Kıbrıs

İş kazası değil cinayet











2 BİN 194 YARALI, 55 ÖLÜ: KKTC’de 1 Ocak 2006- 31 Ağustos 2014 tarihleri arasında 2 bin 236 tane iş kazası meydana geldi. Bu kazalarda, 2 bin 194 kişi yaralandı, 55 kişi hayatını kaybetti. Meydana gelen 2 bin 236 iş kazasının 555’i ise inşaat sektöründe yaşandı




BU YIL 4 ÖLÜM: Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu Genel Başkanı Aslan Bıçaklı, KKTC’de 1 Ocak-31 Ağustos 2014 tarihleri arasında toplamda 176 adet iş kazasının yaşandığını kaydetti. Bu kazalarda 172 kişinin yaralandığını belirten Bıçaklı, 4 kişinin de yaşamını yitirdiğini kaydetti



DENETİM YOK: İşçi temsilcileri, ülkede meydana gelen iş kazalarından devleti sorumlu tuttu. İş güvenliği ve sağlığı konusunda devlet denetiminin yetersiz olduğunu öne süren sendika temsilcileri, KKTC’de kayıt dışı iş gücünün de denetimsizliğin ürünü olduğunu belirtti

Ülkede son yıllarda meydana gelen iş kazalarındaki artış ve kayıt dışı iş gücü, “denetimsizlik” gerçeğini gözler önüne seriyor.  KKTC’de kayıt dışı istihdamın önüne bir türlü geçilemezken, iş kazalarındaki artış da önlenemiyor.
1 Ocak 2006-31 Ağustos 2014 tarihleri arasında ülke genelinde, toplamda 2 bin 236 tane iş kazası meydana geldi. Bu kazalarda, 2 bin 194 kişi yaralanırken 55 kişi de hayatını kaybetti.
Yapılan araştırmalara göre, meydana gelen 2 bin 236 iş kazasının 555’i inşaat sektöründe yaşandı.
İş kazaları ve kayıt dışı işçilik hakkında Havadis’in sorularını yanıtlayan işçi sendikaları ise gerek iş kazalarından gerekse kayıt dışı istihdamdan devleti sorumlu tuttu.

555 kaza inşaat sektöründe oldu
1 Ocak 2006- 31 Ağustos 2014 tarihleri arasında meydana gelen 2 bin 236 iş kazasının 555’i inşaat sektöründe yaşandı. İnşaat sektöründe; 555 kaza oldu, 532 kişi yaralandı, 23 kişi öldü. Tarım, avcılık ve ormancılık sahasında 76 kaza oldu, 13 kişi yaralandı, 4 kişi öldü. Madencilik ve taşocakçılığında; 18 kaza oldu, 17 kişi yaralandı, 1 kişi öldü. İmalat sektöründe; 463 kaza oldu, 456 kişi yaralandı, 7 kişi öldü. Elektrik, gaz, buhar su üretimi dağıtımında;65 kaza oldu, 61 kişi yaralandı, 4 kişi öldü. Toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıt, ev eşyaları tamirinde; 304 kaza oldu, 310 kişi yaralandı, 7 kişi öldü. Oteller ve lokantalarda;220 kaza oldu, 220 kişi yaralandı. Ulaştırma, depolama ve haberleşmede; 153 kaza oldu,149 kişi yaralandı, 4 kişi öldü. Mali aracı kuruluşların faaliyetlerinde; 4 kaza oldu, 4 kişi yaralandı. Gayrimenkul, kiralama, iş faaliyetlerinde;34 kaza oldu, 33 kişi yaralandı, 1 kişi öldü. Kamu yönetimi, savunma, sosyal güvenlik alanında; 37 kaza oldu, 37 kişi yaralandı. Eğitimde; 55 kaza oldu, 55 kişi yaralandı. Sağlık işleri ve sosyal kişisel hizmetlerde; 10 kaza oldu, 10 kişi yaralandı. Diğer toplumsal sosyal ve kişisel hizmetler sınıfında; 63 kaza oldu, 59 kişi yaralandı, 4 kişi öldü. Ev içi personel çalıştıranlar alanında;7 kaza yaşandı, 7 kişi yaralandı.

