Köşe Yazarları

İnovasyon, teknoloji, 21. yüzyılda küresel ekonomi ve KKTC…











Uluslararası Para Fonu IMF Başkanı C. Lagarde’ın geçen hafta dünyanın önde gelen üniversitelerinden Stanford Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta, küresel ekonomideki sorunlarla, hızla gelişen teknolojinin bütünleştirdiği ekonomilerde hemen yarattığı etkileşimler, getirdiği avantaj ve dezavantajlar, ülkelerin 2014 ve sonrası için alması gerekli önlemler hakkındaki görüş ve uyarılarını, yukarıdaki başlık altında ifade etmiştir.
Avustralya’da G-20 toplantısından döndükten sonra, yaptığı bu konuşmasında, ileri ülkeler olarak G-20 ülkeleri ile ele alınan konular ve ana sorunları yansıtması açısından dikkat çekicidir.
Üzerinde durduğu, global ekonominin genel sorunları özet olarak, işsizlik, kamu borçları ve özel sektör borçlarının yüksekliği, küresel büyümenin düştüğü, bu yıl büyümede bir yükselişe geçmenin beklendiği, ABD ekonomisinde bir iyileşme, Euro Bölgesi’nde ve Japonya’da büyüme beklendiğine dikkat çekerek, kriz döneminde tüm ülkelerin etkilendiğini, ABD’nin farklı bir parasal genişleme politikasının tüm gelişmekte olan ülkelere şimdiye kadar yarar sağladığı yüksek oranda büyümelerine yardım ettiği, ancak bunun kısır bir döngüye dönüştüğü yönünde -genelde dünyada her kesimin mutabık olduğu ve değerlendirdiği-, görüşleri olmuştur.
Parasal genişleme politikasında ABD’de normal çerçevesine dönmeye ve kısıtlanmaya başlayınca, birçok gelişmekte olan ülkelerin yüksek büyüme oranlarının, esasında kendi ekonomik yapılarının dengeli olarak sağlamlaşmasından ve gelişiminden kaynaklanmadığı ve dıştan para akımının bu ülkelere azalması ile ekonomilerinde sallanma veya sarsıntı başladığı 3-5 aydan beri zaten görülmüştür. Bu husus ilgili ülkelerde yapısal sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Büyüme yavaşlamış, para piyasalarında dalgalanmalar devam etmektedir. Gelişmekte olan ülkelerden para çıkışları ve borç ödemeleri dolayısıyla ortaya çıkan döviz talebi karşısında da milli paralar, döviz karşısında özellikle dolar, Euro ve sterlin gibi dünya piyasasında geçerli paralar karşısında değer yitirmiştir. Para piyasalarında da oldukça bir oynaklık yaşanmıştır. Şimdi ABD ekonomisi düzeldikçe, paralel olarak AB ülkeleri gibi gelişmiş ülkelerin krizi atlatma safhasında büyüme sürecine girdikleri bu dönemlerde, gelişmekte olan ülkelere kayan yabancı sermayenin, tekrar gelişmiş ülkelere kayma ihtimallerini yükselttiği cihetle, gelişmekte olan ülkelerde yapısal önlemler alınması gereklidir.
Legarde, bu ihtimallere karşı gelişmekte olan ülkelerin para politikalarında dengeli, uyumlu ve dikkatli davranmalarını, inandırıcı politikalar geliştirerek yapısal reformları gerçekleştirmeleri ve uygulamaya koymaları, bu konularda ülkelerin politika uygulayıcılarının birbirleri ile sıkı haberleşme geliştirmeleri, gereğini önermektedir. Çünkü bir ülkede yapılan veya yapılacak bir uygulamanın öteki ülkeleri de etkileyeceği gerçeği ile ona göre tedbir alma imkânlarının karşılıklı sağlanması söz konusudur.
Lagarde, G-20 ülkelerinin bu toplantısından küresel sorunları tartışma vesilesi bulunduğu ve bu konularda daha sıkı işbirliğine gidilmesinin gereği bakımından çok yararlı olduğunu belirttikten sonra G-20 ülkelerinin, mali sektörü daha güvenli ve güçlendirme yönünde finansal reformları yapmaları krizlere neden olan nedenleri gidermeyi vurgulamakta, ülkelerin merkez bankaları aralarında iletişimi ve tutarlı politikalar uygulayarak bunları birbirleriyle paylaşarak, diğerine olan etkilerini takip ederek, ekonomide büyümeyi hızlandırmaları konularında, anlaştıklarını yansıtmaktadır.
Doğru önlemlerin alınması halinde büyümenin sağlam, sürdürülebilir ve dengeli olacağı, gerekli yapısal önlemler alınmazsa ekonomilerinin kırılgan, düzensiz ve dengesiz olacağına vurgu yapmıştır. Ülkeleri ileri götürecek tedbirlerin başında da inovasyon ve teknolojinin ön planda tutulması tavsiye edilmektedir.
