinde kalan 12,5 kilometrelik kısmında 185 farklı bitki ve çok sayıda hayvan türü tespit ettiklerini ifade ediyor. Dernek, 1999 yılında gerçekleştirdikleri sayım sonucu tespit ettikleri  bu zengin flora ve faunanın doğru düzenlemelerle korunup daha da geliştirilebileceğine ve Lefkoşa’ya iyi bir botanik bahçesi kazandırılabileceğine inanıyor. Bu görüş ve iddiaya karşılık Lefkoşa Kaymakamlığı, ortada bir projenin olması ve bütün hareketlerin bu projeye bağlı kalınarak yapılması gereğine inanıyor. Ancak ortada böyle bir proje yok. Kent yönetiminden sorumlu olması gereken Lefkoşa Belediyesi proje ve uygulama için gerekli mali kaynağa sahip olmadıklarını ileri sürerken, Lefkoşa Kaymakamlığı ise, teknik olarak proje üretme kapasitesine sahip olan Lefkoşa Belediyesi’nin ortaya bir proje çıkarması halinde uygulama için gerekli finansmanın sağlanabileceğine inanıyor. Kaymakam, “Lefkoşa’da artık hepimizi utandıran bu kirliliğin giderilmesi için katkılarına başvurduğum Büyükelçilik yetkilileri haklı olarak öncelikle proje görmek istediklerini söylüyorlar” diyor. Kaymakam, Türkiye Büyükelçiliği Mali Destek Ofisi’nin belediyelerle sürdürdüğü proje finansman ilişkilerini anımsatarak yaklaşık 13 kilometrelik dere güzergahının yıllık periyotlar halinde düzenlenip topluma kazandırılabileceğine inanıyor. Kaldı ki, böylesi bir projenin Avrupa Birliği kaynaklarından da finansman çıkarabilmesi mümkün görünüyor.

Bir türlü sahiplenilmeyen ve uygun mekanlara sahipken gerçek bir dinlence alanına dönüştürülmesi için hiçbir ciddi adımın atılmadığı Kanlıdere bu yıl yine taşıp etrafına zarar verir mi? Kaymakamlık bu olasılığı yüksek görüyor. Kesin cevap yarım saat sürecek bir sonbahar sağanağı ile anlaşılacak.