Temmuz 2013’te yapılan seçimden sonra oluşturulan Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti’nin Ulaştırma Bakanı’na “ilk icraatınız çift şerit yollara bariyer yapınız, insanlarımız pisi pisine ölüyor” demiştik.
Ve bunun aslında yeni hükümetin insana, insan hayatına verdiği değeri göstermesi açısından anlamlı da olacağını belirtmiştik.
Yeni Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif’ti.
Daha önce de bakanlık yapmış ve deneyim sahibiydi.
Dolayısı ile bürokrasiye rağmen süratli bir şekilde harekete geçmenin, etkili bir şekilde icraat yapmanın yollarını biliyordu.
Veya biz öyle sanıyorduk.
O günlerde, ölümlü trafik kazaları gazetelerin manşetindeydi.
Özellikle bariyer olmaması nedeniyle “direksiyon hakimiyetini” kaybeden karşı şeride geçiyor ve tam bir faciaya neden oluyordu.
Bariyer yapmak şarttı.
Ahmet Kaşif’e yapılan çağrı uzun süre yankı bulmadı.
Sonra bir başka dramatik kazada hükümet ve bakanlık harekete geçti, bariyer yapma kararı aldı ve işe koyuldular.
Nasıl işe koyulduklarını Havadis’in bugünkü manşetinde okuyabilirsiniz.
Okursunuz ve bu ülkeye olan inancınız bir kez daha sarsılır.
Hem de derinden sarsılır.
***
Dört öğretmenimizin öldüğü kazayla ilgili yargı süreci tamamlandı.
Verilen 5 yıllık ceza kamu vicdanında rahatsızlık yarattı.
Konuyla ilgili tartışmalar sürüp gidiyor.
Bu normaldir.
Normal olan bir şey daha vardır;
“ 5 yıl değil de 50 yıl ceza verilseydi, gidenler geri gelecek miydi.”
Bu söylem insanı bir tutumdur.
Ama o çerçevede kaldığı sürece insani tutumdur.
Ötesi, “ölenler öldü ve geri gelmeyecekler sert cezalara gerek yoktur” türünden ancak bu topraklarda görülen sakat bir mantığa denk düşer.
Cezaların şekli ve süresi yargı ile yasamanın sorundur.
Fakat yürütmenin yani hükümetin çok önemli bir sorunu vardır ki o da insana, insan yaşamına verilen değerdir.
Çift şeritli yollarda çelik bariyer ya da beton koruganın şart olduğu artık kimsenin tartışmadığı bir gerçektir.
Bu gerçek çerçevesinde hükümetin ve ilgili bakanlığın en kısa sürede çözüm üretmesi kaçınılmazdır.
Görüyoruz ki çözüm değil mazeret üretme noktasında son derece yetenekli yöneticilerimiz vardır.
Bu yetenekleri de insanımızın bu topraklara inancını sıfırlamaktadır.
Hem de geriye dönüşü olmayacak bir şekilde…
































