“Olasılıkların” geçerliliğini devam ettirmesine ve bu nedenle de Yenicami’nin başarısını “Resmen” tescil edememesine rağmen, şampiyonluk hedefi ile başladıkları Lig’de havlu atmak zorunda kalan diğer bazı takımlara “Büyük ikramiye”,“Koopbank Kıbrıs Kupası”. “Teselli” ise, Ligi en iyi yerde tamamlamak.
Bu hedeflere ulaşabilecek kalitede oyuncu kadrosuna sahip olan Türk Ocağı ile Gençler Birliği takımlarının dünkü mücadelesinde, özellikle ikinci devrede oynadığı fevkalade futbolla Gençler Birliği, Türk Ocağı’nı deplasmanda 2-1 yendi.
Oyunun kilit noktası orta saha. Bu alanda üstünlüğü ele alan takım, rakibine nazaran bir adım öne geçiyor. Ancak, her iki takımın da ilk devre boyunca ikinci bölgeyi kontrolü altına alamaması ve bu nedenle de bloklar arasında boşlukların doğması, önemli ölçüde oyunun kalitesini etkiledi. Ataklar organize olmaktan ziyade, üçüncü bölgelere gönderilen uzun paslardan, duran top organizasyonlarından ve karambol pozisyonlardan oluşmaya başladı. Ve “Atamazsam-yemeyeyim tarzı oyun düzeninin benimsenmesi, müsabakanın, tarafların ilk devre boyunca birbirlerine üstünlük sağlayamadığı “Yavan” orta saha mücadelesi şekline dönüşmesine neden oldu. Ve, tarafların birbirlerine net bir üstünlük sağlayamadığı karşılaşmanın ilk devresinde, “Gol” sesi çıkmadı.
Gençler Birliği ikinci devreye; önde basan, rakibine baskı uygulayan, oyunu rakip alana yıkan, sürekli arayış içinde olan ve mutlak kazanmak arzusunun körüklediği, mücadele gücü yüksek bir tempoda başladı. Ve günün adamı Şenol’un çok başarılı performansının 50 ve 55. dakikalarda süslediği iki gol ile de, bunun semeresini aldı. Gollere rağmen oyundaki hakimiyetini elden bırakmayan Gençler Birliği, skoru korumanın içgüdüsü ile orta alanı kalabalık tutup, oyunu kendi alanında kabullenmesi, Türk Ocağı’nın zaman zaman da olsa rakip yarı alanda daha fazla gözükmesine neden oldu. Ve Ocak Ertaç’ın 83 dakikada penaltıdan attığı gol de, bu süreç içerisinde geldi.
Sonuçta; kazanmayı çok isteyen, bu nedenle de büyük mücadele veren ve takım disiplinini maç boyunca elden bırakmayan Gençler Birliğine 3 puanı getiren, iyi futboldan ziyade, kazanma hırs ve inançlarıydı. Buna mukabil Türk Ocağı, sahada idi. Ancak, oyunun içinde değildi.
Bu nedenle her iki takım da organize ataklar yerine kolay yolu seçerek, rakip savunmaların hata yapmasına yönelik yapay baskı kurmaya çalıştı.
Ve oyun seyri bakımından pek de “Kaliteli” olmamasına rağmen, karşılaşma boyunca elinde tuttuğu “Oyun üstünlüğünü” ikinci devrede skor tabelasına yansıtan Gençler Birliği, gerek oyun kurgusu ve gerekse de bunun hayata geçirilmesi bakımından taraftarlarını mutlu edecek düzeyde performans sergiledi.
































