Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Kadının Siyasette Adı Yoktur…”

 

İşe bakar mısınız!

Partiler aday bulmakta zorlanıyorlarmış.

Üstelik bazı partiler yüzde otuz kadın aday kotasını doldurmakta çok çok zorlanıyormuş.

Bu yüzden aday adayı başvurma süresini uzatanlar var.

Küçük partilerde ise hepten ses-seda yok.

Daha önce seçilmiş makamlarda bulunan ve bu seçimlerde de milletvekilliği adaylığına niyet eden tecrübeli bir politikacı şöylesi enteresan bir öngörüde bulundu:

“Yüzde otuz kadın kontenjanı var.  Mevcut bakanlar ve milletvekilleri de aday. Parti başkanının kontenjanı var.  Bu durum karşısında yeni bir ismin kazanması nerdeyse imkansız gibi.”

Tabii bu durum “bakanlar ve milletvekilleri kesin kazanır” tespitine dayanıyor.

Ama parti üyeleri “hele bir önümüze gelsinler biz onlara gösteririz” havasındalar.

Seçmenin bir bölümünde de öyle bir hava var.

Son seçimler dahil, bu memlekette seçim kaybeden Meclis Başkanları, Başbakan’ı düşündükçe bu seçimde de ciddi bir “ayıklama” olabilir galiba.

“Ayıklama” olur da, seçmenler yeni yüzlere, hele de kadın adaylara yönelirler mi?

Yoksa bir erkek adayı “ayıklayıp” başka bir erkek adaya mı oy veriler?

 

***

 

“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” (İnsan hafızası unutma özürlüdür.) sözü tam da bizim için söylenmiştir.

En sert politik gündemlerin bile iki günde unutulduğu, en korkunç toplumsal sorunların sadece 3 gün tartışıldığı bizimkisi gibi ülkelerde siyasi tarihten elbette ders alınmamaktadır.

Durum böyle olunca da sanki bazı şeyler ilk kez oluyormuş gibi hayretten hayrete düşer herkes.

Oysa bazı siyasi hakların elde edilmesi için geçmişte olağanüstü  çabalar sarf edenler ve bedel ödeyenler vardır.

Kadın kotası da onlardan biridir.

Şimdi eğer,  Siyasi Partiler Yasası ile sabitlenen kadın kotası varsa, bunun tarihsel bir geçmişi de vardır.

Tarihte, bu hakkın kadınlara verilmesi için mücadele eden ve bedel ödeyen kadınların olduğu gibi.

Bu kadınlardan bir tanesini iyi tanıyorum.

30 yıl önce, kadın kotası için verdiği mücadelenin de yakın tanığıyım.

Şimdilerde mütevazı eczanesinde mesleğini yapan ama entelektüel birikimlerini topluma aktarmak için aralıksız yazarlığa devam eden Fatma Azgın “adaletsizlik ve eşitsizlik vardır, karar alma mekanizmalarında daha çok kadının olması için kadın kotası şarttır” dediğinde yer yerinden oynamıştı.

Ait olduğu partinin mentalitesi şuydu:

“Biz kurtuluş mücadelesi veriyoruz, zafere ulaştığımızda kadınlar da kurtulacak.”

Fakat ne garipti ki “kurtuluş mücadelesi veren” partiyi sadece erkekler yönetiyordu.

Kadınlar yönetimden uzak tutuluyordu.

Hakkını teslim etmek gerekir ki kadın kotasını ilk uygulayan da bu parti oldu.

Sağ partilerde ise durum daha da vahimdi.

Kadınlar ve onların oluşturduğu kadın kolları, çay partileri düzenleyip erkeklerin egemen olduğu parti yönetimine destek olanlar olarak görülüyordu.

Sağ partilerin bu konularda evrilmesi çok daha yakın tarihlerde mümkün olabildi.

 

***

 

Şimdilerde durum şudur;

Tüm partiler, milletvekili aday listesine yüzde otuz kadın aday koymak zorundadırlar.

Zorlananlar  ne yapıp edip kadın aday bulacaklar.

Tabii bu zorlama şöylesi bir tehlikeyi de beraberinde getirecek;

Kadınlar sırf listeyi tamamlamak için aday yapılacaklar, seçilmeleri için değil.

Bu tehlikenin önüne geçmenin yolu yine kadınlardan geçer.

Kazanmak için aday olanlardan ve kadın adayların kazanması için adaylara destek olacak hemcinslerinden.

“Kadının siyasette adı yoktur” dönemini kapatmak için önümüzde altın bir fırsat vardır.

Özellikle de kadınların.

Umarım bu fırsatı iyi değerlendirirler…