Kıbrıs sorunuyla ilgilenen herkes, kopan müzakerelerin yeniden başlamasını istiyormuş.
Anastasiadis de açıklama yapmış ve bunun geçici bir durum olduğunu, görüşmelerin yeniden başlayabileceğini duyurmuş.
Zaten Türk tarafı da “masaya geri dön” diye salvolarda bulunuyor Anastasiadis’e.
Dolayısı ile görüşmeler yeniden başlayabilirmiş.
Hiç sanmam.
Bu koşullarda görüşmelerin başlaması mümkün değildir.
Yok yok sondaj krizi sanmayın. Sondaj krizi ve savaş gemisi mevzusu bir şekilde aşılır.
Mesele, bizdeki ortamdandır.
Baksanıza herkes adaylığını ilan etti ve yarış başladı.
Propaganda taktikleri havada uçuşuyor.
Görüşmeler çoktan propagandaya malzeme edilmeye başlandı.
Artık bu noktadan sonra nisanı beklemekten başka çare yoktur.
Yeni seçilecek olanla yeni görüşmeler.
Eskisi işe yaramıyor artık.
***
UBP yönetimi bir süredir, “bu hükümet beceriksizdir, erken seçim yapmak lazım” diyordu.
Buna Cumhurbaşkanı da katıldı.
Hadi UBP’yi anlarız.
Ana muhalefettir, hükümeti eleştirmek en doğal hakkıdır.
Erken seçim de isteyebilir. Öyle bir tabanı vardır ki hükümetten düşeli daha bir yıl dolmasına rağmen partisinin hükümette olmasını istiyor.
Özellikle UBP delegelerinin hükümet ve kurultay bağımlısı oldukları aşikardır.
Çünkü her defasında onlar kazanıyorlar, istediklerini politikacılara yaptırıyorlar.
Delegelerini çok iyi tanıyan UBP yönetimi de nabza göre şerbet veriyor, hükümete gelme umutlarını her daim diri tutuyor.
UBP’nin durumu anlaşılır da Cumhurbaşkanı’na ne oluyor?
Anayasal yükümlülükleri gereği tarafsız olması gerekirken, bir siyasi parti ile birlikte erken seçim çığırtkanlığı yapıyor.
Nedeni belli.
Nasıl ki görüşme masası Cumhurbaşkanlığı seçimine meze yapılıyorsa, Cumhurbaşkanlığı’nın anayasal tarafsızlığı yükümlülüğü de Cumhurbaşkanlığı seçimine meze yapılacak.
Eroğlu hükümet icraatları üzerinden CTP ve hükümette kalmakta ısrar eden DP’yi dövecek ve oy toplamaya çalışacak.
***
İşin özeti şudur;
Görüşmeler koptu ama daha kötüsü var.
Şimdi artık “uzlaşmak bir anlaşmaya varmak gerekir” diyenler vatan haini olacak.
Hükümetin her icraatı “tu kaka” olarak suçlanacak.
Seçime daha 7 ay varken memleketin gündemi seçim propagandası taktikleriyle işgal edilecek.
Vatandaş da bu işgalin mağduru olacak.
Onlar için fark eder mi?
Seçim uğruna bu güzelim ülke ne yıkımlar yaşadı…
































