İskeleler Yasası değişiklik Tasarısının Meclis’e para cezasının güncelleştirilmesi vb gerekçeyle getirilmesi ve görüşülmesine vesile olunması, günümüzde bu konularda işin çığırından çıkması dolayısıyla çok taraflı ve daha geniş açıdan düşünülmesi ve Yasa’da buna göre tadilat yapılması açısından isabetli olmuştur.
Değişikliğin çok yönlü ele alınarak ve Kamu yararı düşünülerek sahillerde halkın yararlanması gereken yerlerde, son yıllarda iskele yapımının gerek izinli olanların gittikçe anormal boyutlarda genişlemesi gerekse izinsiz olarak inşaata teşebbüs ve haklarında yetkililerce hiçbir önlem alınmaması olayları çoğaltmaktadır. Bu cihetle daha zecri ve süratli önlemlerin alınması için Yasa tasarısı gerekli hükümlerle donatılırken Yönetimin de iradesini göstermesi gerekmektedir.
Aslında mevcut esas Yasa’da direk olarak Hükümetin, izinsiz İskele inşaatlarına veya tadilatına veya genişletilmesi ve restorasyonuna gidilmesi halinde, bu iskelelerin Bakanlar Kurulu kararıyla yıkılması için açık hükümler vardır. Ancak maalesef bu maddeler kullanılmamakta ve cüzi ceza veya çeşitli bahanelerle olduğu gibi bekletilmekte veya mahkemeye müracaatla işlemler uzatılmaktadır.
Halbuki yasaya göre mahkemeye gitmeden de Bakanlar Kurulu kararıyla yıkım yapılabilir hatta malzemeler de müsadere edilebilir. Ancak bu maddelerin işletildiği görülmemektedir.
Özellikle son yıllarda konaklama tesislerinin, otellerin ve eğlence yerlerinin gittikçe arttığı ve buna paralel son yıllarda KKTC’de özel kişilerce yapılan İskele inşaatlarının gelişigüzel arttığını, nerede ise yarışa dönüştüğü, ortadadır. Halen yeni yapılan tüm Otellerin büyük çoğunluğunun ve hızla artan lokanta ve kafelerin dahi halkın malı denizlerin içine, 10’larca metre karasuları içerisine doğru gelişigüzel kaçak veya izinli plansız programsız çirkin yapılar ve iskele inşaatları, —ahşap veya beton- gün geçtikçe mantar gibi çoğalmaktadır. Halkın yararlanabileceği kamu alanları, bu ihmallerle özel şahısların şahsi veya kâr amaçlı ticari kullanımına bırakılmaktadır.
KKTC’de bu gün bidayette halkın genelinin yararlandığı ve nefes aldığı kamu alanlarına ait sahillere özel şahısların işlettikleri işletmelerce iskeleler yapılmış, hatta işletmeler veya konaklama tesisleri ve oteller kamu yolu gerisinde iken yolun karşı tarafındaki halka açık deniz sahilleri de gerek şehir içi gerekse şehir dışı olsun yolun diğer tarafındaki tesis sahipleri tarafından işgal edilerek denizlerin metrelerce içerilerine iskeleler inşa edilmiş ve edilmektedir.
Hatta kısa bir süre sonra da camlarla veya başka malzemelerle de kapatılarak, bidayette halka açık olan alanlar, belediyeler dahil yetkili makamların göz yummasıyla çeşitli şekilde özel mülk kullanımı haline getirilmektedir. Kamuoyu reaksiyonları ve basın haberleri çıktığı zaman ise, izinsiz olduğu ve durdurulacağı veya mahkemeye verileceği beyanatları verilerek öte taraftan inşaatlara devam edilmektedir. Halbuki Bakanlar Kurulu’nun Sahiller Yasası altında bu tür iskelelerin kaldırılması ve yıktırılması yetkileri vardır ve yetkilerini kullanmamaktadırlar. Mazeret olarak kabahatleri Yasa’lara bulma alışkanlığından vazgeçmeliyiz…Mevcut yasalarla çok şeyler yapılabilir istenirse.
Sahil şehirleri beton yığınlarına dönüşmektedir. Her taraf milyarlarca TL veya dolar değerindeki kamu alanları yasaların etkin kullanılmamasından dolayı yağmalanmaktadır..
Şimdi getirilen yeni değişiklikte esas neden sanki cüzi para cezasıymış gibi, Yasaya yapılan esas ilk öneri parasal cezanın arttırılmasıdır ki, esas yasaya göre alınması gereken zecri önlemler alınmazken bu küçük paraların arttırılmasının etkisi yoktur. Çünkü milyon veya milyarlarca TL veya dolar değerindeki leb-i deryanın işgalinin yapıldığı bir ortamda, getirilecek 30bin-40bin TL cezanın hiçbir kıymeti yoktur. Engellenmesi ve caydırıcılık için mevcut Yasaların ciddiyetle Yönetimler tarafından uygulanması yeterlidir. Ayrıca güçlendirecek hükümler de eklenebilir. Yasa’da Direkt Bakanlar Kurulu kararı ile olarak yıkım, ruhsat iptali yetkileri ile önlem alma varken, mahkeme yolunun kullanılması dahi, işin savsaklanması demektir.
1- Öncelikle izinsiz iskele inşaatı yapanlara 20 katı asgari ücret çok cüzidir. Eski yasadaki küçük görünen para cezası ile zamanında o dönemlerde makul bir ev bile alınabilirdi. Ayrıca şimdiki iskele yapımı ortamı yoktu. Şimdi rantın doruğa çıktığı bu dönemlerde üstelik kamu mallarının yağmalanması demek olan fiillerin 20 kat asgari ücrete karşılık olması, bugün kıymeti çok yüksek meblağlara ulaşan bu tür yerlerin işgaline karşı, hiçbirşeydir. Ve bu tür inşaat yapanlar bu cezayı severek öder. Caydırıcılık için indirek yollara sapılması keşmekeşe davetiye çıkarır.
2- Esas yasada ruhsatlı olan iskele inşaatlarında bile, öngörülen projeye uyulmazsa ruhsat iptal edilir ve yıkım emri verilir, der. Yalnız bu maddenin uygulanması caydırıcılık için de tüm sorunları çözmeye yeterlidir. Halbuki bu hüküm uygulanmayarak mahkeme yoluyla zaman kaybedilmektedir. Gösterilen tolerans diğer kişilere örnek olmakta izinsiz yapılaşmalar hızla çoğalmaktadır.
3- Bir de önemli konu, İskele izni verilirken, yeni değişiklik Yasa’sına ilave bir madde ile, ‘İzin verme Kriterleri’ konmalıdır. İzin veren makamların şahsi tercihine bırakılmamalıdır. Kriterler yasada açıkça öngörülmeli kamunun genel kullanımına ait olan yerlerin özel şahısların kullanımına veya kapatılmasına, keyfe göre açık kapı bırakılmamalıdır..
































