Köşe Yazarları

İşte Kıbrıs sorunu: (1814!)


Türkiye’nin savaşta kaybetmediklerini müzakere masalarında kaybettiği tarihi bir gerçektir!

En son Lozan Antlaşmasıyla tüm o kaybettiklerine noktayı koyup Anadolu’ya kapandıkta, ardında ne Girit kaldıydı ne Musul! Ne Batı Trakya kaldıydı ne Kıbrıs!..

Aradan 86 yıl geçti. Ve Türkiye bir kez daha kendini, Lozan’da yarım kalmış “hesaplaşmaların” içinde buldu.

Nitekim Ortadoğu bataklığının içine çizmeleriyle dalması bir rastlandı değildir!

1960 Kıbrıs Cumhuriyetine müdahil ülke olarak Türk toplumunun garantörü olması da rastlandı değildir..

Şu anda Suriye, Irak sınırları ötesinde yeni güvenlik bölgeleri oluşturması da rastlandı değildir!

Fakat Dikkatinizi çekerim: Tüm bu gelişmeler askeri gücünün sonucudur.. Tıpkı Kıbrıs’ta 1974’de gerçekleştiği gibi..

Ki Yanı sıra, Türkiye’yi, Yunanistan’ı, Ege denizi ve adalarıyla kayalıklarını, Doğu Akdeniz’de münhasır Ekonomik bölgeleriyle hidrokarbon yataklarını da kapsamına alan siyasi ve ekonomik sorunları da devam etmektedir.. Kıbrıs sorunu da bu kapsamın içindedir ve kökü 1821’dedir! Yani 1974’de değil!

O zaman bir daha hatırlatalım.Bugün “siyasi, askeri ve ekonomik  sorunlarını” yaşadığımız  asıl büyük olayın başlangıcı, 1814’de Odesa’da kurulan “Etniki Eteria Cemiyetinin ‘Enosis’ hedefli yani Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını ön gören “Megali İdea” başlıklı harekettir..

Hedef Mora, Makedonya, Girit, Ege adaları, Kıbrıs, İzmir, İstanbul’un alınması, Büyük Yunanistan yani “Bizans” İmparatorluğunun yeniden kurulmasıdır…

DİKKAT! Açın tarih kitaplarını okuyun. Bir daha, bir daha okuyun.. Göreceksiniz ki bu büyük ve “tarihi ideal” Yunanistan’dan Ege Adalarına, Mora’dan Girit’e, Rodos’tan Meis Adasına, Şimdilerde Rum’un MEB’leri ile Doğu Akdeniz’i de kapsayan müthiş bir alanda gerçekleşmiş, sıra Kıbrıs’a gelmiştir!

Ben sadece yazmış oluyorum ve ekliyorum: Kıbrıs sorunu 1974’de değil, 1814’de Odesa’da Kurulan Etniki Eterya Cemiyetinin “Enosis” yeminli “Megali İdeasıyla” başladı devam ediyor!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (MAĞUSA’NIN SORUMSUZ TRAFİĞİ!)

Dün, memleketin pür’i melalini söylerken, “yarın da trafik sorununa bakarız” dedimdi! Ki artık ve sık sık ölümlü kazalar furyasına dönüştü!

Peki suçlu kim yada kimler?

Önce yolların yetersizliğidir dedik.. Neyse ki özellikle şehirler arası anayollar yapıldı da rahatladıktı!

Sonra çemberleri, kavşakları sürat yapan sürücüleri, akşamları yanmayan lambalar nedeniyle karanlıkları suçladık!

Fakat artık trafik derdimizdir, gailemizdir, insanlarımızı eceli gelmeden aramızdan çekip alandır, gözyaşlarımızdır, akaryakıt israfıdır, günlük akışı içinde huzursuzluk, kavga, hırgürdür!

Fakat felaketin sorumlusu sadece sürücüler hataları ve kabahatleri değildir! Asıl ve kat katı sorumlu olanlar “sorumsuz yetkililerdir!” Ki bin defa yazdık hadi gene yazalım:

KENTLERDE trafik sorunuyla keşmekeşi yaratanlar o kentlerin mülki Amirleri, Belediyeler, İlgili trafik şubeleridir falan.. Kısaca anlatayım: Mağusa’yı bilenler “İsmet İnönü Bulvarını, tam Merkezi yerde “Sulu” denilen” ve dört yol ortasında bulunan “çemberi” de bilirler!

Çemberden ayrılan bu yollardan biri limana, diğeri DAÜ’ye, öteki Mustafa Kemal Paşa Bulvarına, biri de Mağusa Zafer Anıtına çıkar.Fakat:

Sen kalk Mağusa’nın bu en çok trafik yükü taşıyan dört yönlü bulvarın çemberden DAÜ’ye dönen yolunun hemen başına sağlı sollu arabaların girip çıktığı tali yollar aç! Araba parkı yap onun bile çıkışını Anayola ver! Ki trafik allem kalem olsun, kazalar artsın!

Sen kalk Mustafa Kemal Bulvarının Galinant denilen apartman yığınlarının olduğu yerden bir kilometre bile olmayan kaldırımlarını beş yerden yararak arabaların ana yola fırladığı beş çıkış yeri yap ki trafik sıkışsın, sürücüler bunalsın, kaza yapsın!

Ve sen Lefkoşa’da yirmiyi aşkın olan “sinyalizasyonlara” nazire Mağusa’da iki sinyalizasyonla vaziyetleri idare ederken, artık bir ucu Derinya’da diğer ucu Mağusa hastanesinde kilometrelerce karelik bir kente üç dört sinyalizasyon daha koyman gerekirken inadına koyma! Ki  trafik tıkanıklığıyla kazaları hep devam etsin!

EVET doğrudur. Bu ülkede “çok ama çok “yetkili” görevli vardır. Fakat “sorumlu” olanı yoktur!

**********

ÜNAL AKİFLER: (BİR DUAYEN EKONOMİST.)

Ünal’ı 1970’lerde iki yıl Lefkoşa’ya gidip geldiğim yıllarda tanıdıydım. O yıllarda gazete köşelerinde yazan beş on kişi ya var ya yoktuk. Meğer o dönemlerde Ünal Akif dediğimiz Akifler’in en çok merak ettiği köşecilerden biriymişim.. Bizi rahmetlik Taşkent tanıştırdıydı ve ondan sonra da çok sık olmamakla birlikte çok konuştuyduk “ekonomi” üzerine.

Her gün Fayşansinal Times gazetesini okur haberleriyle bilgilerini tazelerdi.

Sonraları Mağusa Namık Kemal Meydanında onu daha sık görmeye başladıydım. Arap Salih’in kahvesinde hatta bazan yolda dükkân önlerinde, uzun süre yarenlik ederdik. Heyecan doluydu ve sürekli “eleştirileriyle” yönetimlerden kaynaklı yanlışları adeta “protesto” ederdi! Türkiye’nin parasal yardımlarının yerine teknoloji transferiyle alt yapı yatırımlarını savunurdu. Allah rahmet eylesin. Ailesine başsağlığı dilerim..

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı