İnsan aklı öylesine bir enteresandır ki her daim hatırlatmaya yani tekrara ihtiyacı vardır.
Hele bizimkisi gibi “nisyan ile malul olan” yani unutma özrü olan toplumlarda bu kural bütünüyle geçerlidir.
Çok sevdiğim bir laftır;
“Hafıza-i beşer nisyan ile malulüdür.” (İnsan hafızası unutma özürlüdür.)
Bunun için hatırlatma ve tekrar çok önemlidir.
Ta ilk doğumdan başlar tekrar.
Bebeğin yapılması istenilen davranışları sürekli tekrar edilir.
Sonra ana sınıf, ilkokul, orta öğretim ve üniversite.
Hayat boyu da sürer gider.
En sevdiğim davranış biçimlerinin arasında hatırlatma vardır.
Geçmişi hatırlatma.
“Sen dün böyle söylüyordun, böyle davranıyordun da şimdi farklısın.”
İnsanın değişebileceğinin anti tezi değildir bu.
Elbette herkes değişir.
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözü de bu gök kubbenin altında söylenmiş en önemli sözdür.
Fakat, bizimkisi gibi kaypak yapılarda “dün öyle bugün böyle” davrananlar için de panzehirdir.
***
Dün bir grup öğretmenle bir araya geldik.
KTÖS Genel Başkanı, KTÖS yöneticileri ve mesleğe yeni başlayan pırıl pırıl gençler.
Konu geçen dönemde çokça tartıştığımız “göç yasasıydı.”
Adına “göç yasası” denilmesini doğrusu garipsemiştim. Hala garibime gidiyor.
Bence en büyük “adaletsizlik yasasıdır.”
Malumdur, KKTC maliyesi maaşları ödeyemeyecek kadar bile kazanmıyor.
Her avuç açıyor.
Aklı eveler maaşların düşürülmesini planladılar.
Yemedi, gözleri almadı, memuriyete yeni başlayanların maaşlarını düşürmeye yeltendiler.
Becerdiler de.
Çıkardıkları bir yasa ile bun u yaptılar.
İşte o gün memlekette en adaletsiz günlerden biri daha başladı.
Aynı iş yerinde çalışanlar arasında muazzam bir adaletsizlik ortaya çıktı.
Ve bu hala sürüyor.
İşin en garip tarafı nedir biliyor musunuz?
Bu yasayı çıkaranlar şimdi muhalefettedirler ve bu yasayı savunma cesareti bile gösteremiyorlar.
Bu yasaya şiddetle karşı çıkanlar şimdi hükümettedirler ve bu yasayı ortadan kaldıramıyorlar.
Bir itiraf;
Bu yasa yürürlüğe girdiğinde bizimkisi gibi özel sektörden devlete kaçışların son bulacağını sanmıştık.
Yanılmışız.
Hiçbir güç devlete kaçışı engelleyemiyor.
Politikacı “gel seni devlete alalım” dediğinde herkes tıpış tıpış gidiyor.
Çünkü devlet denilen mekanizma en büyük rant dağıtan araçtır hala.
***
Dün bir kez daha “iyi ki Havadis varmış” dedim kendi kendime.
İyi ki bu gazeteciler patronaj düzenini reddederek bir araya gelmişler ve iyi ki Havadis’i kurmuşlar.
“Nisyan ile malul olanı” ilan etmek gerekirmiş bu zamanlarda.
Ve her daim hatırlatmak gerekirmiş.
Kıbrıs Türkünün çağdaş bir düzene ulaşması için mücadele etmek gerekirmiş.
Bunlar için Havadis’i kurduk.
İyi ki bir Havadisimiz vardır.
Beşinci yılda emeği geçen, katkı koyan herkese teşekkür ederim.
Kurumsal bir şekilde Kıbrıs Türkü’nün sesi olmayı hedefledik.
Buna ulaştığımız için mutluyuz…
































