İKİ HEDEF: Talat, kendi geleceğini değil, ülke ve CTP’nin geleceğini düşündüğünü belirterek, “Ülke ve CTP’nin yeniden yapılanmasına katkı koyacağım” dedi. “Milletvekili adayı olacak mısınız?” sorusuna Talat, “Öyle bir hedefim yok, şu an için milletvekilliği düşünmüyorum” dedi
“GÖLGE BAŞBAKAN DEĞİLİM”: Talat: Gölge Başbakan değilim, ne münasebet, niçin öyle olmak mı lazım? Ben günlük işlerle uğraşmıyorum. Arkadaşlara yardımcı olmaya hazır olduğumu söyledim. Ekonominin genel düzenlenmesi, büyümesi konusunda katkıda bulunabilirim
“TÜRKİYE’DEN KİMSEYLE GÖRÜŞMEDİM”: Başkan seçildiği andan itibaren, hükümetin kurulması dahil, Türkiye’den hiçbir yetkili ile görüşmediğini söyleyen Talat, “Buranın kendi iradesi ile karar vermesine saygı duymak demektir. Türkiye’nin tavrını böyle algılıyorum” dedi
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, “milletvekili” olma hedefi ile partiye dönmediğini belirtti. Talat, “İki güçlü hedefim var” diyerek, ülke ve partisi CTP’nin aynı anda yapısal sorunlarını tamamlaması için tüm bilgi birikim ve enerjisi ile çalışacağını söyledi.
Havadis Haber Merkezi’nin sorularını yanıtlayan Mehmet Ali Talat, mevcut kabinenin iş yapabileceğine inandığını belirtti.
Hükümet kurma çalışmaları sırasında, UBP’nin sorunların çözümüne ciddiyetle yaklaştığını belirten Talat, DP heyetinin ise “Nasıl olsa DP’siz hükümet olmaz” rahatlığında, tüm reformlara karşı çıktığını vurguladı. CTP heyetinin UBP konusunda ikna olduğunu, buna PM’nin de destek verdiğini söyleyen Talat, “Şimdi iş yapma zamanı” mesajı verdi.
Havadis: CTP-UBP hükümeti topluma ne vadediyor? Süratle yapmak istedikleriniz nelerdir?
Talat: İlk yapılacak iş ekonomidir. En önemli hedeflerden birisi budur. Ekonomiyi güçlendirmemiz lazım ki hem bize uygun olan hükümetin de politikaları arasında bulunan sosyal devlet özelliklerini yerine getirmesini sağlamaktır. Birçok sıkıntı ve anomali var. Çalışanlar arasında da anomali var. Bunları ortadan kaldırmak hedefindeyiz.
Ekonominin güçlenmesi ve büyümesi lazım. Ekonomi büyüdüğü ölçüde vaatleri yerine getirmemiz mümkün olacak.
Ekonomik anlamda sektörler belirlenmiştir. Bunlar turizm ve eğitim. Onların ekonomiye katkılarını katma değer olarak mümkün olan en azami düzeye çıkarmak ve istihdamda da yerli iş gücünü bünyesine alacak noktaya taşımak gerekiyor.
Ülkede yanlış giden ve sıkıntılara yol açan bir sürü konu var. Üniversite sektörü ekonomik değerdir dedik ama üniversite bir ülkenin bilim üreten zenginliğidir de.
Üniversitelerin kalitesini artıracak şekilde bazı tedbirler alıp bazı düzenlemeleri yapmamız lazım ki bir kısım vaatlerimiz programda da yer alıyor. Üniversiteler yasayla kurulacak dedik, kalite artırılacak ve YÖDAK bu ülkenin gerçek ve tek akreditasyon birimi olacak. Bunları başarmak için de bazı yasal düzenlemelere ihtiyacımız var.
Türkiye’den su geliyor, bu su nasıl kullanılacak, nasıl dağıtılacak ve işletilecek. Bunun için bir su kurumuna ihtiyacımız olduğunu programda söyledik. Bunun oluşumuna gidilecek. Ve daha birçok öncelikler vardır. Bu hükümetin yapacağı çok öncelikli iş vardır. Bunu hükümetin kendisi bir öncelikler politikasına mutlaka büründürecektir. Onu hükümet yapacak.
Havadis: Türkiye ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesine yönelik bir temasınız oldu mu? Bir girişiminiz oldu mu?
Talat: Şu ana kadar olmadı. Ama bundan sonra muhakkak ki olacak. Çünkü eylül ayından itibaren protokol görüşmeleri Türkiye ile başlayacak
Havadis: UBP ile hükümeti bir telkinle almadınız mı?
Talat: Hiçbir telkin, hiçbir görüşme dahi olmadı. Hiç. Sıfır.
