Zor bir karardı…
Belki de hayatımızın en zor kararıydı…
Öyle ya…
Hep, işimizi yapıp, önümüze bakmıştık o güne kadar.
Ama bu kez, “bir iş kurmak” gündemdeydi.
Ama bu “iş” para kazanılacak bir iş de değil, “halk adına mücadele edilecek” bir “iş”ti…
Ama bu hayatta bildiğimiz tek “iş”ti…
Gazetecilik…
Gazetemiz…
Havadis, bu sancının ardından doğdu.
Başaran Düzgün ile birlikte, “Bu saatten itibaren kader birliği yapacağız” dedik ve altı yıldır bu devam ediyor.
Hiç unutmam…
Bu kararı aldık ve Kıbrıs Gazetesi sahibi Asil Nadir’in yanına çıktık…
Önce Başaran Bey görüştü…
Ardından ben.
Kıbrıs TV’deki arkadaşlarımı bir araya toplayarak, “çaktırmadan veda” etmiştim.
“Ne yapacaksınız?” diye sormuştu Asil Nadir…
“Bildiğimiz işi” demiştim.
Bir şeyi daha unutmam…
Hemen Mustafa Özsoy’un yanına koşmuştuk Başaran Düzgün ile…
Bizden bir süre önce, o çarpık yapıdan kopmuş, yeni bir iş hazırlığı içindeydi.
“Billim” demişti Başaran Düzgün, “Tüm planlarını unut, kader birliği yapacağız…”
Üç kişiydik artık…
İç haberleri yönetecek ekip tamamdı…
Spor ve magazin tamamdı…
Ama yeterli değildi…
Bu projenin dördüncü ismi de vardı…
Derya Atamer…
Kıbrıs TV’de birlikte çalışmıştık.
Ayrıldığımızın ertesinde verdiğimiz “gazete” kararının en önemli halkalarından biri eksikti…
Bilgisine ve yeteneğine olan güvenimizin de verdiği cesaretle, “Derya, bize yardım et, bizle ol…”
Anımsıyorum…
Tek bir soru sordu…
“Ciddi bir iş mi yapacağız?”
“Evet” yanıtına verdiği cevap da “evet” oldu…
İşin bir de teknik kısmı vardı.
Öyle ya…
Onlarca bilgisayar… Bu bilgisayarlarda yapılacak gazete… Dijital işlemler… İnternet sitesi… Haber paketi…
O isim de Tahir Gazi’ydi…
Nihayet beş kişi olmuştuk…
Saymakla biter mi…
Örneğin Nuri Erhat… Nuri baba…
Gazete yayım hayatına başladığı andan itibaren baktık ki bir para girişi var… Ödenmesi gerekenler var… “Yetiş” dedik… Emekli olmuştu ve evinde, mutlu ve huzurlu bir emeklilik hayatı vardı.
“Gönül verdi” ve geldi. Tek bir kuruş dahi almadan, hiç anlamadığımız bir alanda, bize el verdi. Minnettarız…
Okurlarımız sonra…
İlk günün satışını anımsıyorum…
4 bin sınırını aşmıştık… Daha ilk günden…
Şükür çıtamız aşağıya düşmedi.
Ne de olsa “fazla para kazanalım” düşüncemiz yoktu.
Hep yatırım yaptık…
İnsana…
Teknolojik altyapıya…
“Kıbrıs Türk basınında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” demişti Başaran Düzgün.
31 Aralık 2008’de istifa etmiştik…
O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
“Gazeteciler bir gazete çıkarabilir mi?” diye bir soru vardı örneğin.
Cevabı “hayır” olan…
Biz ısrarla “Gazetecilerin Gazetesi” dedik Havadis için… Öyle de davrandık…
Şükür, bize güvenen ve inanların boynunu bükecek hiçbir şey yapmadık…
Havadis Gazetesi…
Poli Dergisi…
Hayat Dergisi…
www.havadiskibris.com internet sitesi…
6200 Havadis Haber Paketi…
Sınıf Dergisi…
Radyo Havadis…
www.radyohavadis.com…
Ve elbette Apple ve Android uyumlu Dijital Havadis Gazetesi…
Bir yandan bugünün gereğini yaparken, diğer yandan da ülkenin geleceğinde de var olma adına, teknolojik altyapımızı tamamlıyoruz.
Şimdi TV projesi üzerinde çalışıyoruz.
Çalışmaya da devam edeceğiz.
Kıbrıs Türk basını zor günlerden geçiyor.
“Kolaydan para kazanma adına” siyasetle iç içe, siyasetçiler tarafından “satın alınmayı bekleyen” bir kesim sızdı medyaya…
Kamuda iş alarak…
Kamudan iş alarak…
Hızla kirlenen bir ortam yaratıldı.
“Siyasetin yönettiği” medya grupları oluştu.
Kumar sektörünün beslediği bir medya sektörü oluştu…
Bu ortamda, Havadis bir “ay gibi” parlıyor.
Sadece Kıbrıs Türk medyası mı kötü günlerden geçiyor? Ya ülke?
Bu berbat düzen içerisinde, her köşede ayrı bir haksızlık…
Her köşede ayrı bir talan…
Her olayda ayrı bir yalan…
Kinle beslenenler…
Çıkar üzerine dizayn edilenler…
Misyonumuzun farkındayız.
Her türlü zorluğa göğüs gererek, “Havadis”i ileri taşıma misyonumuz var.
Doğru ve ilkeli gazeteciliği farklı kurumlarda aynı düşünceyle çalışan meslektaşlarımızla ileri taşıma misyonumuz var.
İyi ki gazeteciyiz…
İyi ki Havadis var…
Ve evet…
2 kişiydik…
3 kişiydik…
4 kişiydik…
5 kişiydik…
Şimdi çalışan ailelerimizle birlikte 200 kişiyiz.
Okurlarımızla on binlerceyiz.
Tek vücuduz…
Başarıyı hep birlikte sahipleniyoruz.
Yaptıklarımızla hep birlikte gurur duyuyoruz…
Misyonumuzun farkındayız.
Bu duygu ve düşüncelerle, 6 yılı geride bırakmanın huzuru içerisindeyiz.
İyi ki bu güzel ekibin bir parçasıyım…
