***
Bıçaklı: 8 ayda 172 kişi yaralandı, 4 kişi öldü

Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk Sen) Genel Başkanı Aslan Bıçaklı, KKTC’de 1 Ocak-31 Ağustos 2014 tarihleri arasında toplamda 176 adet iş kazasının yaşandığını kaydetti. Bu kazalarda 172 kişinin yaralandığını belirten Bıçaklı, 4 kişinin de yaşamını yitirdiğini kaydetti.
Bıçaklı, İş Yasası, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, Toplu Sözleşme, Sosyal Sigortalar Yasası ve İhtiyat Sandığı Yasası olmak üzere ülkemizde çalışma hayatı ile ilgili birden çok yasa olduğunu ancak hiçbirinin tam anlamı ile uygulanmadığını öne sürdü.

“Kaza değil, cinayet”
Aslan Bıçaklı, çalışma hayatına ilişkin yürürlükte olan yasalar ile ilgili hiçbir denetim yapılmadığını savundu. Bıçaklı, şu şekilde konuştu:
“İddia ederim ki çalışma hayatına ilişkin yasaların birçoğuna özel sektör işvereni ve belediyelerin birçoğu uymaz. Ayrıca bu yasalarla ilgili olarak da hiçbir denetim de yoktur. Öte yandan artık iş kazaları öyle bir hale geldi ki bunların adına iş kazası demek haksızlık olur.
Bence bu kazaların adı artık cinayet oldu. Özellikle son günlerde ülkemizde yaşanan iş kazalarına baktığımızda devletin kontrolünde ihale yapılan bir iş yerinde bile kaçak işçi çalıştırıldığını görüyoruz. Kayıt dışı işçiler, işçilerin tatil yapıp dinlenmesi gereken bir günde bile çalıştırılıyor. Bu kişiler çalışma izinli mi, bu işe uygunluğu var mı, yok mu denetimini yapan yok. Neredeyse artık her hafta bir iş kazasından biri ölüyor. Sonra da ‘Allah rahmet etsin’ diye ailesine başsağlığı diliyorlar. Oysa yasaların uygulanmasından sorumlu olan ülkeyi yöneten mekanizmalar ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’dır.”

“Sorumlular cezalandırılmalıdır”
Türk Sen Genel Başkanı Aslan Bıçaklı, iş güvenliği yetersizliğinden kaynaklanan iş kazalarında ise ilgili şirketin faaliyetlerinin derhal durdurulması gerektiğini ifade ederek sorumlularının da derhal yargılanması gerektiğini belirtti.
Bıçaklı, “Arzu ederim ilgili bakanlık, denetim görevini tam anlamı ile yapmaya başlar ve ülkede kaç iş yeri var, her ay kaç iş yeri denetlenir, denetim sonucu hangi işverenler ne tür cezalar aldı açıklar. Öte yandan bir işçi, iş güvenliği yetersizliğinden kaynaklanan bir durumdan ötürü hayatını kaybediyorsa ilgili şirketin faaliyetleri derhal durdurulmalı ve sorumlular derhal yargılanmalıdır. Ama maalesef yasalar dikkate alınmıyor. Birçok iş yerinde, çok sayıda işçi, asgari ücretin altında bir paraya günde 11-12 saat, üstelik de kaçak olarak çalıştırılıyor. Emek sömürülüyor. Emek sermayeye peşkeş çekiliyor. En acısı da emeğin en yüce değer olduğunu söyleyen bir siyasi partinin hükümette olduğu dönemde bunlar yaşanıyor” şeklinde konuştu.

“Özel sektör sendikalaşmalıdır”
Özel sektörün sendikalaşması için de işverenlerde olduğu gibi çalışanların da sendikalara üye olma zorunluluğu yasal düzenleme ile zorunlu hale getirilmelidir” diyen Aslan Bıçaklı, “Böylece en azından devletin yapmadığı denetimleri sendikacıların yapma imkanı sağlanmalıdır” dedi.

