Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün belki de en kötü günlerinden birini geçirdi.
Bugüne kadar sürdürülen görüşmelerde mihenk taşı olan Mont Pelerin zirvesinde toprakla ilgili tarihsel bir açılım yapan ve aslında sadece Anastasiades’İn elini rahatlatmakla kalmayıp, bir sonuca ulaşılması yolunda umutları artıran Akıncı, bunun karşılığında Yunanistan’da deyim yerindeyse “küstahça” bir cevapla karşılaştı.
Yunanistan’a giden ve “anavatanıyla” istişare eden Anastasiades’in ortaya çıkardığı sonuç son derece karamsardır.
Yunanistan’ın “ilerici” zannedilen lideri Çipras, Kıbrıs’ta çözüm istemeyen en gericilerden daha da geride bir sonuç üretti ve “Bir tek Türk askeri kalmayacak, bu takvime bağlanacak, Garantiler ortadan kaldırılacak. Ben ancak garantilerin ortadan kaldırılacağı bir zirveye katılırım” gibi ucube bir karara imza attı.
Çok net bir şekilde söylenirse;
Bu kafayla ikinci Mont Pelerin zirvesi çöker, Kıbrıs görüşmeleri tümden çöker, federal çözüm de tarihin çöplüğüne atılır.
Bu çok açık ve nettir.
Çünkü bu tavır hertürlü pazarlık ve uzlaşma çabalarını çökertmekle eşdeğerdir.
Eğer taraflar birbirlerine pozisyonlarını dayatacaklarsa ve “bu olmazsa ben pazarlık yapmam” diyeceklerse zaten pazarlık masasının bir anlamı kalmaz.
Bugüne kadar sürdürülen görüşmelerde sihirli nokta tarafların birbirine empati yapıp “karşılıklı kaygılarımızı anlamalıyız” demeleriydi.
Yunanistan’da olan bu empatinin inkarıdır.
“Benim dediğim olur” şeklindeki dayatmacı, faşist anlayışın hortlamasıdır.
Böylesi dayatmaların sonuç vermediğini Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar geçmişte acı bir şekilde deneyimlediler.
Şimdi be acı deneyimlerin ısıtılıp masaya sürülmesini doğrusu anlayamıyorum.
***
Yunanistan, solcusu-sağcısı-komünistti ile Kıbrıs’ta her iki tarafa karşı büyük suçlar işledi geçmişte.
Megali İdea yani Büyük Hayal çerçevesinde Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamaya çalıştı.
Sağcıları “büyük Helen imparatorluğunu kuracağız” diye kandırdı.
Solcuları ve komünistleri “sosyalist devrim oluyor, bize bağlanın ve siz de kurtulun” diye kandırdı.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını zor ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya çalıştı.
Ve hatta bunun için darbe yapmaya yeltendi.
Sonrasında da Kıbrıslı Rumlardan özür dileyip sözde onları kayıtsız-şartsız desteklemeye başladı.
Peki Kıbrıslı Türkler?
Yunanistan’ın Kıbrıs’ta işlediği suçların en büyük mağduru Kıbrıslı Türkler oldu.
Kıbrılsı Türkler öldürüldüler, sürüldüler, köylerinden-evlerinden oldular ve yıllarca mülteci hayatı yaşadılar.
Aç-sefil ve fakir bırakıldılar.
Yunanistan hiçbir zaman çıkıp da bunun özeleştirisini yapmadı.
Bunu hep geçiştirdi.
Farklı dünya görüşü olduğu iddia edilen Çipras’tan bile bu istenmedi fakat olumlu bir havada giden görüşmeleri çöketmesi de beklenilmezdi.
Bir kez daha tekrar edeyim.
Bu kafayla ikinci Mont Pelerin zirvesi çöker.
Kadim federal çözüm fikri de çöker.
Bugün itibarıyla durumun özeti böyledir…
































