Köşe Yazarları

GAZİMAĞUSA CANBULAT ÖZGÜRLÜK ORTAOKULU


 

SEN DE BİR ANA DEĞİL MİSİN DEVLET ANA,
NEDEN AYRIM YAPIYORSUN BAZI EVLATLARINA?.

Geçen hafta çalan telefonumdaki sevecen, sakin bir ses beni okulunda, öğrencilerle derse girmeye davet etti. Sesindeki samimiyet ve sıcaklıkla hiç ikiletmeden kabul ettim. Bu sesin sahibi Canbulat Özgürlük Ortaokulu’nun müdürü Sn. Gülyüz Debeş’e aitti. Bölgemdeki bir ortaokuldan aldığım bu davet beni heyecanlandırmıştı. Yalnızca çocukların ve gençlerin karşılıksız ve içtenliklerine inanırım çünkü. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey vardı. Ben onlara hayatın içinden bir abla olarak seslenecek, onlar ise bana kendi çocuklarımla birlikte günümüz gençlerini nasıl anlamam gerektiğini anlatacaklardı.
Canbulat Özgürlük Ortaokulu’nun zor şartlarda eğitim verdiğini biliyorum çevremden. Özellikle de Çanakkale Ortaokulu’na gidemeyen ve merkez ilkokullar ile Güvercilik İlkokulu’ndan gelen çok farklı sosyal yapılara sahip ailelerin çocuklarının eğitim gördüğü bir okul. 640 öğrencisi ve 70 öğretmene sahip. Müdürünün yanında 5 de müdür muavinine sahip.

 