***
Dilek: Utanç verici

Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Sami Dilek, teknoloji çağında, KKTC’de halen daha iş kazalarının yaşanmasının utanç verici olduğunu söyledi.
Devletin iş sağlığı ve güvenliği hususunda bir an önce üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerektiğini ifade eden Dilek, “Hangi ülkeden, din, dil ve ırktan olursa olsun işçilerin gerek sosyal güvenceleri gerekse can güvenlikleri sağlanmalıdır. Sendikalar olarak bizler, KKTC’de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınması gereken önlemler hakkında defalarca seminerler, sempozyumlar düzenledik, tamamında da ilgili bakanlık yetkililerini davet ettik. Ancak tüm konuşulanlar havada ya da kağıt üzerinde kaldı. İş sağlığı ve güvenliği konusunda devlet üzerine düşeni yapmadı” dedi.
Sami Dilek, “Bu kadar teknolojinin geliştiği çağda bile hala daha iş kazalarının yaşanması gerçekten utanç verici ve düşündürücüdür. Halen daha Avrupa seviyesini, kültürünü, standartlarını yakalayamadık. Bir an evvel bunların çözümlenmesi için başta devlet olmak üzere, tüm kuruluşları ve kamuoyunu duyarlılığa davet ediyorum” diye konuştu.

“İşveren ve iş yeri kontrol altına alınmalı”
KKTC’deki kayıt dışı iş gücüne de dikkat çeken Sami Dilek, devletin işverenleri ve işyerlerini kontrol altına alması gerektiğini söyledi.
Dilek, “Küçücük ülkede kayıt dışı istihdamın önüne geçilemiyor, işveren, işyeri kontrol altına alınamıyor. Sonra da ‘para yok, bütçe yetersiz’ diyerek kayıtlı çalışanlar işten atılıyor. Hal böyle olunca da ülkede kayıt dışı iş gücü arttırılıyor. Ne yazık ki, çalışanı ezme, yok etme uğruna her türlü desteği verme noktasındayız. Bunlar kabul edilebilir düşünceler, girişimler değildir. Artık hükümet görevi yapanlar ve ilgili bakanlıklar, bu konularda süratli şekilde adım atsın ve işvereni kayıt altına alsın, kayıt dışı ekonomi kontrol altına alınsın. Aksi hale çalışma hayatı asla kontrol altına alınmayacak” şeklinde konuştu.

“Yerli istihdam arttırılmalı”
Kayıt dışı istihdamın önüne geçilmesinde yerli istihdamın da büyük öneme sahip olduğunu kaydeden Dilek, “Ülkedeki işsizliğin önlenmesi için süratle yerli istihdamlara yönelmelidir. O zaman işverenler de kayıt dışılığına vergi kaçakçılığına cesaret edemeyecektir. İşsizliğin her geçen gün arttığı ülkemizde yerli istihdam konusu yasa gücünde ele alınmalıdır. Bu hususta bir yaptırım, kazancın da ülkemizde kalması bakımından da çok büyük önem arz etmektedir” dedi.

***
Seyis: Özel sektörün örgütlenmesi şart

Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş) Başkanı Mehmet Seyis, kaçak işçiliğin, iş güvenliğinden yoksun çalıştırmanın yöntemi haline getirildiğini savundu.
KKTC’de iş sağlığı ve güvenliğinin oluşturulması ve kayıt dışı işçiliğin önüne geçilmesi için özel sektörün örgütlenmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydeden Seyis, şunları söyledi:
“Pazar günü yine bir iş cinayeti ile karşı karşıya kaldık. Mutluyaka’da önceki gün yaşanan iş kazasında ölen Husseun Hajhsseino, KKTC’ye kaçak girip devlet ihalesi alan bir şirket bünyesinde kayıt dışı çalışırken öldü. Adam ülkesindeki savaştan kaçtı, canını kurtardı sandı KKTC’de resmen öldürüldü. KKTC’de kaçak işçilik, iş güvenliğinden yoksun çalıştırılmanın yolu haline geldi. Devlet, kesinlikle özel sektörde çalışanların örgütlenmelerinin önünü açmalı, bu uygulamayı bir dönem için de zorunlu hale getirmelidir. Çünkü sendikaların olduğu yerde denetimlerin doğal olarak yapılmasını sendikalar sağlıyor. Öte yandan meydana gelen ölümlü iş kazalarına bakıldığında bu kişilerin büyük oranda yabancı iş gücü ve sendikasız çalışan oldukları görülmektedir. Dolayısıyla, ucuz iş gücüne göre izinler de son bulmalıdır. Doğru olan öncelikle ülkedeki iş gücü ihtiyacı tespitinin yapılması sonra da dışarıdan alınan iş gücünün sendikalaştırılmasıdır.”

