Köşe Yazarları

İSRAİLOĞULLARI VE KIBRISLI TÜRKLER








İsrail ahalisi MÖ (597) Babillilerin baskısı altındaydı.




Babil Kralı Nabukadnezar liderliğinde Kudüs kuşatılır ve bölgede büyük bir göç başlar.



Bu göçler sonucunda Kudüs’te sadece fakir bir kesim kalır, diğer kesimler Mezopotamya bölgesine çekilirler.

Konuyla ilgili tarihçi ve araştırmacı yazarlar göç edenlerin göç ettikleri yerlerdeki kültürlerle tanıştıklarını kaydederler. (Sümer, Akad, Babil)

Bu göç/sürgün dalgasının yarım yüzyıl kadar sürdüğünü belirten görüşler vardır.

İsrail üzerine kapsamlı bir çalışması bulunan bir tarihçi şöyle der:

“Bu tarihten sonra Filistin’in sınırları dışında yaşayan Yahudiler, içinde yaşayanlardan sayıca hep daha çok olacaktı.”

Kıbrıs’ta da gerek Kıbrıslı Grekler (Rumlar) gerekse Kıbrıslı Türkler arasında göçler olmuştur.

Dönem oldu Kıbrıslı Greklerin nüfusu azaldı, dönem oldu Kıbrıslı Türklerin nüfusu.

Kıbrıslı Grekler arasındaki göç dalgası 1571 fethini izleyen dönemler hariç büyük boyutlarda olmadıysa da, dönem oldu özellikle başkent Lefkoşa’da nüfus üstünlüğü Kıbrıslı Türklere geçti.

Kıbrıslı Türklerin göç nedenleri dönemine göre değişir.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Türkiye’ye yerleşmek için başlatılan göç, çok geçmeden durmuştu.

Bu göç dalgasının 4 Bin civarında olduğu söylenir.

Daha sonraları da (60’lı 70’li yıllarda) göçler olmuştur ancak hiçbir zaman her iki tarafın toplumsal kimlik ve kültürü bu göç dalgaları ile etkilenmemiştir.

Öteden beri hiçbir taraf gidenlerin yerine yeni nüfus aktarmayı düşünmemiştir; İngiliz İdaresinin de böyle bir derdi olmamıştır.

Londra’nın belirli bölgelerinde oluşan Rum-Türk Kıbrıslı nüfus hakkında zaman zaman rakamlar verilmiştir.

Bunların ne kadar sağlıklı olduğu bilinmiyor ama, Londra’da 200 bin civarında Kıbrıslı Türkün yaşadığı tahmin edilmektedir.

1960’larla 70’lerde durum tam olarak neydi bilemiyoruz.

Dışarıdakilerin içeridekilerini aşan bir sayıda olduğunu sanmıyoruz.

Bu durum 74’ten sonra artmış olmalı.

Bu tarihten sonra dışarıdaki Kıbrıslı Türklerin adaya gelmeleri için sürekli çağrılar yapıldığı ve toplantılar düzenlediği hatırlardadır.

Günümüzde İngiltere yanında Amerika, Kanada ve başka ülkelerde yaşamayı tercih eden azımsanmayacak sayıda Kıbrıslı Türkler bulunuyor.

Yine gayrı resmi söylendiğine göre Londra ve Türkiye de dahil Kıbrıslı Türklerin ada dışındaki tüm ülkelerdeki sayısı 500 Bin civarındadır.

1960’tan sonra Güney Kıbrıs’ın kendi toplumlarının kimlik ve kültürünü korumak için nüfus politikasına titizlik gösterdikleri anlaşılıyor.

Güneyde dıştan planlı olarak aktarılmış ve kendi nüfusunu aşmasını sağlayacak bir politika belirlenmemiştir.

Kuzeyde durum tam tersidir.

1974’ten sonra izlenen nüfus politikası Kıbrıslı Türkleri kendi topraklarında fiilen “azınlık” durumuna getirmiştir.

Böyle bir durumun adanın bir yarısında diğer sorunlar yanında asimilasyon sorunu yaratacağı hiçtendi.

Kıbrıs Cumhuriyeti de buna benzer bir nüfus politikasını belirleyip çoğunluğunu Yunanlılardan oluşturacak bir nüfus sağlamış olsaydı ve sözgelimi yerli nüfus azınlığa düşmüş olsaydı, adanın bugünkü durumu ne olurdu?

Kültürlerin iç içe geçip birbirlerini etkilemesi doğaldır.

Ancak bunun bilinçli, planlı bir nüfus üstünlüğü hedefi ile yapılması sorunlar doğurur.

Nitekim bu sorunlar adanın kuzeyinde yaşanmaktadır.

Bugünkü durumda ada dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin, ada içinde yaşayanlardan hep fazla olacağı aşikardır.





Başa dön tuşu