Bertuğ TOPAL
Rum lider Nikos Anastasiadis’in geçtiğimiz hafta içerisindeki müzakerelerde uzun süredir Rum yönetiminin reddettiği “Türkçe’nin AB’de resmi dil olması” konusunu gündeme getirerek adım atacağını açıklaması Kıbrıs’ın kuzeyinde de olumlu yanı buldu.
Havadis’in dün okuyucularına duyurduğu haberde Rum lider Nikos Anastasiadis, “İyi niyet çerçevesinde” bir iyi niyet ortaya koyarak, bununla ilgili başvuruyu Avrupa Birliği’ne yapacağını Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya iletti belirtilmişti.
Uzun süredir gündemde olan ancak adım atılmayan konu, Türkiye’nin AB üyelik süreci için de en önemli dönemeçlerden biri olarak adlandırılıyor.
Gündeme bomba gibi düşen bu konu milletvekilleri ve dernek ve örgütler tarafından da olumlu karşılandı.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler Güzelyurt Milletvekili Armağan Candan konunun çok önemli olduğuna vurgu yaparak Kıbrıslı Türkler adına ciddi bir gelişme olduğunu söyledi.
Ulusal Birlik Partisi Gazimağusa Mileltvekili Hamza Ersan Saner ise yıllardır Rumların yapması gerekeni ancak şimdi yaptığını ifade ederek yine de iyi niyetin olumlu olduğunu söyledi.
Kıbrıs AB Derneği Başkanı Ali Erel ise, Kıbrıslı Türklere ciddi yarar sağlayacak bu adımın sonuçlanmasının önemli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu ise Havadis’e yaptığı açıklamada “Müzakere süreci başarılı olur ve birleşik federal Kıbrıs’ı kurmak mümkün olursa Türkçe, 1960 Cumhuriyeti gibi yeni devletin de resmi dili olacak. Sayın Anastasiades bu müracaatı kendi tasarrufu ile yaptı. Bunu bir jest olarak yorumlayamıyorum ama iyi niyetli bir girişim olarak yorumluyorum” dedi.

Candan: Bu süreci hızlandırmaya çalışacağız
Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler Güzelyurt Milletvekili Armağan Candan, Kıbrıs Türk tarafı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği üyesi olduğundan bu yana hep talepleri olduğunu ifade etti.
Candan, “Kıbrıslı Türkler Annan Planı’na evet demiş olmasına rağmen AB dışında kalmıştı. Ve bu da Kıbrıslı Türklere ayrımcılık yaratmış oldu. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dillerinden biri olan Türkçe’nin dışlanması da bunların nedenlerinden biriydi. 2004’ten bu yana her yaptığımız uluslararası temasta ki önümüzdeki hafta da Meclis heyeti olarak AB yetkilileri temaslarımız olacak bu talebimizi yeniden dile getireceğiz. Bu başvurunun bir an önce Kıbrıs’ta bir çözümü beklemeden AB tarafından kabul edilip AB’nin resmi dili olmasını doğrudan iletme imkanı bulacağız.
AB’nin umuyoruz ki 25. resmi dili Türkçe olacak. Bütün kurumlarındaki toplantılar bundan böyle Türkçe’ye de çevrilecek. AB’nin yayınları, web siteleri Türkçe olarak da oluşturulacak. Bütün yasalar Türkçe’ye çevrilecek. Birincil mevzuat olsun gerekse ikinci mevzuat olsun hepsi Türkjçe’ye çevrilecek. Ayrıca Kıbrıslı Türkler de AB’de çalışabilmek için artık 2 başka AB dili bilmek zorunda kalmayacak. AB kurumlarının sınavlarına girip AB’de bürokrat olmak için Türkçe ve İngilizce bilmeleri yeterli olacak” dedi.
Candan da dil mağduru
Armağan Candan 2004 yılında Avrupa Birliği’nde dil yüzünden işe giremediğini ve dil mağduru olduğunu belirtti. Candan, “2004’te yapılan AB sınavlarından geçmiş biriyim. Ama sırf Rumca bilmediğim için ayrımcılığa uğradım. AB’de çalışmaya giremedim. Dolayısıyla bu da ortadan kalkacak. Bayağı tartışmalar olmuştu. Ondan sonra bizim bu şikayetimiz üzerine Rumca değil diğer dillerden birini bilmek de sınavı geçmeye yeterli sayıldı.
Türkçe artık bir AB resmi dili olarak sayılacak. AB ile yakınlaşma için önemli bir rol oynayacak. Tarihi bir önemi var. Anastasiadis’in yaptığı bu açılım çözüm sürecine de olumlu yansıyacak. AB’nin bir an önce adım atması gerek. Türkiye AB ilişkilerinin de ileriye götürülmesinin önünü açacak önemli bir adım olacak” dedi.
Saner: Geç kalınmış bir adım
Ulusal Birlik Partisi Gazimağusa Mileltvekili Hamza Ersan Saner ise Havadis’e yaptığı açıklmada bu çalışmanın bugün başlanacak olmasının kötü olduğunu ifade ederek çalışmanın 2004’te Rumların üye olmasının hemen ardından başlaması gerektiğini söyledi. Bu adımın o zaman atılması gerektiğini kaydeden Saner, “Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının resmi ve yazışma dili Rumca, Türkçe ve İngilizcedir. Bugüne kadar olmaması başta Rum tarafının ayıbıydı genelde de AB’nin yanlışıydı. Çok büyütülmesi gereken bir şey değil çünkü bu olması gereken bir uygulamaydı. Çözüm sürecine katkısı olur mu bilemiyorum. Göstermelik bir hareket olmasına rağmen Kıbrıslı Türklerin haklarını teslim eden bu hareketi olumlu karşılıyorum” dedi.
Erel: Çözüm halinde ciddi bir adım olur
Kıbrıs AB Derneği başkanı Ali Erel ise bu adımın çok faydaları olacğaını söyledi. Türkiye içinde de faydası olacağını kaydeden Erel, “bütün müktesebat Türkçe’ye çevrilecek demektir. Kıbrıslı Türklerin ve Türkiyelilerin AB organlarında çalışma şansı doğacak. Ancak bunun ciddi bir maliyeti var. Bütün müktesebatın Türkçe’ye çevrilmesi önemlidir. Giriş anlaşması yapılmadan önce üye devletin bunu sağlaması gerek. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bunu sağlaması gerekirdi. Kıbrıs Cumhuriyeti bütün maliyetini karşılayacak gibi duruyor. Anastasiadis bunu söylerken hesabını yapmıştır. Çözüm yönündeki müzakerelere psikolojik olarak katkısı olur. Şu anda çok fazla kaybettiğimiz bir şey yok. Çözüm halinde AB Vatandaşlık Hakları ortaya çıkacağından Türkçe müktesebatına ulaşabilmek büyük avantaj olacak” ifadelerini kullandı.
Burcu: İyi niyetli bir girişim
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu Havadis’in yayını üzerine Havadis’e açıklama yaptı. 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti düzeni içinde Türkçe’nin zaten resmi dil olduğunu söyleyen Burcu, “Şu anda, gelecekteki birleşik federal Kıbrıs’ı oluşturmak için müzakereler yürütüyoruz. Müzakere süreci başarılı olur ve birleşik federal Kıbrıs’ı kurmak mümkün olursa Türkçe, 1960 Cumhuriyeti gibi yeni devletin de resmi dili olacak. Sayın Anastasiades bu müracaatı kendi tasarrufu ile yaptı.
Bunu bir jest olarak yorumlayamıyorum ama iyi niyetli bir girişim olarak yorumluyorum çünkü bu zaten var olan ve olması gereken bir şeydi. Bu müracaatta geç bile kalındı.
Kıbrıs AB üyesi olurken Türkçe’nin AB’nin resmi dili olarak kayda geçmesi lazımdı. Önemli olan, Türkçe’de güzel bir atasözü var ‘geç olsun güç olmasın.’ Bu müraacaatın geçmişte yapılması gerekiyordu, bugün yapıldı. Olumlu ve iyi niyetli bir girişim olarak nitelendiriyorum” dedi.
