Öncelikle teknolojik gelişimin ekonomiye ve özellikle işgücüne etkisi nedir? İşgücündeki yaş genelini daha kalifiye olma yönünden nasıl kamçılayacaktır? eğitim dahil bir takım alanlara çözüm gerektirecek önlemler ne olacak ve ‘çok taraflılığı’ nasıl etkileyecek gibi konular üzerinde durulması gerekir.
Özellikle son 10-15 yılda teknolojinin baş döndürücü bir şeklide geliştiği dünyada, değişimin süratle takip edilerek anında uygulanmaması ve ayak uydurulamaması halinde her zaman sonuncu sıralarda olmaya mahkum olunacaktır. Bu dönemde iletişimde bir devrim yaşanmaktadır. Legard’ın dediği gibi “bilim kurgu” bilim gerçek haline gelmektedir ve teknoloji küresel bir birleştirici oldu. Teknolojinin çok ilerlemesi ileride işsizlik sorunlarını arttırabileceği düşünülmektedir. Her devrimin sonunda makine gücü arttıkça insan gücüne olan ihtiyaç azaldığından işsizlik için endişe edilmektedir. Gelir dağılımı bozukluğu, toplumda artan işsizlik, artan ekonomik eşitsizlik ve dışlanmanın zararlı etkileri olabilir. Sosyal istikrarsızlıklar siyasi istikrarsızlıkları o da ekonomik istikrarsızlıkları artırır. Bu çerçevede Vergi ve harcama politikalarının da çok dikkatli planlanması gerekir. Sağlık ve eğitime erişim politikaları sosyal politikalar olarak başta gelmelidir. İşsizlik ve eşitsizlikle mücadele edilmeli, gelişim için ehliyete göre, verimliliğe, etkinliğe göre, değerlendirilmelidir. Ekonomik gelişim için teknolojik gelişimle beraber işgücünün eğitimli olması, gençlerin donanımı için eğitim ön planda olmalıdır.
IMF Başkanı Lagarde, her şeye rağmen teknolojik güç ne kadar gelişirse gelişsin, insan gücünün ve yaratıcılığının yerini alamayacağını da vurgulamaktadır.
İlerleyen teknolojinin küreselleşmeyi hızlandırdığı, çokuluslu şirketlerin yükselişi, uluslararası kuruluşların, uluslararası sivil toplum örgütlerinin çoğalması buna bağlıdır. Ülkelerin karar mekanizmalarında karar alınırken yalnız bu günü değil gelecekteki gelişmeleri de ve olabilecekleri de dikkate almak zorundadırlar.
Şimdi bu standartları ve hedefleri ortaya koyarken, KKTC’deki yapının da süratle değişmekte olan dünyamıza adapte edilmesi gereği ve ülkemizin ilerlemesi için ne kadar değişime ihtiyaç duyduğunu daha çok görmekteyiz. Verimsiz iç çekişmeler yerel seçimler dolayısıyla siyasi partilerin birbirlerini yıpratma manevralarını bir kenara bırakarak gayrı çağdaş ve bölücü politikalar yerine birleştirici ve ülke menfaatlerini ön plana alan politikaların yürürlüğe konarak, ülkemizi dünya standartlarına hazırlamalıyız. Dünya ülkeleri ile bütünleşme iddiasında isek buna daha çok ihtiyacımız vardır. Özellikle Kıbrıs sorunu ile yani kendi ülkemizle bütün dünya ilgilenmekte iken, icraatlar için birlik ve bütünlük sağlanması ve yapısal reformların hızlandırılması yönünde her kesimden Hükümete ortaklarına destekleyici olunmalıdır. Dünya ve AB standartlarına uygun Yapısal reformların gerçekleştirilmesi için sunulan yasaların Meclis’ten geçirilmesi hususunda tüm partilerdeki aydın yönetici ve milletvekillerinin birlik içinde inisiyatif yüklenerek, çağdaş bir devlet olma mücadelesi vermeleri kaçınılmazdır.
Sonuç vermeyen çekişmeler artık bir kenara konmalı. Yok filan tarihte elektrik için şu dendi de şimdi şu imzalandı gibi ve bu tür kısır çekişmeler ve sorular bir fayda sağlamaz. Örneğin halka ucuz ve yeterli elektrik temini sağlanacaksa, ve yeni şartlar çerçevesinde incelenip kablo getirilmesi dahil kamu menfaati için önlem almak ve proje geliştirilmesi gerekli görülüyorsa niçin yapılmasın ve niçin imzalanmasın. Hep geriye değil ileriye bakalım. Bu gün Türkiye, Güney Kıbrıs, Rusya, Balkan ülkeleri, AB ülkeleri ve daha bir çok ülkeler birbirleriyle anlaştıkları veya anlaşacakları çerçevede kurulan türlü sistemlerle elektrik ve her türlü enerji konularında birbirlerini takviye ederken ve bu konuda daha da ileri enterkonnekte sistemlerle daha verimli ve daha ucuz enerji temin etme yönünde çalışırken, bizim Türkiye ile kurulacak bu iş birliğine bu kadar engelleyici tavırları anlamak mümkün değildir. İlle de halkın sırtına ağır bir yük haline gelen bir sisteme ilelebet mahkûm olmak mı gerekir.










Başa dön tuşu