Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İNSANLARIN KORKULARINI KULLANARAK HAYIRI ÖRGÜTLEMEK

Erken kalkan yol alır özdeyişini, bu dönemde ilk hatırlayanlar, Kıbrıs’ta çözüm istemeyenler oldu.
Mevcut durumun devam edebilmesi için, Türk toplumunun genel çıkarları yerine, insanların sıradan korkularını ön plana getirecek çalışmalar yeniden başladı.
Kıbrıs Türk toplumu, Rumlarla, yönetimde eşit söz sahibi olmak istiyorlarsa, bunun karşılığında, Rumlara toprak vermekten başka herhangi bir yol yoktur.
Kaldı ki, verilmesi söz konusu olan topraklar,uluslararası hukuk kuralları içerisinde zaten onlarındır.
Bazı aklı eveller, Kıbrıs Türklerini uluslararası arenada zor duruma sokan, mülkiyet karmaşasının olduğu gibi kalmasını savunarak, gerçekte, Kıbrıs Türklerinin dünyalı olmasının önüne bir duvar örmektedirler.
Hayır’ın gerekçeleri şimdiden hazırdır:
Rumlardan, 1974 ASKERİ HAREKATIYLA BİRLİKTE alınan topraklarda, Türkler bir yaşam kurdukları için, bu topraklar Rumlara verilemez.
Karpaz da verilemez, Güzelyurt da verilemez.
Türklere kalacak bölgeler arasına hiçbir Rum dönemez.
Özel Statü Bölgeleri oluşturulamaz.
Çözüm, iki kurucu devlet olmalı.Federasyona sıcak bakılamaz.
  Yukarıda yazılı olan gerekçeler,  sözümona, Kudret Akay’ın 700ün üzerinde Erenköylü ile yaptığı anketin sonuçları olarak, Salı Günkü birçok gazetede yayınlandı.
Bir Erenköylü olarak, ben ve arkadaşlarım, böyle bir anket çalışması yapıldığını ancak gazetelerden öğrenebildik.
Bilim adamları, anketlerde sorulan sorularla, istenilen her tür sonucun kolaylıkla alınabileceğini ortaya koyalı nerdeyse iki yüzyıl geçti.
İnsanlara, Yeniden göçmen olmayı ister misiniz? Şeklinde bir soru sorulduğu zaman, hiçbir insan bu soruya EVET cevabını vermez.
Ancak, çözümle birlikte yer değiştirecek olan insanların kazanacakları ve rehabilitasyonlarının nasıl yapılacağı iyice ortaya konduktan sonra, insanların kafalarındaki tereddütler giderilebilir.
Çözümün belirli alanlarda bir bedelinin olacağı kesindir. Ancak, bu bedel karşısında da kazanımların olacağı da iyice ortaya konmalıdır.
ACI olan katı GERÇEK, çözümle Kıbrıs Türk toplumunun KAZANIMLARINI, halka anlatmada GEÇ KALINDIĞIDIR.
Toplumsal çıkarlarda belirleyici olanın ÇÖZÜM İÇİN MÜCADELE olduğunu unutan ve sözümona, hükümete karşı ekonomik mücadele  bayrağını sallayan SENDİKALARIMIZ, kitlelerine ne yazık ki, bu koşullarda SADECE YENİLGİYİ sağlamaktadırlar.
Gerçek iktidarı elinde tutmayan ve Türkiye’nin göndereceği paraları dağıtmada aracı olan hükümetlerden, ekonomik taleplerde bulunmanın gerekçesini SENDİKALAR, kimseye anlatamazlar.
Kendi ayakları üzerinde durabilen, dış güçlerden etkilenmeyecek olan bir hükümet, ancak Kıbrıs Sorununun çözümlenmesiyle ortaya çıkabilir.
Çözüm prespektifini, birinci hedef olarak ön plana getirmeyen her kurum ve kuruluş, halkın geri bilinçte kalmasında gizleyici bir rol oynar.
Gerçek gizlendiğinde de, insanlar, küçük çıkarları için, ekonomik mücadeleyi esas alırlar.Köylü iseler, kendilerine verilen Rum mallarının ilelebet kendilerine kalmasını ön plana geçirirler. Bu kısır döngü de ilelebet devam eder. Kıbrıs Türkleri de hiçbir zaman, ada üzerinde SÖZ HAKKI KAZANMAZLAR.
Siyaset, uzun vadeli toplumsal hedeflere varma aracı olarak kullanılırsa, toplumların önünü açar. Küçük çıkarlar peşinde koşan siyasetler ise daima yenilgi tohumlarını içlerinde barındırır.