Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İKİ CİDDİ İŞARET

Hani öyle olaylar vardır, sıra dışıdır ve gerçekleşmesini “işaret” sayarsınız.
Bir şeyler olacağının “işareti.”
Bir tür haberci.
Geleceğin habercisi.
Ben de 2 olayı işaret saydım.
Geleceğin habercisi olarak mimledim.
Birincisi, din adamlarının buluşmasını ve verdikleri pozitif mesajları.
İkincisi, Özel Temsilcilerin Ankara-Atina ziyaretlerini.

      ***

Kıbrıs’ta 5 farklı etnik yapı ve 5 farklı dini inanış vardır.  (Yehova Şahitleri ve Bahailer gibi grupları saymazsak.)
Kıbrıslı Türkler (İslam), Kıbrıslı Rumlar (Ortodoks Hıristiyan), Kıbrıslı Ermeniler (Hıristiyan), Kıbrıslı Maronitler (Katolik) ve Kıbrıslı Latinler (Katolik).
Çoğu Kıbrıslı Türk Kıbrıs’ta Latinlerin de bulunduğunu bilmez.
Üstelik yüzlerce yıldır burada olduklarını.
İtiraf etmeliyim ki bu satırların yazarı da henüz bir Kıbrıslı Latin ile karşılaşmadı. Oturup sohbet etmedi.
Din adamların, İsveç büyükelçiliği organizasyonunda buluşmaları,  görüşme sürecini “kutsamaları” ve bir çözüm için iyi dilerlerini bildirmelerini önemli bir işaret sayıyorum.
Geçmişte etnik milliyetçiliğin maşası olanlar ve toplumlararası çatışmalara payandalık yapanlar (Maronitleri ve Latinleri tenzih ediyorum) şimdi barış için bir araya geliyorlar.
Üstelik dini adanın yeniden birleşmesi için bir fırsat görüyorlar.
      ***
 

İkinci işaret Özel Temsilcilerin Atina ve Ankara ziyaretleridir.
Rum Özel Temsilci’nin Ankara ziyareti  elbette önemlidir ama Türk Özel Temsilci’nin Atina ziyareti daha önemlidir.
Niye?
Çünkü  Atina da hakim olan yılların anlayışı Kıbrıslı  Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı isyan ettikleri, bunun için silahlanıp çatışma çıkardıkları ve tedhişçi yeni söylemle terörist olduklarıdır.
Türkiye, 1974’te adayı işgal ederek ve ortasından ikiye bölerek Kıbrıslı Türk teröristleri koruma altına aldı. Kurulan devlet yani KKTC sahte bir devlettir ve asla tanınmamalı, KKTC’den herhangi bir şeyle asla temas yapılmamalıdır.
Ankara daha düşük dozda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni siyaseten tanımıyor.  Mecbur kaldığı uluslar arası alanda karşı karşıya geliyor, örneğin spor karşılaması yapıyor bir konferansta buluşuyor ama siyaseten Kıbrıs Cumhuriyeti’nin olmadığını savunuyor.
İşte bu resmi anlayışlar çerçevesinde Kıbrıslı Türk Özel Temsilci Atina’ya gitti, devlet protokolüyle karşılandı ve Atina’da resmi görüşmeler yaptı.
Aynısını Kıbrıslı Rum Özel Temsilci Ankara’da gerçekleştirdi.

      ***

Demek ki statükonun klasik ideolojik bakışını değiştirmek gerekirdi.
Veya bunu değiştirmek şarttır.
Yoksa 50 yıldır aynı yerde sayıp dururuz.
Statükonun bakış açısı değiştiğinde asla bir araya gelmezler denilen din adamları bir araya gelir, asla bu başkentlere adım atamazlar denilen temsilciler güzel güzel görüşmeler yaparlar.
Bu örneklerin artarak devam etmesi hepimizin hayrınadır…