İki mevsimden notlar

17 Haziran 2018 Pazar | 03:47
Ahmet Okan

-Bir yaz mevsiminden notlar:

Zaman kötü ama alışkanlıklar güzeldi…

Okul biter, uzun bir yaz tatili başlardı…

Yaz ayları…

Her zamanki gibi sıcak…

Günler uzun, aylar geçmek bilmez…

Böyle zamanlardı…

Yaz aylarında öğrenciler, bir bakkalın, bir zanaatkârın yanına verilirdi…

Pişsin diye!

Bir şeyler öğrensin, elinde bir altın bilezik olsun diye…

Elbette, ufaktan bir de harçlık edinmesi için…

Hayata hazırlanmaya, onu öğrenmeye dair bir kültürdü bu…

Ayıbı yoktu…

Herkes böyleydi…

Şimdikiler yaz tatillerine çıkar, onlar bir bakkalın, bir demircinin, bir berberin, bir terzinin yanına verilirdi…

Kız çocukları, kuaför veya terzi yanına gönderilirdi…

Genellikle de terzi…

Kendi söküğünü dikebilsin, tehel çekebilsin, terzi olmayacaksa bile kendisine ve çoluk çocuğuna yararlı olabilsin diye…

Yasemin satanlar da vardı, babasının, amcasının yanında seyyar satıcılık yapanlar da…

Okullar açılana dek…

Daha büyükler, inşaatlara giderdi…

İşçilik…

Kalem tutan eller, bu kez beton dökerdi…

Nasır tutardı elleri…

Ama onurlu…

Şeherde yaz ayları böyle geçerdi…

Köyde ise,  tarlada bostanda…

Toprak kokardı genç eller…

Ve hayat, adım adım öğrenilirdi…

Kürek atarak, tehel çekerek, demiri döverek, toprağı işleyerek…

Zordu…

Ama zaman böyleydi…

Yoksulluk vardı…

Lâkin üstesinden gelinirdi…

– Bir bahar mevsiminden notlar:

Kış mevsimi Ocak’ta vurdu…

Geceler ayaz…

Belki daha uzar…

Bilinmez…

Ama buralara bahar tez düşer…

Badem çiçekleri tez açar…

Çağlalar büyür…

Akasyalar hazırlanır…

Nergis, yerini yasemine bırakır…

Böyle zamanlarda düşler çiçeklenir…

Güneşin nazı çekilir…

Masalar bahçeye çıkarılır…

Gelenektir…

Yemeği, güneşle demlenerek yemek…

Masada börülce, yanında renga…

Veya bakla… İnginar falan…

Kuşkusuz kara yağda…

Ekmek de, köy ekmeği olsun… Esmer…

Böyle havalarda…

Bir demet gollandıro, birkaç turp…

Etraf yeşil… Yemyeşil…

Dağlar, ovalar, patikalar…

Lâkin, bahar tez geçer…

Hani, baharı yaşamadan yaz gelir…

Sıcaklar birdenbire basar…

Aylarca…

Sararır ortalık…

Düşlerdeki çiçekler solar…

O yüzden…

Bu havalar çıldırtır insanı!

Ve bu yüzden, şimdi yeşili ve baharı yaşamının zamanı…

Ağaçlarda yaprak gibi, dağlarda ot gibi, bir şinyadan bir şinyaya konan kuşlar gibi…

(2001)