Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ Mİ DEDİNİZ?

Kıbrıslılar politik sorunların arasına gömülmüş pozisyonunda, gerçekte her şeyden kolaylıkla kaçma yollarını yarattılar.

Bu yaz, aşırı sıcaklardan  gerekli sebze ve zeytin üretilemedi. Zeytinyağı fiatları şimdiden alabildiğine arttı.

Geçmiş yıllarda para eden harup ise köylülerin elinde kaldı.

Belirli yörelerde harup toplayıcıları üredi. Halka 1-2 lira daha düşük fiat vererek, harupları şimdiden topluyorlar. Geçmiş yıllarda harup’nu para yapması dolayısıyla birçok kişi harup ağacı ekti. Bu durumda ekilen harup fidanları farelere kalacak gibi.

Kuraklık karşısında tüm Kıbrıslılar, özellikle Kuzey Kıbrıs yöneticileri herhangi bir plan üzerinde fikir oluşturmaya çalışmıyor.

Bu yetmezmiş gibi, tarım alanları, zeytinlikler ve diğer orman korulukları, ev yapımı için zenginlerce azgınca talan ediliyor.

İzmirde, İstabul’da, Karadeniz’in belirli bölgelerinde deniz, karadaki yapıları tehdit edecek seviyelerde yükseldi. Evleri ve işyerlerini deniz suları bastı.

Aşırı yağışlar nedeniyle Türkiye’de birçok yerde SEL BASKINLARI oldu.

Kıbrıs’ta geçmiş yılların  iklim haritaları incelenmesinde görülebileceği gibi, belirli dönemlerde kuraklık, belirli dönemlerde de aşırı yağışlar olmaktadır. Tarihten öğrendiğimize göre,  aşırı yağışların neden olduğu su baskınlarından birçok köy ve kasaba nasibini alarak bedel ödemiştir.

Kanlı derenin aşırı yükselmesiyle Devlet hastanesi ve çevresinin sular altında kaldığı yıllar birkaç yıl öncesidir.

Dere yataklarının yanına, deniz kenarlarına ev yapmak son yıllarda alabildiğine arttı.  Biz Kıbrıslılar çevremizdeki felaketlerden ders alamayanlardanız. Türkiye’de ve diğer ülkelerde olanlar bizde niye tekrarlanmasın. Dünyanın her yerinde iklim değişikliği  olurken, Kıbrıs farklı bir gezegende mi?

Milyonlarca yıl önce yaşamış birçok canlı türü, iklim değişikliği sonucu yok oldu.

Kıbrıs’ın denizlerinde yüzlerce yıldan beri yaşayan balık türleri, yerini Süveyş kanalından geçen balıklara bırakıyor.

Yakında geleneksel ağaçlarımız  ve tarım ürünlerimiz yerine , değişik iklimlerin ağaç ve bitki örtüsü ile karşılaşacağız.

Yüce meclisimiz,  nedense, değişen dünya koşullarını dikkate alıp,  iklim değişikliği konusunda tedbirler üretmeyi dikkate almıyor.

Rum ve Türk politikacılar birbirlerine laf yetiştirmek yerine ortak olarak yaşamakta olduğumuz bu toprakları ve doğal yaşamı korumak  için artık birlikte yeni fikirler üretmek zorundadırlar.

Yeşil Kıbrıs söylemi artık eski çekiciliğini kaybetmeye başladı. Doğal yaşam yerine, her yerde özentili tüketim toplumu modelleri ön plana çıkmaktadır.

Özellikle Girne’nin aşırı yapılaşması yetmezmiş gibi Yeni İskele de para hırsıyla azgınca talan ediliyor. Leymosun ve Baf da aynı şekilde çoktan talan edildi.

Şimdi sıra, Güney’de Poli ve Larnaka’ya geldi. Kuzeyde ise  Yeni Erenköy(Yalusa) ve Dip Karpazda herkes tarlasını satmaktadır. Bu satışların sonunda tarım arazileri ve zeytinlikler yerlerini BİNALARA bırakacaktır.

Doğa mı dediniz? Kapitalizmde bu sorunun cevabı yoktur.