Nasrallah’ın gücü ve konumunun sağlamlaşması

Hizbullah’ın gücünün artmasıyla birlikte rakip gruplar, özellikle de Lübnanlı Sünni politikacılar, bu grubun hükümet içinde hükümet kurduğunu, faaliyetlerinin ülkenin güvenliğini ve ekonomisini zayıflatacağını ileri sürdü.

2007’de, aylarca süren siyasi çatışmaların ardından Lübnan hükümeti Hizbullah’ın kontrolündeki telekomünikasyon sisteminin lağvedilmesine ve bunun hükümetin kontrolüne verilmesine karar verdi. Nasrallah bu kararı reddettiği gibi, milisleri kısa sürede Beyrut’un kontrolünü tamamen ele geçirdi.

Nasrallah’ın bu eylemi Batılı ülkelerin eleştirisini alsa da, siyasi müzakerelerin ardından grubunun Lübnan kabinesindeki gücünü arttırmayı ve daha da önemlisi kabine kararlarını veto etme hakkını elde etmeyi başardı.

2008 yılında Lübnan parlamentosundaki Hizbullah sandalyelerinin azalmasına rağmen Nasrallah veto hakkını korumayı başardı.

Aynı yıl Lübnan kabinesi Hizbullah’ın silahlarını muhafaza etmesine izin verilmesini onayladı.

Bu noktadan sonra Hasan Nasrallah, neredeyse hiçbir Lübnanlı siyasetçinin sahadan silmeyi ya da gücünü azaltmayı başaramadığı bir figür haline geldi.

Kendisine karşı çıkan başbakanların istifası da Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın müdahalesi de onu geri püskürtemedi.

Aksine, Nasrallah tüm bu yıllar boyunca İran’ın desteğiyle Arap Baharı, Suriye iç savaşı ve Lübnan’da devam eden ekonomik kriz gibi tarihi krizlerin üstesinden geldi.

Şu anda 63 yaşında olan Nasrallah, Lübnan’da onlarca yıllık bir mücadele geçmişine sahip etkili bir siyasi-askeri lider olarak görülüyor ve bu mirası siyasi rakiplerini alt etmek ve Şii İslamcılığının ideolojik temellerini yaymak için kullanıyor.