

Dr. Derviş Eroğlu, canlı yayınlar ya da bant yayınlar konusunda, adaylar arasında, farklı bir strateji izliyor.
Programlara çıkmıyor.
Hiçbir adayla yüzleşmiyor.
Tartışmıyor.
Ne yapacağını anlatmıyor.
Sadece seçmene gidiyor.
Kendi dar çevresi ile buluşuyor.
Gazeteleri böldü…
TV’leri böldü.
Her televizyon kanalına gitmiyor.
Her gazeteci ile yüz yüze gelmiyor.
Her gazeteciden soru kabul etmiyor…
Neden?
Nedenini sorgularsanız eğer, çok sonuca varırsınız.
Eroğlu konuştukça oy kaybediyor.
Bu net…
Sadece elde kalan “vatan ve millet” edebiyatı.
Bunun dışında proje var mı?
Yeni bir ileri adım var mı?
Yok.
“Bu devleti biz kurduk biz yaşatırız” var mı?
Var…
“Bu bayrak gönderden inmeyecek” var mı?
Var…
“Toprağın güvencesi biziz, Rum istese de vermeyeceğiz” politikası, yani tek bir çakıl taşı vermeyen lider imajına oynama var mı?
Var.
Eroğlu bunlara sarılarak, diğer tüm noktaları gözden kaçırıyor.
Kanal T olayı
Dr. Derviş Eroğlu, geçtiğimiz pazartesi akşamı, Kanal T’de Dilek Kırcı’nın program konuğu olacaktı.
Önce çoklu aday programına katılmadı…
Ardından bir önceki hafta “duyurusu yapılmasına” rağmen, programa katılmadı.
6 Nisan Pazartesi akşamı, herkes heyecanla, Derviş Eroğlu’nun yayına çıkmasını bekledi.
Bu kez, “Kanal T” krizi çıktı.
Nasıl mı?
Ah o Havadis ah…
Biz, gazete olarak, tam da o gün, “Mal Beyanı Yalan Oldu” başlıklı bir haber yayımladık.
Ardından da CTP Mağusa eski Vekillerinden Sonay Adem, Baykan Gürses Özdağ’a “şaibeli 3 milyon TL ile ilgili” o dönem neler yaşadıklarını anlattı.
Kanal T’de, sabah programları yapan Cenk Diler de, bu manşeti okudu.
Üstüne de, “Açıklamazsa sandıkta kalacak. Bu halktan daha neyi gizliyorsunuz” diye bir yorum yaptı…
Sen misin bu yorumu yapan?
Havadis yazdı, Cenk Diler manşeti okudu, önce propagandacılar, sonra da Derviş Eroğlu, Kanal T’yi hedef aldı.
Kabak Tatar’ın başına patladı
Eroğlu, duyurusu yapılmasına rağmen, “kendisini eleştiriyor” gerekçesi ile Kanal T’de hiçbir programa katılmayacağını açıkladı.
Tepkisinin Dilek Kırcı’ya değil, Kanal T’ye olduğunu söyledi.
Ersin Tatar ile görüştü.
Burada, Sibel Tatar, “Kanal T’nin bir TV kanalı olduğunu” belirterek, programcılarının arkasında durdu.
Geçmişte, birçok arkadaşımız sırf bu yüzden kanaldan kovuluyordu.
Sibel Tatar’a da bu dik duruşu nedeniyle teşekkür etmek gerekiyor.

Ne zaman?
Sayın Eroğlu, mutlaka bazı yayınlara çıkacak.
Örneğin, “içinden okuduğu” ekran konuşmaları…
Saray’ın en terbiyeli savunucusu konumundaki Reşat Akar’ın, “sor bana söyleyeyim sana” programı gibi.
Siyasetçilerin artık “gazetecileri” var ya…
Herkesin de o kalıba girmesi isteniyor.
Oysa çık…
Sorgulamaya izin ver…
Mal varlığının açıklanmaması ile ilgili soruları yanıtla mesela
Geçmişin sorgulanmasından korkma…
Geleceği anlatmaktan korkma.
Ben Sayın Eroğlu’nun yerinde olsam, böyle yapardım.
Aksi, şaibeleri körüklemekten başka işe yaramaz…
Gazetecilik mesleğine de ihanettir…

Hangi yüzle gelecek?
Aday olamadı.
Bugün, yarın memlekete damlar.
Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay’dan bahsediyorum.
Bende imajı artık yerle bir…
İnandırıcılığı sıfır…
KKTC kurum ve insanına saygısı olduğunu da düşünmüyorum.
Benim gibi düşünen çok sayıda insan var, eminim.
Sen burada tuttuğun makamı yok say…
“KKTC’ye hizmet için TBMM’ye girmek istiyorum” de…
Buradaki çok sayıda din adamı da buna alet olsun…
Sonra “tas gibi” ortada kal.
E?
Üzerine de hiçbir şey olmamış gibi, gelip o KKTC kurumunun yönetimine devam mı edeceksin?
Bence, Sayın Talip Atalay, Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da oldu.
Akademisyen aynı zamanda…
Profesör.
Aslında, buradan verilecek makama da ihtiyacı yok…
Bu nedenle, doğru olan, Atalay’ın ya Türkiye’de farklı bir görev alması ya da akademiye geri dönmesi…
Bu kadar olay ve küçümsemenin ardından, Sayın Atalay, hangi yüzle dönecek?
Hangi din adamına söz geçirecek?
