Havadis: Bu da tuhaf değil mi?
Talat: Türkiye kendi derdinde diye düşünüyorum. Belki de öyle olmasaydı olurdu. Bilemem. Veya belki adamına göredir bu iş… Bunu da bilemem.
Havadis: Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi?
Talat: Vallahi bana göre iyi bir şeydir. Buranın kendi iradesi ile karar vermesine saygı duymak demektir. Onun için iyi bir şeydir diye düşünüyorum.
Havadis: Bu diğer alanlara da sirayet ederse ne olacak? İlgisizliğe dönüşür mü?
Talat: Biz aslında kendi sorunumuzu çözebiliriz. Türkiye’nin şu anki yardımının devam etmesi koşuluyla… Türkiye tabii ki ben yardımı tümüyle kestim derse biz ekonomimizi ayakları üstünde tutturamayız. O bir gerçek. Fakat asgari düzeyde yani şimdiki gibi Türkiye’nin desteği devam etse bile bizim kendi içimizde yapabileceğimiz birçok şey vardır.
Türkiye’den gelen yatırım bütçesinin yarısından çoğunu biz kullanamıyoruz. Çünkü bizim proje üretme özrümüz var. Bunu ortadan kaldırmak hedefimiz var. Programda var.
Kurumlarda reform beklentisi…
Havadis: Bunun için BRT, Kıb-Tek, Telekomünikasyon gibi kurumlarda reform beklentisi var.
Talat: Reform yapmak zorundayız. BRT böylesine sürdürülebilir mi, sürdürülemez. BRT ile ilgili görüşmeler yapıyorum. Gerek BRT çalışanları gerekse eski yöneticilerle görüşüyorum.
Havadis: Bütçede kara delik olan kurumlarda sendikalarla ciddi bir kavga etmeniz gerekecek.
Talat: Niçin kavga edeceğiz. Sendikalar, sürdürülemez kurumların sürdürülmesini isteyemez ki. Kıb-Tek sürdürülemez olarak kalıp çöksün talebi olabilir mi sendikaların? Olamaz.
Şimdiye kadar Kıb-Tek yanlış yönetildi. Bakın şu anda bir sorun var mı? Şu anda sorun yok. Yani o anlamda sorun yok. Başka sorunlar var elbette.
Kıb-Tek yönetiminden memnunum…
Havadis: Siz Kıb-Tek yönetimden memnun musunuz?
Talat: Şu an itibariyle doğru biçimde yönetiliyor. Yeterli mi, o tartışılabilir. Bütün personel tam verimli mi filan bu ayrı konu. Ya da fiyat politikası doğru mu? Örneğin birçok sektörü vatandaş sübvanseye ediyor. Turizm ve sanayiyi vatandaş sübvanseye ediyor. Onlar düşük ödüyor vatandaş mecburen fazla ödüyor.
Bu politikalar doğru mu değil mi şimdi bunları ele alıyoruz. Bize göre doğru değil. Devlet eğer bir sektörü teşvik edecekse ve illa elektrikle edecekse o elektrik farkını kuruma öder.
Özerk DAÜ Yasası…
Havadis: DAÜ için ne düşünüyorsunuz?
Talat: DAÜ’yü de özerkleştireceğiz. Onun yasası var, bitmek üzeredir. Bitmek üzere değil, görüşüldü zaten. Hemen hemen tamamlandı.
“Gölge Başbakan değilim”
Havadis: Gölge Başbakan mısınız?
Talat: Ne münasebet, niçin öyle olmak lazım. Ben günlük işlerle uğraşmıyorum. Ben arkadaşlara yardımcı olmaya hazır olduğumu söyledim. Ekonominin genel düzenlenmesi ve büyümesi konusunda katkıda bulunabileceksem katkıda bulunabilirim. Bazı projeleri destekleme ve hayata geçirme konusunda yardımcı olabilirim. Ama ben hükümetin normal faaliyetleri ile ilgili değilim.
Burası bir siyasi partidir ve burası siyasi faaliyet yürütecek. Siyaset geliştirecek, partinin politikaları belirleyecek ve partinin politikalarını oluşturacak. Buranın görevi budur. Buranın görevi vatandaşların nihai şikâyet merkezi ve mercii olmak değildir.
Hükümet kendi işini yapacak biz kendi işimizi yapacağız. Biz daha parti faaliyetlerimizi organize etmedik. Önümüzde kurultayımız var. Tüzüğümüzü değiştireceğiz. Taahhütlerimiz var. Üyelerin organları seçmesi gibi hedeflerimiz var. Parti içi dağınıklığın bölünmesi faaliyetlerini kaldırma girişimleri var. Biz hükümeti şimdi kurduk. Artık bizden çıktı. Gözlemleme ve görüşlerimizi iletme elbette ki olacak.