Ne yalan söyleyeyim bugüne kadar birçok okula konuk oldum ama en etkilendiğim Canbulat Özgürlük Ortaokulu’nda yaşadıklarım oldu. Bir mozaik gibi rengarenk güzelliklerden oluşan cevherler arasındaydım. Dışarıdan ön yargılı davrandığımız bu okulların öğrencileri iddia ediyorum ki özel okullardakilerden, iyi şartlara sahip olanlardan çok daha büyük bir potansiyele sahip olabiliyor. Orta 2 ve orta 3 sınıflarına konuk oldum. İki ders yaptık arka arkaya. Gençlerin sıkılacağını, ne konuşacağımızı, onlara nasıl ulaşacağımı düşünürken hem sınıflarda müthiş bir dikkat, hem bir etki, hem de karşılıklı bir yakınlık oluştu. Beni şaşırtacak bir etkileşim vardı sınıfta. Ben bir eğitimci değildim, onlarla o sıralardan geçmiş ama o duyguları, yaşanılanları unutmayan bir ablaları gibi konuştum. İmkansızlıklar, maddi sorunlar, şansızlıklar, ailelere rağmen hayallerimiz, inancımız, güvenimizle hiçbir şeyin imkansız olmadığını konuştuk. Birlikte sessiz kalıp hayaller kurduk ve sonra hayallerimizi anlatıp, yazdık. Benim, bizim çok ilerisindeydi hayalleri. Ünlü bir futbolcu olmak isteyen kız öğrenci, dünyayı gezip şarapların tadına bakmak isteyen ve farklı yemekleri tatmak isteyen bir başkası, rap söylemek isteyen, jimnastikçi, futbolcu olmak isteyen ancak bu hayalinin o gün inanca döndüğünü söyleyenler… Çok güzel ve farklı meslek dallarını saydılar öğrenciler. En mühimi, o gün bana kalan en özel an gençlerin benimle birlikte hayallerine inanmayı seçeceklerini, hayallerinin peşinde koşacaklarını yazmalarıydı. Bana yazılan mektuplarda bu vardı evet: BEDİA ABLA SENİ DİNLEYECEĞİM VE HAYALLERİMİN PEŞİNDE KOŞACAĞIM. Benim için ne büyük bir anlamdı bu. Ne büyük bir onurdu. Zenginlik bu okullarda var. İmkansızlıklar, zorluklar ve bin bir hikayeli aile hayatlarıyla daha problemli sınıflar belki ama derin, potansiyel sahibi ve zorluklardan kendi gücü ile çıkıp kendini büyütebilen pek çok parlak gözlü çocuk var o sınıflarda.
Okul müdürünün ve sıcakkanlı, güler yüzlü öğretmenlerinin tavırları da beni şaşırttı. Dedim ya hiçbir okulda bu kadar etkileyici ve bu kadar güzelliklerin benimle buluşabildiği bir tecrübe daha yaşamamıştım. Ne havalı, ne kibirli, ne çok bilmiştiler. Okul müdürü, Türkçe öğretmenleri ve diğerleri. Ruhlarını kaybetmemiş, sınıfta tüm varlıkları ile olduklarını anlayabildiğim öğretmenler. Müdüre hanım okuluna çok meraklı bir yönetici. Okul pırıl pırıldı. Avrupa Birliği’ne proje sunarak kazandırılan konferans salonu ise çok güzeldi. Duvarlarında rastladığım bir resim dikkatimi çekmişti. Sorduğumda tüm okulun çalışanları, yani sadece öğretmenleri değil, tüm görevdeki insanlarının birlikte duvara yaptıkları rengarenk müthiş bir resim olduğunu öğrendim. Aslında o okuldaki birlik, beraberlik, farklı renklerin uyumu, tam olma, bir olmayı simgeliyordu. Farklı renklerin güzelliğinin simgesiydi. Okulun bahçesini gezerken okul müdürü Gülyüs Debeş’in bana gösterdiği bir güzellik daha vardı. Okulun Beden Eğitimi öğretmeni gönüllü olarak çocuklarla bahçeyi çiçeklendiriyordu. Yanlarına gittim özellikle tebrik ettim. Çocuklar çapalıyorlar, suluyorlar, bahçelerine kendi evleri gibi bakıyorlardı. Kendi saatlerini doldurup kesinlikle başka hiçbir şeye karışmayan öğretmenlerin de çok olduğunu biliyorum bu ülkede. Hangi konuda olursa olsun gönüllü olarak yapılan işleri çok önemserim ben. O yüzden bu okulun çiçekli ve güzel bahçesini yaratanlara ayrıca teşekkür ederim.
Oradan çok güzel dersler alarak çıktım. O güzel çocuklar bana derinliğin, üretkenliğin, sorgulamanın ve hayallerin peşinde koşmanın adresini gösterdiler. Devlet kendi okullarına sahip çıkamamanın utancını da yaşar umarım. Ben orada ihmal edilen çocuklar için utandım. Bu çocuklar ilgi istiyor, destek istiyor. Cıvıl cıvıl potansiyeli olan, zeki ama belki daha şansız çocuklar onlar. Buradan sesleniyorum sana DEVLET ANA! NEDEN AYRIM YAPIYORSUN BAZI EVLATLARINA?
——————————————————————————————–
Canbulat Özgürlük Ortaokulu öğrencisi Hayriye Abay’dan bir şiir çalışması

Nokta
Bazen tek bir şey hayatını bitirir
Çoğu zaman başa çıkabilen,
Çoğu zamansa her şeyi bitirendir nokta.
Bazen cümleleri bitiririz, bazen de kendimizi
Bu bir tanesi içlerinden
Hayatımızı mahvederiz.
En olmadık, beklenmedik zamanda
Gözlerimiz noktayı koyar.
Bazense dilimiz yalan söyleyerek noktayı koyar.
Oysa gözlerimiz yalan söylemeyi pek de beceremez!
İnandıramaz kimselere noktayı.

Ne çabuk bitirir nokta!
Basitmiş gibi
Karşısındakini düşünmez nokta.
Aslında nokta hiç birşeyi düşünmez
Hiç birşeyi fark etmez bu dünyada,
Hemen herşey bitsin ister
VE ÖYLE OLUR
Kolay olmasa bile
KAZANIR NOKTA… DAİMA!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı