Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İktidardayken muhalefet olmak

 Cumhuriyetçi Türk Partisi yine iktidardaydı…

Böyle “çok parçalı bir yapı” da yoktu…

CTP, muhalefeti ile ünlü bir parti…

Muhalefet zamanlarında meclisi iktidara dar eder…

Sokağa hakim olur…

Haksızlık karşısında…

Adaletsizlik karşısında dağ olur…

Hatta bu yüzden, Eroğlu’nun CTP için söylediği tarihi söz vardır:

“Siz ancak muhalefeti becerirsiniz. UBP ise iktidarı…”

Geldiğimiz konakta, sadece CTP değil…

TDP de iktidarda…

Üstelik, son yıllara “muhalefeti ile damga vuran” HP de…

Düzen, bu topluma azap veriyor.

Alt alta yazalım mı?

Eğitim…

Sağlık…

Turizm…

Kamu yönetimi…

Trafik…

Yargı…

Tamamı reform istiyor.

Yan yollara sapsam, bu listeyi uzatır da uzatırım, okumaya üşenirsiniz.

Marifet, “iktidardayken” düzene muhalif olmayı başarabilmekte…

Düzeni değiştirme şansı elindeyken, düzeni değiştirmekte…

Korkusuz adım atmakta…

Risk almakta…

Yoksa muhalefette herkes konuşur…

Bak UBP’ye…

Üç ay önce bakan olan adam, şimdi hiç bakanlık yapmamış gibi konuşabiliyor…

Hükümetler…

Korkusuz olmalı…

Mevcut hükümet, her suçlamaya “çok hassas” ve “hemen cevap vermek gibi” bir refleks geliştirdi…

Farklı bir yöntem…

Çok konuşan bir hükümet modeli ile karşı karşıyayız…

Ama bir o kadar da “pratik iş çözen” bir model lazım bize…

Elle tutulan, gözle görünen Tolga Atakan…

“Şu nedenle bu nedenle” yarım kalan projeler bir bir yaşam buluyor şimdi.

Mantık da bu olmalı…

Büyük düşünülmesi gereken yerde büyük…

Pratik olunması gereken yerde pratik…

Radikal olunması gereken yerde radikal…

Devrimci olunması gereken yerde devrimci…

Reformcu olunması gereken yerde de reformcu…

Kısacası, hızlı ve “iktidarda da muhalefet” olabilecek bir mantığa ihtiyacımız var…

Bekliyoruz…

 


Küçük bir ayrıntı belki…

 

Bir inşaatın en zor aşaması neresidir bilir misiniz?

Geçtiğimiz gün, az kalsın beş işçiye mezar oluyordu bir inşaat…

Neden?

Çünkü, bir inşaatın en zor aşaması, “ilk yapım” aşamasıdır da ondan.

Mühendisliğin en hassas noktası orasıdır.

Uzmanlık ister…

Bilgi ister…

Tecrübe ister…

“Mühendis” deyip geçmemek gerek.

Yurt dışında, büyük bir projede çalışan Kıbrıslı Türk Cemil Özmert…

İngiltere’de…

Bakın, yıkımın ardından nasıl uyarıyor.

“Yapım aşamaları analizi neden önemlidir?

Yapım aşamaları analizi kimin sorumluluğundadır? Umarım herkes sorgular…

Paranızı sadece Diyetisyenlere, Doktorlara vermeyiniz.

“Civil Engineering” yani İnşaat (Medeniyet) Mühendisliği, bu meslekler kadar önemli bir meslektir. Nedeni de Doktora gidip gitmeyeceğinize onlar karar verir.

Avukata gidip gitmeyeceğinize onlar karar verir. 

Güzel Diyetisyeninizle ertesi gün buluşup, buluşmayacağınıza yine onlar karar verir.

Hatta eşiniz kadar önemlidir çünkü eşinize kavuşup, kavuşmayacağınıza da karar verirler.

Bir de dip not ilave edeyim: İngiltere`de Tasarımcı bir İnşaat Mühendisi 1 alırken, Yapım Aşamaları Tasarımcısı 1.5 alır.

Sebebi de, bir inşaatın yapım aşamasında yıkılma olasılığı çok yüksek olmasıdır ve dolayısıyla sorumluluğu çok büyüktür.

Yapım aşamaları analizi de İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına göre ilk sırada aranır, dosya`ya konur ve 3’üncü Şahıslar (3rd Party Checker) tarafından kontrol edilir.” 

Buna bakınca anlıyoruz ki, önemsemediğimiz bir çok şey aslında hayat kurtarıyor.

Önceki aslında, “inşaat altında kalan” işçilerimiz değil sadece…

Sistemimiz…

Sorumsuzluğumuz…

Vurdumduymazlığımız…


Yere batsın sendikacılığınız

 

Bir hemşire, göreve giderken…

Acemi bir şoförün kurbanı oluyor.

Ambulansla çarpan acemi şoför, hemşire arkadaşımızın ağır yaralanmasına neden oluyor.

Biz bunla uğraşırken…

Hemşireler ve Ebeler Sendikası bir açıklama yapıyor.

İçerik ne biliyor musunuz?

“Daha çok para…”

Evet yanlış duymadınız.

Kaza üzerinden fırsatçılık…

Vicdanların öldüğü ana şahit oluyoruz.

Taleplere bakar mısınız?

“Görev risk ödeneği talebimize cevap veriniz…”

Birinci madde bu…

Sonra 112 ağı ile ilgili talepler.

İnsanlığın öldüğü ana şahit oluyoruz…

Yere batsın böyle sendikal anlayış…

Aklıma başka da bir cümle gelmedi…