Köşe Yazarları

İki seçimden bir hayır gelir mi?

Geçen ay Kıbrıs iki seçim süreci yaşadı. Bizimkiler hükümeti kurdu bile. Rumlar bugün ikinci etabı koşuyorlar. İpi göğüsleyen, beş yıl süreyle cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturacak.

Birkaç aydan beridir Facebook’ta bir slogan dolaşıyordu: “Anastasiadis, tam anlamıyla bir hayal kırıklığı idiniz”. Rumların kaçı için Anastasiyadis’in bir hayal kırıklığı olduğu bugün ortaya çıkacak.

Bu yazı yazılırken kimin kimi destekleyeceği henüz açıklanmamıştı. Dolayısıyla yazacaklarım tamamen spekülasyona dayanmaktadır. Baştan sona yanlış da çıkabilir.

Gene de görünen köy kılavuz istemez. Anastasiyadis bu seçimden zaferle çıkacağa benziyor. Federasyonlu çözüm istemeyenlerin Malas’tan çok Anastasiyadis’i destekleme ihtimali var.

Anastasiyadis kıvırma ustasıdır. Bu özelliği ile de övünmekten geri kalmıyor. Prof. Panikos Dimitriadis 2012-14 yıllarında Kıbrıs Merkez Bankası Başkanı idi. Bu süre içinde başından geçen olayları bir kitapta yayımladı, geçen sene.

Dimitriadis kitabında, aklımda kaldığı kadarıyla, şunları yazıyor: Bir gün Cumhurbaşkanı Anastasiyadis, kendisine telefon etmiş ve ona bankanın yönetim kuruluna birini atamak istediğini ve herhangi bir şekilde itiraz etmemesini söyleyip şöyle devam etmiş: “Sakın beni kandırmaya kalkışma. Beni kandıramazsın. Ben politikanın fahişesiyim. Sadece fahişesi değil, aynı zamanda hacinasıyım da.”

Kitap piyasaya sürüldükten sonra Cumhurbaşkanlığı herhangi bir yalanlama yapma ihtiyacı duymamıştır. Demek ki Anastasiyadis, bu özelliğinin herkes tarafından bilinmesini arzu etmektedir. Dolayısıyla kendilerini “orta yolcu” olarak addeden ama aslında aşırı milliyetçi olan kesimin Anastasiyadis’i desteklemeleri normal sayılmalıdır.

Buna ek olarak, Anastasiyadis’in politikalerında milliyetçi bir damar olduğu da unutulmamalıdır. Babası EOKA-B’nin Limasol sorumlusuydu. Kendisi de gençlüğünde EOKA-B’ciydi. Glafkos Kliridis’in rahle-yi tedrisinden geçerken o yanının törpülendiği var sayılıyordu.

Bu nedenlerle Anastasiyadis, Nikolas Papadopulos’lara, Marinos Şizopulos’lara, Yorgos Perdikis’lere hatta Eleni Theoharus’lara bol keseden bakanlık ve müdürlük dağıtabilir. Bir şeycikler de ELAM’cılara verir mi bilemem. Ama verirse hiç şaşırmam.

Yorgos Lillikas son seçimlerde dağıldı. Yüzde 5 gibi bir oy toplasaydı, bir bakanlık da ona gidebilirdi. Ancak aldığı %2.5 oy bir bakanlığa değer mi bilemem. Ancak Anastasiyadis, eşeğini sağlam kazığa bağlamak için, bakarsınız, bir şeycikler de ona verir.

Rakamları alt alta koyup topladığınız zaman %60’ı geçiyor. Bir de şu var. Konuştuğum bazı Rumlar, bana gönüllerinin Anastasiyadis’ten yana olmasına rağmen, çözüm yanlısı olmayan Papadopulos’u elemek maksadıyle Malas’a oy verdiklerini söylediler. Gerisini varın siz hesap edin.

Açık farkla kazansa bile Anastasiyadis, Kıbrıs’ın çözümüne katkı koyabilecek mi? Zor gibi görünüyor. Aslında Papadopulos’çular ile Anastasiyadis arasında ekonomi, maliye, finans, eğitim, kültür, kilise konularında fazla da ayrıldıkları noktalar yoktur. Ayrıldıkları tek konu çözüm şeklidir. Anastasiyadis, federasyonu kabul eder gibi görünüyor, ötekiler üniter devlet çözümünde ısrarlıdırlar. Onların felsefesi “Rabbena, hep bana” olarak tezahür ediyor.

Anastasiyadis zaten “sıfır asker, sıfır garanti” formülü ile ötekilere yaklaşmış oldu. Biraz daha taviz verirse anlaşmamaları için bir neden kalmaz. Bu koşullar altında seçilecek olan bir cumhurbaşkanı, görüşme masasına oturabilir mi? Birkaç sene sonra belki ama hemen oturması zor gibi görünüyor.

Masaya oturmak isterse Akıncı, daveti kabul edecek mi? O da zor. Anastasiyadis’e olan güveninin sarsıldığı izlenimini veriyor. Ankara’nın Kıbrıs’la ilgilenecek ne zamanı ne de niyeti var. İşleri başından aşkın. Şimdilik Ankara’nın dikkatini çeken tek konu, Erdoğan’ın eleştirilip eleştirilmemesidir. Gerisi lâfügüzaf. (Aklıma gelmişken sorayım: Kıbrıs’ta cereyan eden olaylarla ilgili olarak Türkiye medyasında yayınlanan bir haber okuyan veya duyan oldu mu? Ben ne duydum ne okudum. Tuhaf değil mi?)

Bizim seçimlerden sonra imkânsız gibi görünen olay gerçekleşmiş gibi. Dört parti bir araya gelerek bir koalisyon hükümeti kurdu. Cumhurbaşkanı hükümeti onayladı ve bakanlar iş başı yaptı. İnşallah olumlu işler yaparlar da gidenleri aratmazlar.

Koalisyon mucizesi yanısıra ikinci bir mucize gerçekleşir ve toplumlar arası görüşmeler başlatılırsa, geçmiş döneme oranla, Akıncının eli kuvvetlenecektir. En azında Cumhurbaşkanı’nın ikide birde ayağına kurşun sıkan bir dışişleri bakanı olmayacak etrafta.

Ne var ki zaman içinde koalisyonu yürütmekte birtakım engeller ortaya çıkacak. Her şeyden önce Ankara, ortakları süründürecek diye tahmin ediyorum. Para vermekte cimri davranacak.

Devlet içinde uyumsuzluk ve kordinasyonsuzluk baş gösterecek. Her bakanlık bir başka partinin imparatorluğu haline getirilecek ister istemez. Bunun cezasını da halk çekecek. Bu nedenle birkaç yıl içinde erken seçim olacağını öngörmek kehanet sayılmamalı.

Benim koalisyon hükümetinden bir tek beklentim var. Yamalı bohça gibi bir hükümetten her derde deva olmasını beklemek haksızlık hatta safdillik olur. Ancak bu arzumu yerine getirirlerse kendilerine medyun olacağım.

İlgililer ve yetkililer, lütfen şu “Müşavir” derdine bir derman bulun ve “Kaldırım Mühendisi” üretme işine, bir son verin.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı