Eğitim sistemi buralarda gerçekten çok başarısız. Üniversitelerde öğrenciler Türkçe katliamı yapmakta. “Bu da” yazmaları gerekirken, MÖ 563-483 yılları arasında, Hindistan’da yaşadığı tahmin edilen ruhani öğretmen ve Budizm’in kurucusu olan Gotama Buda’ya atıf yapıyorlar; farkında değiller. ‘Bu da’ yazacakları yerde “buda” yazıyorlar. Diğer taraftan -de, -da eklerini, doğru yazan kişi sayısı mumla aranacak kadar az. Güzel yazıyı ise çoktan geçiniz. Türkçe’nin yazım hataları çok korkunç. Okuma alışkanlığı hiç kazanılmamış.
Çevre koruması açısından eğitim sisteminin başarısı tam bir felaket. Hem bilgi kazandırma hem de insanların çevreye kaşrı saygısı yerlerde sürünmekte. Geçen hafta GB254 plakalı araçtaki oğlan ve kız kağıtları parçalayıp parçalayıp yola atmaktaydı; bir değil 5, 6 kez tekrarlanan davranış. Genç insanlarımız bunlar. İlkokul, ortaokul, lise eğitimi almış en azından. Büyük bir olasılık üniversite de görmüşler ama adam olamamışlar. 20 dakika boyunca kağıtları parçalayıp parçalayıp yola attılar.
Onların özelinde çevreyi bu şekilde saygısızca talan eden pek çok insan… Peki eğitim sisteminden çıkan bu insanlar, çevreye karşı saygılı olacak davranışları neden kazanamadılar? Eğitim sistemi başarısız. İlkokul, ortaoukul, lise hatta üniversite öğretimi boyunca, öğrencilerimizin davranışlarını istendik yönde değiştiremiyoruz. Eğitim sistemi ‘gün geçsin’ bağlamında yönetilmekte. Çağdaşlık göstergesi olan insan, çocuk, hayvan haklarına ve çevreye karşı saygı davranışlarını öğretemedik.
Belirli bir yüzde eğitim sistemi sayesinde akademik olarak bilgileri ezberlemeyi öğrenmiş. Sonrasındaysa bir üniversiteye gitmiş. Üniversiteler ise nitelik açısından sorgulanmıyor. Hangi ülkedeki hangi üniversite? Pek çok üniversite de dünya ölçeğinde, çağdaş değerleri kazandırmaktan yoksun. Sadece bilgilerin aktarılması ile uğraşmaktalar. Özellikle bazı TC ve KKTC üniversitelerinin yaptığı gibi.
Anaokulundan üniversiteye kadar bütün eğitim sistemi yeniden ele alınmalı. Çağdaş değer yargıları bağlamında bir öğretime odaklanılmalı. Dünya genelindeki problemlerin çözülmesi için bilgi üretimine değer verilmeli.
Öğrenciler yaşadıkları sosyal, coğrafik, siyasal ortamdan haberdar olmalı. Onları sarmalayan buralardaki çevrenin, gereksinimi olan davranışlarını öğrenmeli. Öğrencilerin çoğu buralardaki pek çok çiçeğin ismini bile bilmiyor, ağaçların isimlerini de. Bitki ve hayvanların, yaşanılan dünyadaki ortaklarımız olduklarından habersiz. Onlara karşı vahşice davranışlar, bunun göstergesi. Okullardan elde ettikleri kazanımlarda, bunların hiçbir göstergesine veya izine rastlanmıyor.
Eğitim sistemi bu nedenle başarısız. Çevreye karşı saygı, onu bilmekten geçer. Ağaçların, çiçeklerin, hayvanların isimlerini bilmekten. Yolda yürürken yanından geçtiğiniz bir ağacın yaprağını bilinçsizce kesip, ağzınıza sokmaktan değil. Bir hayvan olan insanı, diğer hayvanlardan ayırt eden en önemli özelik, çevresinin farkında olma biçimidir. İnsanlar hayvanlardan farklı olarak, örneğin kış mevsiminin geldiğini çok daha önceden bilir. Hayvanlarsa ancak içgüdüleriyle bunun farkına varabilir.
İnsan bu özeliği sayesinde, tüm canlılarla paylaşmak için çevreyi korumalıdır. Eğitim bu amaçla en önemli araç olarak kullanılmalıdır. Anaokulundan başlanarak çevredeki bitkiler ve hayvanların özelikleri kazandırılmalıdır. Onların yaşamaları için gereksinim duydukları objeler tek tek öğrencilere aktarılmalı. Sadece bilgi bağlamında bitkilerin fotosentez yaptıkları, kısımları, fotosentezin formülü öğretilmemeli. Aynı zamanda tek bir yaprağın bile önemli olduğu, bu nedenle yaprakların koparılmaması gerektiği de öğrencilere aşılanmalıdır.
Aynı şekilde hayvanların yaşam alanları, özelikleri ve en önemlisi hayvan sevgisi de kazandırılmalıdır. Hayvanlara saygılı kişilik gelişimi, eğitim sisteminin temel hedeflerinden olmalı. Doğal ortamında yaşayanlar ve sokak hayvanları için, bir şey yapmaları için öğrenciler motive edilmeli. Bu amaçla davranışları değiştirilmelidir.
Ama eğitim sistemi bu konuda da başarısız. Öğrenciler çevrelerini saran bitkilerin, ağaçların hatta hayvanların isimlerini bile bilmemekte. Duyuşsal olarak onlara karşı bir sevgi veya ilgi göstermesini beklemekse hayalden öteye gitmez. O nedenle yollara kağıtlar, naylon poşetler atma, köpekleri avlamadıkları için öldürme, köpeği arabanın arkasına bağlayıp sürükleme benzeri davranışları hor görmemek lazım. Ne yazık ki buraların eğitim sistemi, insanlara bu tür istenmedik davranışlar kazandırmış.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























