İtiraf ediyorum - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Perşembe, Mayıs 30, 2024
Köşe Yazarları

İtiraf ediyorum

Ece Uslu

Ailem bana bu hayatta her ne olursa olsun dürüst olmayı, erdemli ve ahlaklı davranarak kul hakkı yememeyi öğretti. Eğer çalışkan olursam, hem kendime saygımı kazanabileceğimi hem de isteklerime ulaşabileceğimi öğretti. Ancak bazen kafamı kaldırıp etrafa bakıyorum ve niye ki diyorum? Niye bana bu dünyada bunları öğrettiler? Bu dünyada bunlar işe yarayan şeyler miydi gerçekten?

Hepimiz insanız ve hepimiz bize ‘yanlış’ diye öğretilen yollara düşebiliriz. Ömrüm boyunca bunu asla yargılamadım ve yargılamam. Ancak ben artık bazı insanların kötü olarak yaşamayı tercih ettiklerini düşünüyor, düşünmenin ötesinde gözlemliyorum. Kötü olmak, ahlaksız davranmak, yalan söylemek sayesinde elde ettikleri onlara o kadar tatlı geliyor ki bir süre sonra bu onların vicdan azabı duymadan yapabildikleri bir şey oluyor. Hatta psikolojik kavramların hayatın içine bu denli invaze olduğu şu dönemde de sığındıkları   çocukluk travmaları’ oluyor ne yazık ki. Hiç bitmeyen, ve ne tuhaf ki farkında olmalarına rağmen çözüm aramayı reddettikleri çocukluk travmaları. Ne güzel bir yeni manipülasyon tekniği!


Ve evet gelelim itiraf kısmına… İyi, ahlaklı, merhametli bir insan olmanın giderek zorlaştığı bu dünyada bazen isyan ediyorum evet. Neden ben de bunlardan biri olarak doğmadım diye!

 

Mesela;

  • Halkı sefalet içinde yaşarken, gidecek okul, hastane bulamazken kendilerine saray yaptırabilecek kadar vicdansız olanları,

 

  • Çalışmak yerine patronu yağlayarak etliye sütlüye dokunmadan terfi alanları,

 

  • Tek başarıları zengin bir adamı ayartıp onun sunduğu maddi fırsatlarla bir iş kurmakken, kendilerini gerçekten başarılı sayacak kadar şuursuz olanları,

 

  • Dağıttıkları ailelerin zerre kadar sevmedikleri çocuklarını arkadaşlarına bir kaşık suda boğmak istediklerini anlatırlarken, hayatlarındaki insanı pardon parasını kaybetmemek adına çocuklarına aşıkmış gibi davrananları,

 

  • Para aklamak için kurdukları sağlıklı yaşam merkezlerinde en erdemli insanlar kendileriymiş gibi davranarak halk tarafından el üstünde tutulanları,

 

  • Yasa dışı yollarla elde ettikleri paralarla sırf parası var diye saygı görenleri,

 

  • Yine sırf parası var diye her daim haklı çıkanları,

 

  • Para kazanmak uğruna halka fazladan test isteyip ilgili doktor sıfatı kazanırken cebini dolduranları,

 

  • İşleri düşenlere istenen ağızdan konuşup arkadan bildikleri gibi yaşayanları,

 

  • Gözünün içine baka baka yalan söyleyebilenleri,

 

  • Sırf PR uğruna kendilerini olmadıkları biri gibi gösterebilenleri,

 

  • En yakın arkadaşınmış gibi davranıp maddi olarak isteklerine ulaştıktan sonra iş yaptıkları arkadaşlarını yarı yolda bırakıp gidebilenleri,

 

  • Sürekli mağdur rolünde kendilerini acındırıp lüks bir hayat içinde yaşayanları,

 

  • İnsanların vicdanlarına oynayıp, hem yemedik halt bırakmayıp hem de düzenlerini bozmayanları,

 

  • Sırf isim yapabilmek adına kurdukları sinsi planı yıllarca uygulayabilenleri,

 