Bundan önceki hükümet döneminde de vardı. Benim böyle bir görevim olmadığı halde de vardı. Size notlarımı açar gösteririm, her bir bakanlıkla ilgili bir sayfam vardı o zaman. Gelen şikâyetler, gördüğüm aksaklıklarla ilgili bakanları arar görüşlerimi söylerdim.
Belki daha az dikkate alırdı bakanlar bilemem ama şimdi parti başkanıyım, onlara müdahale etmem sadece görüşlerimi söylerim.
“Hükümet bütünlüğü hayalimdi”
Havadis: CTP-UBP koalisyonunu bir “federasyona” benzetiyorsunuz ve bunun hayaliniz olduğunu söylüyorsunuz.
Talat: Hükümetin bir bütün olması benim hayalimdi. Bugüne kadarki bütün hükümetlerde her bir bakanlık ayrı bir birim gibi çalışıyordu. Gemisini kurtaran kaptan misali çalışıyordu. Her bir parti kendi bakanlıklarıyla ilgileniyordu. Ve bir parti kendi bakanlıklarında faaliyet yürütüyordu.
Hâlbuki şimdi bu koalisyon protokolüne göre böyle olmayacak. Her bakanlık CTP’nin bakanlığı olacak, her bakanlık UBP’nin bakanlığı olacak. Benim hayalim olan buydu.
DP ile hükümet kurarken bu ölçüde düşünme fırsatım yoktu, ülkenin ciddi sıkıntılarını tam olarak da bilmiyordum. Ama onca yıl geçti aradan ve gördüm.
Benim hayalim hükümetin bir bütün olarak hareket etmesiydi. Ben bunu bir federasyona benzettim. Her birinin kendi faaliyet alanı olacak elbette ama aynı zamanda federal düzeyde de bir bütün olacaklar.
UBP ve DP nerede farklı?
Havadis: UBP’nin DP-UG zihniyetinden farklı olduğunu söylediniz. Bunu açar mısınız, nedir bu farklılık? DP ile hükümet kurmuş olsaydık başarısız olurduk dediniz. Neden başarısız olurdunuz?
Talat: Zihniyet değil. DP-UG ile UBP’nin yaklaşımları farklıydı. UBP ile çok az konuda görüş farklılığımız ortaya çıktı. Biz bir müzakere belgesi hazırlamıştık. Hükümet programına temel teşkil edecek bir müzakere belgesiydi bu. Her iki partiyle de bunu görüştük.
Ben daha önceden çalıştım, parti başkanı olduktan sonra da çalışmaya devam ettik. Sonra hükümet de ekonomi odaklı bir çalışma yürütüyordu. Bunları birleştirdik.
Müzakere metni uzun bir çalışmanın ürünüydü. Masaya oturduğumuzda gördük ki UBP ortaya koyduğumuz görüşlere en yakın olandı. UBP “biz de böyle düşünüyorduk” , DP ise “tamam, bakarız, doğru değil” gibi bir yaklaşım içindeydi.
Hatta polisin sivile bağlanmasında bile eski hükümet programında olduğu halde “e doğru değil, polis politize olur” havaları vardı. Diğer konularda ise “bakalım, görelim” şeklinde bir yaklaşımları vardı. Yani sanki düşünüldü ki biz başka bir partiyle hükümet kuramayız. Başka türlü niye böyle davranılsın.
Soru: Tercih etmeyiş sebeplerinizden biri de Cumhurbaşkanlığı seçiminde DP’nin sizi desteklemeyişi miydi? Serdar Denktaş’tan intikam mı aldınız?
Talat: O onların tercihidir. Kimi destekleyeceklerine karışamam. CTP bütün hükümetleri DP ile kurdu. Ve her hükümetin sonunda sıkıntılar yaşandı. Döneminde de sonunda da… Gördük ki birçok şeyi yapamamanın nedeni DP işi ciddiyetle ele almamasıydı.
Kamu Görevlileri Yasası’nın görüşüldüğü, bizim çok önem verdiğimiz yasayla ilgili komitede 4 başkan değiştiler. Bir türlü o yasa zamanında ilerleyemedi. Birçok başka olayda da kim ne der, filan buna öfkelenir, parti içi dengelerimiz açısından önemlidir diyerek birçok konuda ilerleme sağlanmasının önüne geçilmiştir.
En son yaptığımız görüşmelerde de bana güven vermedi. Sadece bana değil görüşme ekibime de güven vermedi.
“Ercan konusu Denetleme Kurulu’na”
Havadis: Bir önceki hükümet döneminde Kooperatif Merkez Bankası’na yaşananlar, Ercan ihalesindeki konularda kamuoyunun rahatlatılması için bir talebiniz var mı? Tartışılanların açığa çıkması konusunda bir tavrınız olacak mı?
