İki hafta önce gerçekleşen kazadan sonra sanki birileri pandoranın kutusunu açmış ve birçok daha önce tartışılmayan konu aniden ortalığa saçılmıştır. Özellikle saat değişimi ve Bakanların istifası yönünde Sendikal platform tarafından başlatılan “sivil itaatsizlik” eylemi, yarım saat memurların daha az çalışması gibi düzenlemeler yapılmasıyla sonuçlanınca, her kesimden memur sendikalarına doğru yoğun bir eleştiri bombardımanı başlamıştır.
Bu arada Özel sektördeki kötü iş koşulları konusu da özellikle kazada hayatını kaybeden bir çocuğun babasının açıklamasıyla tekrardan gündeme gelmiştir.
Yaslı baba tüm üzüntüsüne rağmen taşımacılık ve taş ocağı sektöründeki çalışma koşullarını kazanın baş nedeni olarak göstermekten çekinmemiş ve bu sektörlerde çalışanların bir an evvel sendikalaşması gerektiğini söylemiştir.
Uzun yıllardır memleketimizdeki sendikacılık kamu sektörünün dışına bir türlü taşamamıştır. Sendikalaşma bir tarafa, adamızdaki mevcut iş yasaları bile bir türlü özel sektörde uygulamaya sokulamamaktadır. Sömürü korkunç boyutlardadır. Bir kesim tek çarenin sendikalaşma olduğunu söylemekte ve tüm enerjilerini bu talep üzerine yoğunlaştırmaktadırlar. Tabii ki sendikalaşma özel sektörün vahşiliğini yumuşatacaktır ama olana kadar da bazı adımların atılması gerekmektedir. Çünkü sendikalaşmaya müsait olmayan birçok küçük müesseseler bu sömürünün başını çekmektedir.
Bence bu aşamada bir taraftan sendikalaşmayla ilgili çalışmalar devam ederken. Ülkedeki çalışma barışını yeniden kurmak amacıyla, maddi olarak güçlü Kamu sendikalarının özel sektördeki işçilere el atacak bir hukuk bürosunu bir an evvel hayata geçirilmesine yardım etmeleri gerekmektedir.
Bu tavır onların “ayrıcalıklı zümre” sendikacılığı yapmadıklarını da gösterecek bir tavır olarak görülecektir ve halk arasında erozyona uğrayan imajlarını da toparlamalarına yardımcı olacaktır. Kamu sendikalarının, özel sektördeki işçi kardeşlerini gönülden desteklediklerini gösterecek olan böyle bir girişimle, iki üç hukukçunun işe başlamasıyla birlikte işçi haklarını koruyacak bir büronun açılması, korumasız işçi kitlelerinin kendi haklarının peşine koşmasını getirecektir.
Tabii ki sadece iş yasalarının uygulanması yeterli değildir ama özel sektörde sendikalaşma gerçekleşene kadar insanların en temel haklarını koruyacak, onlara bilgi ve hukuki destek sağlayacak bir büro, özel sektörde devam eden bu korkunç sömürüye bir nebze olsun engel olabilecektir.
Bence Kamu sendikalarının artık özel sektördeki emekçi kardeşlerine kucak açmasının zamanı çoktan gelmiş ve geçmiştir. Yazımı kazada hayatını kaybeden İlayda Öztürk’ün babasının sözleriyle bitirmek istiyorum:
“Evet bir işçi geldi çocukları bastı, o işçi uyuya kalmıştır. Sabahlara kadar çalışmıştır. Gece çıkın dolaşın, sabaha kadar işletirler bu işçileri, sabah 7’de işbaşı yaparlar, akşam paydos saati belli değildir. Arkadaşım bana kendi ağzıyla söyledi, gözlerime biber sürerdim dedi, 4 gün eve gelmedi işlesin diye.”
