***
Ergün: Denetimler göstermelik

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR) Başkanı Uğur Ergün, dünyada meydana gelen iş kazalarının yüzde 88’inin güvensiz davranış, yüzde 10’unun güvensiz durum, yüzde 2’sinin ise kaçınılmaz kaza sonucu yaşandığını kaydetti.
Dünya genelinde 3 bin tane de “Kıl payı” denilen ramak kala olay yaşandığını ifade eden Ergün, yapılacak doğru istatistikler, alınacak akılcı önlemler ve ilgili yasaların uygulanması halinde iş kazalarının yüzde 90’ının önlenebileceğini belirtti.
Uğur Ergün, KKTC’deki iş sağlığı ve güvenliği ile kayıt dışı işçilik konusunda ise “İş sağlığı ve güvenliği hususunda denetimler tam yapılırsa zaten kayıt dışı istihdam sorunu da ortadan kalkar” yorumunda bulundu. Ergün, “Ülkemizde yaralanma veya ölüm ile sonuçlanan iş kazaları, insan hayatına önem verilmediğini ve yaşanan acı olaylardan hiçbir ders alınmadığını net olarak ortaya koymuştur. Bizler İSG Uzmanları Birliği olarak ilgili bakanlığı denetim başlatması için defalarca uyardık. Ancak yetkililer denetim yapmak için bir iş kazasının olmasını beklemekte ve ölümlü iş kazası veya ağır yaralanma, ciddi iş gücü ve iş kayıpları yaşandıktan sonra nerdeyse göstermelik olarak denetim yapmaktadır diye konuştu.

“Ağırlık İSG denetimlerine verilmelidir”
KKTC’de iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin ilgili personelin büyük çoğunluğunun kaçak işçi teftişlerine yönlendirilmesi gerekçesiyle yapıldığını söyleyen Uğur Ergün, “Bunu kabul etmek mümkün değildir. Ağırlık İSG denetimlerine verilmelidir, çünkü İSG denetimleri sırasında zaten kaçak işçiler de tespit edilebilecektir” dedi.

“Yasa tüm iş yerlerinde uygulanmalı”
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, KKTC sınırları içerisinde bulunan kamu ve özel sektöre ait her türlü iş, iş yeri ve işvereni kapsadığını kaydeden Uğur Ergün, yasanın tüm işyerlerinde hemen uygulanmasını, risk analiz raporlarının hazırlatılmasını ve bu uygulamanın Çalışma Bakanlığı tarafından bir an önce denetlenmeye başlanmasını talep ettiklerini belirtti.
Ergün, ayrıca özel sektördeki tüm işletmelerin de devletin denetim yapmasını beklemeden İSG Yasası’nın gerektirdiği risk değerlendirme raporlarını hazırlatması ve öngörülen tüm önlemleri alması gerektiğini söyledi.
Çalışanların da işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin uymakla yükümlü oldukları hususlar olduğunu kaydeden Uğur Ergün, “Burada önemli nokta yine işverenin yaptıracağı risk analizleri ile olası tehlikeleri net olarak ortaya koyması ve işçileri bilinçlendirmesidir. Ayrıca rapor neticesinde, iş yerine dışarıdan gelecek olan müşteri ve ziyaretçiler için de gerekli önlemler alınmış olacaktır” dedi.





Başa dön tuşu