  • Para kaybetmemek uğruna zengin olduğu için saygın olduğunu sandığı erdemsiz insanların yanında kalıp, gerçek dostum dediği insanlara sırtını dönebilenleri,

 

  • Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyen zihniyeti,

 

  • Bir insanı kendinden üst bir yere koyup sorgulamadan, şuursuzca tapanları,

 

  • Gözlerinin içine sokulan yalanlara çıkarları doğrultusunda inanmayı tercih edenleri,

 

  • Akıllarını kullanmadan, sorgulamaksızın yaşayanları,

 

  • Sahip oldukları tek şey para iken kendilerini diğer insanlardan üstün görenleri ve buna imkan sağlayan düzeni,

 

  • Birbirlerinin arkasından demediklerini bırakmayıp hiçbir şey yokmuşçasına kucaklaşanları,

Evet yeri geliyor kendimden utanarak söylüyorum; kıskanıyorum…

Aylardır sırf iyi niyetimden uğradığım haksızlıklar nedeni ile mesleğim gereği susmak zorunda kalmak, beni insanlıktan giderek daha ümidini yitirir bir hale getirdikçe daha da çok özeniyorum bu kendini bilmezliğe. Canımı yakanların gerek yalanlarla, gerekse maddi güçleri ile gözümün önünde insanları kandırmaları karşısında zihnimde biriken cümleler beni en sevdiğim şey olan yazmaktan bile alıkoydukça, ailem beni gerçekten böyle yetiştirmekle gerçekten iyi bir şey mi yaptı diye sorguluyorum. Gözüme bakarak söylenen yalanlara sırf onlar adına utandığım ve yalanla tartışılamayacağını bildiğim için susmak kendime yaptığım büyük bir ihanet gibi geliyor.

İşte yeni dünya demek istiyorum. Yeri geliyor bu vicdansızlıkları, bu kötülükleri, bu karaktersizlikleri bile kıskanır hale getiriyor insanı değil mi? Çünkü hakkını arayamadığın bir düzen içinde yaşıyorsun. Velev ki sesini çıkarıp hakkını aradın; adaletin yerini bulmadığı, bulsa da yaşananların 3-5 ay sonra unutulduğu bir düzen içinde yaşıyorsun. Tüm bunları düşündükçe içim bir yangın yerine dönüyor. Sonra diyorum ki böyle yapmakla senden başka yanan var mı? Yok!! Gerçekten onlar gibi olmak istediğin için duyduğun bir kıskançlık mı bu, yoksa hayatın adaletsizliğine karşı duyduğun bir öfke mi bu? Onlar gibi olma düşüncesi bile kendime olan saygımı yitirmeme yetiyor. Yani cevap belli aslında, dünyanın geldiği hale kızgınım. Yaşadığımız cehalete kızgınım.

Gerçekten düşünmemek, sorgulamadan yaşamak mutlulukmuş diyorum bazen. Ama çok şükür ki hayatın içinde istediğim halde bulunabilmem adına ekstra emek harcamak zorunda kalsam da düşünen, sorgulayan bir zihnim var diyorum sonra. Birilerini kendinden üstün görmek, yaranmaya çalışmak, bunun için kendinden vazgeçmek yani bir karakter sergileyememek ne acı diyorum. Ne kendime ne başkasına ihanet etmeden yaşadığım temiz bir hayatım ve vicdanım var. Kendimi olduğumdan farklı göstermeye çalışmamı gerektirmeyecek bir karakterim. Hal böyle iken kendi yalan dünyalarında, aslında kimin gerçekten haklı olduğunu bilen insanlar topluluğunun kendilerini kandırışlarını izlemeye dönüşüyor bir anda öfkem… Sonra giderek kendi varoluş şeklimi takdire, çabamla elde ettiklerimi şükre ve huzura doğru ilerlerken sakinleşiyorum. Evet hayat adil değil ve bu adil olmayan dünyada kendin olarak kalabilmek, kendine saygını yitirmeden yaşayabilmek en kıymetli şeymiş aslında bu gerçeği kabul ettiğim noktada aileme daha büyük bir minnet duyuyorum… Sevgiyle…

Tepki göster
Bayıldım
1
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
1
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
1
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar