Köşe Yazarları

İşte Kıbrıs sorunu (2)


Dün Kıbrıs sorununun 1974’de başlamadığını, ilk kez 1814’de Odesa’da kurulan Etniki Eteria Cemiyetinin 1821’de Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhakını öngören “Enosis” kararıyla başladığını yazdımdı. Yani bundan 205 yıl önce..

“Denecek ki artık tarihin sayfalarında kalmış “eskilerle” uğraşmanın ne faydası olabilir ki?

O zaman devam ediyorum:

1821’de alınan Enosis kararıyla yeniden “Bizans İmparatorluğunu” kurma hayali ancak 19. Yüzyılın ortalarında “eylem” haline getirildiydi. Olayları tarihi süreçleri içinde anlatalım:

Bir: 1821’de Yunanistan’dan Kıbrıs’a kalabalıklar halinde papazlar gönderilmeye başlanır. Adadaki “Levantinler” “Ortodoks kilisesine bağlı Hristiyanlara” dönüştürülürlerken, “Yunan kökenli” oldukları telkinlerinde kandırılırlar.. Oysa adadaki Rumların Yunanistanla uzaktan yakından ilgisi yoktur!

İki: 1839’da çıkartılan isyan sonucunda Mora Yunanistan’a geçer..

Üç: Ardından İsyanlar Girit’e sıçrar. Osmanlı ayaklanmaları bastırır, asayişi sağlar ama İngiltere ile Batı ülkelerinin koltukladığı Yunanistan’a “müzakereler” sonucunda Teselya (adeta) armağan edilir. Girit’e de muhtariyet verilir..

Dört: Balkan savaşları sonunda yine Müzakere masasında bu kez hem Girit hem Makedonya Yunanistan’ın olur!

Beş: Fakat “hediyeler” bitmez, daha sonra İngiltere Yunanistan’a Korfu’yu da peşkeş çeker!

Altı: Lozan’da da Kıbrıs resmen İngiltere’nin kolonisi olurken, Yunanistan’a da Oniki Adalar hediye edilir…

…“ŞİMDİ sıra Kıbrıs’tadır” dersek “abartmış” mı olacağız? “Hadi canım sende” mi denecek?

O zaman sormaz mısınız? Kıbrıs’ta EOKA neden kurulduydu?

Yunanlı Grivas neden Eoka’nın başına getirildiydi?

İngiliz’e karşı başlatılan “tethiş” yani “terör olayları” neden adadaki Türk halkı “yok” sayılarak sürdürüldü?

Makarios neden Kıbrıs Cumhuriyetini bir buçuk yılda bitirerek 1963’de adayı Yunanistan’a ilhak etmek için “Noel”le ile birlikte harekete geçti? Neden Türkiye şu günlerde 45. Yılını idrak ettiğimiz 1974 Barış Harekâtını gerçekleştirmek zorunda kaldı?

Neden Rumlar Barış Harekâtında jenosit hareketi ile masum Türk insanlarını yüzlercesiyle öldürdü, çukurlara koydu!

VE hatırlatayım: “Bu olaylar İstiklâl Savaşında Yunanlıların İzmir’i alamadan denize dökülmelerinden sonra gelişen “intikam duygularıyla” gerçekleştirildi.. Türk halkı bu nedenle acımasızca kıyıldı!

Yani diyorum. Kıbrıs sorunu bir rastlantı değildir! Kökü 1821’lere dayanmaktadır. Yunanistan’ın yayılmacılık iştahından ve Türk düşmanlığından kaynaklanmaktadır!

**********

BUNLARI NEDEN YAZDIM?

Çünkü yukarıda çok özetle aktardığım “tarihi gerçeklere” karşın bu adada Hâlâ barışçı çözüm arayışında olan “Rum tarafı değil, Türk halkıdır! Çünkü Rum tarafı “çözüm istemiyor! Kıbrıs adasının egemenliğini istiyor. Zaman kolluyor!

…BAKIN “tarihi” ben de iyi bilmem. Fakat insan kendi tarihini çok iyi bilmelidir, bunu iyi bilirim! Oysa bizim yetişmekte olan gençlerimiz “1974 Barış Harekâtını bile bilmezler!”

Kelli felli tepe adamlarımız, politikacılarımız, siyasi partilerimiz “Türkiye düşmanlığıyla yatıp kalkmaktadırlar ki bu da artık deşilip cerahatleri akıtıldıktan sonra yaranın kapatılması yolunda yeni çabaları ve programları gerektirir. (İtiraf edelim: Çünkü Türkiye 1974’den beridir bu adada hata üzerine hata yapmakta, Türk halkını adeta Güney’e iterken muhtaç duruma getirecek “basit politikalarda” heyamola çekmektedir..)

45 yıl sonra bunları hiç yazmak istemezdim. Fakat Kıbrıs’ı (KKTC) kaybedersek, adadaki Türkiye de barınamaz Türk halkı da.. Ki Rum-Yunan ikilisinin asıl beklediği ve istediği ve de yaratmaya çalıştığı syasi fırsat budur. Yani “Türkiye’siz bir Kıbrıs!”

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (BELEDİYELER ÇÖKTÜ ÇÜNKÜ PARA YOK!)

Dün Mağusa’nın Trafik ahvalinden söz ettimdi..

Ya belediyesi? Ya KKTC Belediyeleri? Hapsi battı! Belediyelerin işlevsiz kaldığı “kentlerde” dolayısıyla tüm KKTC’ye yansıyan perişanlığa zaten elliyoruz.

Bir yıl oldu her halde. Asvaltları kazınmış İsmet İnönü Bulvarı yeniden asvaltlanmayı, kaldırımlarının yapılmasını bekliyor.. Para yok!

O güzelim Glapsides plajı bu yıl perişanlığı oynuyor. Pislik içinde! Para yok!

Yol kenarları kurumuş otlarla dolu! Para yok!

Göldeki arıtma tesisi hâlâ bekletiliyor. Mağusa bu yıl görmediği kadar hamam böcekleri gördü. Evlerde fink atıyorlar! Para yok!

Mahallelerdeki yollar yeniden asvaltlanmayı, kaldırımlarının yeniden yapılmasını bekliyor! Para yok!

ÖTE yandan “plansız” yapılaşmalar belki son “emirnamelerle” durdu ama olan oldu! Bir bakarsınız villa tipli evin yanında on katlı apartman! Tam bir arabesk!

Maraş’ın iskâna açılan ve Dördüncü Bölge” denilen mahallelerinde asvalt yol kalmadı! Pejmürdeliğe berdevam! Güney’e kapı açıldı ama Mağusa’ya otobüslerle gelip giden turistler patlak çatlak daracık yolları kullanırlar anca bir otobüs sığar!

Ha Ne diyecektim? Sakın Belediyeleri birleştirmeye kalkmayın! Artık kendi yörelerinin bile kahrını çekemeyen Belediyelerin kamburuna bir de “birleştireceğiz” diye yeni belediyeleri vurursanız bu deve çöker bir daha kalkamaz! Çünkü para yok!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı