Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İlim kendin bilmektir

Hepsini de Allah bağışlasın; emir büyük yerden olunca uyduk Dora Güner Burgul adlı evlatçığa ki teknik direktör ve de muallim Mehmet Bolkan Hoca sağolsun Güney Lefkoşa’daki GSP adlı stada konuşlandık; Şaka gibi, sağımızda Galler’in 100 milyon Euroluk adamı Gareth Bale’i, solumuzda ise Euro cinsinde 50’lik Aaron Ramsey’i vardı. Bu arkadaşlar da kesmedi, hemen iki gün önüne yine bir Belçika maçındaydık; Fellaini, Hazard, Courtois, Kompany, Denbruyne ve saz arkadaşları vardı. Tüm gözlerin pasları silindiği esnada adını öğrenemediğimiz bir Rum spor gazetecisi arkadaşa Kıbrıs Cumhuriyeti futbolcularının ortalama yıllık aldıkları parayı sorduk. O da “re file (be gardaş)” merkezinde ortalama 250-300 bin Euro dedi. Daha yeni yetmeler de 50 ile 100 arasında topa vuruyormuş. O anda bizim taraftaki fiyatlarla mukayese edince “vay gâvvolem vay” olduk yine/yeni/yeniden. Özetle kızları eskiden tıp doktorları isterdi ve alırdı ama artık babalar topçu veya popçuları tercihen kızlarına empoze etmeye çalışmaca zannımızca. Eskiden tahsil en öndeydi ya, vahşi kapitalizm dedi ki “artık para konuşur, bırakın bu okuma fasılları karın doyurmuyor”. Özetle madde zenginliği cehaleti gölgeler mi? Maalesef evet. Böyle düşünenlerle hemfikir miyiz? Asla! Bildik en ünlü tasavvuf ve de halk şairi Yunus Emre; “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır” diye buyurmuş. Şiirinin son paragrafında ise; “Yunus Emre der hoca, gerekse bin var hacca, hepsiden iyice, bir gönüle girmece”. İşte yabancı dilde karşılığı olmayan bir kelime olan ‘gönül’, eğitim-öğretim sürecinin yegâne anahtarı. İyi saatte olsun dünyaca ünlü tarihçi ve de çok değerli YDÜ Rektörümüz Prof. Dr. Ümit Hassan Hocamız; “Oğlum Nazım, sadece âlim olmak yetmez, ârif de olmalısın” demişti bir sohbette. Ümit Hocamız haklı. Hazreti Mevlâna’nın da belirttiği gibi; “İnsanlar anlatabildiği kadar bilirler” görüşü her öğretmenin kulağına küpe olmalı, tabii Yunus’un da ilime olan bakışı gözardı edilmemeli. 2015-2016 öğretim yılı henüz başladı; “Daha dün annemizin kolarında yaşarken, çiçekli bahçemizin yollarında koşarken, şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk, neşeliyiz hepimiz, yaşasın okulumuz” işleri yine vûkû buldu. Bu sürecin önemli aktörleri öğretmenlerimiz ve bebelerimiz yine ve yeni bir öğretim yılında tekrardan birlikteler. Eğitim politikası veya eğitimde stratejik planlama konuları bu yazının misyonu değil. Bu yazıdan murad edilen, öğretmen ile öğrenci arasındaki etkin ve güçlü gönül bağıdır. Öğretmenin kürsüsü bir tiyatro sahnesi gibidir a dostlar. Ders sonrasında öğrencilere kendinizi beğendirin ve alkış almaya bakın. Aksi takdirde âlim olabilirsiniz ama ârif olmadıkça neye yarar! Unutulmasın ki büyüklerimiz eskiden öğretmenlerimize; “Eti senin, kemiği benim” derdi. Bu durum artık günümüz eğitim dünyasında “Eti de benim, kemiği de” hâlini aldı. Anne-babalar haklı, tek zenginliğimiz yavrucaklarımız ama hâlâ daha okul çantalarının ağırlığı ve yanlış taşıma yöntemleri sayesinde onlara kronik sırt ağrıları ve duruş bozuklukları ile başbaşa bırakıyoruz. Okul fobisi mi? E pek tabii bu işlerin de bi’fobi (korku) durumları var; Okul fobisi, kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da okula gitmede isteksiz görünmesidir. Eğitim psikolojisi çalışan arkadaşları aradık ve “bu tür bir sorunla karşı karşıya kalan ailelerin dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir be arkadaşlar” diye de soruyu çaktık; “Kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak hissetiği kaygı ve endişeyi anlamaya çalışın… Çocuğunuzu okula gitme zorluğu nedeniyle cezalandırmayın, küçük düşürücü sözlerle aşağılamayın… Sabırlı, tutarlı ve kararlı bir tavır içerisinde olun… Sınıf çalışmalarının zorluğundan, sıkıcılığından veya okul arkadaşları ve öğretmeni ile ilgili konulardan şikâyet ediyorsa okulu ve öğretmenini ziyaret etmeyi ihmâl etmeyin… Okula devam etme konusunda karalı davranın” dediler. Özetle böyle sorunlarla karşı karşıyaysanız okulunuzun rehberlik sevisinden ivedi yardım isteyiniz. Aksi takdirde ‘bu nice okumaktır’.  Sağlıkla…