Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İktidarsız hakem

90’lı yılların ortasındaydık. Bi’sabah kalktık ve Amerika patentli yeni çağın müjdesiyle tanıştık. Adı mı? Erkeklerin kendi aralarında “mavi hapçık” olarak dillendirdikleri Viagra adlı uyarıcıdan bahsediyoruz. Önce Yaşlı Batı ayağa kalktı, arkasından da diğer kıtalar bu duruma adapte oldu. Tabii o zamanlar bu tip ‘geçici iktidar’ durumlarını dillendirmek çok da hoş karşılanmıyordu ta ki Milliyet Gazetesi yazarı Refik Erduran Usta konuyu ele alana kadar. Refik Bey 70 yaşını Amerika’da kutlamış ve o gece, o mavi haptan yararlanarak konuyu kaleme almıştı; “Ne yalan söyleyim; böyle bir deneyimi gençliğimde bile yaşamadım. Yüzde 100 değil, yüzde 110 başarı” demişti köşe yazısında. İlgili yazıyı okurken de; “Çok şükür daha genciz bu işler için ama inşallah o günleri de görürüz mezar taşımızda ‘hızlı yaşadı, genç öldü. İyi adamdı vesselam’ yazmadan” demiştim kendi kendime. Neyse, bugünkü konumuz ‘iade-i iktidar’a ilişkin kimyasal hap durumları değil. Bu konuyu cuma yazımızda etraflıca inceleriz. Bugünkü konumuz güç kavramı üzerinden bulunduğu topluluğa çakan ‘iktidar’ kavramı. Bi’defa iktidarın müdahil olmadığı, müdahale etmediği hiçbir alan yok. Eğitimden kültüre, spordan sanata, ekonomiden siyasete, dinden bilime kadar olan bütün toplumsal dokuları o işlemektedir. Siyasilerin meşhur sözdür; “Hükümet olmak başka bi’şey, iktidar olmak başka. Her hükümete gelen, iktidar olamaz. Ya gerçek iktidara ait olursun ya da ona ortak olursun. Yok öyle saldım mevlam çayıra ve de küçük dağları ben yarattımlara” derler ya, işte bu filnm hayatın her alanında da mevcut. ‘Yeryüzünde iktidar olmayı içermeyen hiçbir düşünce ve de sistem yoktur’. İktidar kavramı, hayatın her alanını kapsayan çerçeve bi’kavram değil midir bildik! Okul, aile, spor dünyası, toplum, devlet, iş hayatı ve kısacası insanlar arasındaki her türlü ilişkinin düzenlenmesi dolaylı veya doğrudan iktidar kavramıyla bağlantılıdır. Diğer bir anlatımla, insanlar arasında iktidarı ilgilendirmeyen hiçbir düzenleme biçiminden söz edilemez. Zira her düzenleme aynı zamanda bir güç unsuru içermektedir. Kavram olarak: güçler arasındaki mücadelede üstün gelen gücün diğer güçler üzerinde belirleyici olması; “toplumu yönetme gücünü ve/veya bir davranışı yönlendirme kabiliyetini elinde bulundurma” imkânına sahip olma hâli demek olan “iktidar” sözcüğü, daha çok toplum ve devletle bağlantılı olarak kavramsal anlamını kazanmaktadır. İktidar, devleti kuran ve yaşatan güç olarak da tanımlanabilir mi? E kuvvetle ihtimal! Toplum üzerinde hakim olma gücünü yitiren bir iktidarın iktidarlığından söz edilemez. ‘İktidar halkı kendisine itaat ettiren güçtür’. İşte tam da bu’demde futbol hakemliği konusunda konuya kin ve de nefret gözlüğüyle konuya bakan arkadaşlar, ilgili hakemleri “kara gömlekli emek hırsızları” olarak lanse ederler. E hakemler n’apar? Bi’defa hakemler maç esnasında yaptıkları tüm hataların farkındadırlar ama yine de olayı saptırma, çarptırma ve de hatayı kabul etmeme eğilimi içerisinde debelenir dururlar. Bu düşüncemden dolayı hakem dostlar bana lütfen itiraz etmesinler! Konu aynen bu yönde ceryan eder. İnanmayan eski FIFA’lı Coşkun Buba’ya (Kutay) veya şu anki MHK Başkanı Sadık Dostum’a (Özbilgehan) sorsun; Üç yıl boyunca MHK yöneticiliği yapmaya çalıştık ama hâlâ daha bizim adamları çözemedim. Kim kiminle kaç kere mi? Onu da Allah bilir. Tabii bir konuyu da Allah bilir; Ne mi? Bizim adamlar özellikle son haftalarda yapılan Akıllı TV’lik hatalardan dolayı çok üzüyorlar ve de üzülüyorlar. Maçı sonuna kadar selamatle yönet ama son dakikalarda golü kendi kalene atmak için elinden geleni yap! Bi’taraftan kulüp başkanları veryansın, diğer bi’taraftan da Hakemler Dernek Başkanı Memo (Mehmet Özbilgehan) sağduyu mağduyu ve de ölümün goca körü cinsinden Fair Play çağrılarıyla debelensin dursun. Ey gönül dostları. Artık ligde ikinci perde açılıyor. Lütfen kendinize gelin! Maça hükmetme noktasında güçlü bir güven ve iktidar ortamı yaratın zira bizden çok daha iyi bilirsiniz ki iktidarsız bir hakemden bi’cacık olmaz. Selam ve de özlemle a dostlar. Maç bitti; Düt, düt, düt…