Talat: Ortağımızla bundan sonra kararların (bağlı kurumlarda da bakanlarda da) her iki tarafın katılımı ile alınacak. O yüzden federasyon benzetmesi yapıyorum. UBP’lilerin hayır dediği bir konu çoğunluk CTP’lidir diye geçmeyecek. Ya da tersi olmayacak. Her iki tarafın da katılımı olacak. Bugüne kadar böyle değildi. Dolayısıyla Kooperatifte şu olmuş falan yerde bu olmuş gibi bir şey olmayacak.
Ercan ihalesi meselesi incelenebilir. Ancak benim bir de ısrarla üzerinde durduğum husus Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun oluşması ve faaliyete geçmesiydi. Geçmiş hükümet döneminde ne yazık ki bu yapılmadı. En son dönemde artık hükümetin sonuna doğru bir denetleme kurulu oluşturuldu ama ben bu kurula büyük önem veriyorum. Belki bu kurulun faaliyet alanı içinde olacaktır tabii ki bütün bu konular. Ama somut olarak Ercan ihalesi diye değil diye düşünüyorum.
Bütün kurumlarda çoğunluk bir partidedir diye tek başına hareket olmayacak. Kooperatif’te de öyle olacak. Kooperatif’te de UBP’lilerin de katılımıyla ilerlenilecek. Ondan dolayı da herhangi bir şekilde CTP’lerin yaptığı bir şey ya da UBP’lilerin çoğunlukta olduğu yerlerde UBP’lilerin yaptığı bir şeyler tepki çekmemiş olacak. İşler, her iki partinin uyumu ile yürüyecek. Ortak sorumluluk olacak.
Havadis: Kooperatif konusunda ortağınızla bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?
Talat: Şu anda Başbakanlık’a bağlıdır. Elbette Başbakanlık gereğini yapacak. Ben bilmem. Ama elbette yapacak. Yani ben Başbakan olsam yaparım.
“Partizanlık önlenecek”
Havadis: Kurultayda partizanlığı önleyeceğinizi söylediniz. Bu yönde söz verdiniz.
Talat: Tabii… Başladık da zaten. İki örnek vereceğim. Toprak Ürünleri Kurumu’nda geçici personel alınacak 1 aylığına, en çok 2 aylığına arpa alımlarında kullanılmak üzere. Dedik ki münhal ilan edeceksiniz, başvuru olacak, başvurular fazlaysa kura çekeceksiniz. Aynı şeyi Cypruvex’de yaptık. Cyruvex’in personele ihtiyacı vardı, aynı şeyi orada da yaptık. Gazetede ilan çıktı, başvurular oldu. Ama demek istiyorum ki partizanlık olmayacak. İddialıyım bu konuda.
Havadis: Hükümet partizanlık konusunda ortak davranacak mı? Hükümetin bütünü partizanlığı kaldırmak için mi çalışacak?
Talat: Evet. Defalarca konuştuk. En fazla üzerinde durduğumuz hususlardan birisiydi. Belki arada bazı kaymalar ya da dengesizlikler olacak ama bunu yöneteceğiz.
UBP ile risk…
Havadis: Bugüne kadar sistemin yaratıcı diyerek eleştirdiğini UBP ile koalisyon kurmanın siyasi geleceğiniz açısından sizi ürkütmüyor mu?
Talat: Çok ürküttü. Benim siyasi geleceğim değil ülkenin geleceği benim için önemlidir. Benim siyasi geleceğim var mı bundan sonra emin değilim.
Havadis: Milletvekili adayı olacak mısınız?
Talat: Öyle bir niyetim şu an itibarıyla yok. Benim buradaki hedeflerim iki tanedir. Biri ülkenin ihtiyacı olduğuna dönük bir kısım reformlara imza atmak. Özerkleştirmeleri de bunların arasında görüyorum. O kurumların çiftlik olmaktan çıkarmazsa ülkede hiçbir şey yapamayız. Bunu geçmişte yaşadık. CTP’nin hükümette olduğu dönemde Kıb-Tek büyük yatırımlar yaptı. CTP hükümetten gitti 1 kuruşluk yatırım yapılmadı. Bunları yaşadık. Benim hedefim yaşanan sorunları mümkün olduğu kadar çözen bir süreç yaşamaktır. UBP’nin de CTP ile birlikte Meclis’te büyük çoğunluğu olmasıyla bunun daha kolay olabileceğini düşünüyorum. Reformla itirazlar da olacaktır elbette.
BRT özerkleştirilirken elbette küçültülmek zorundadır. Bunu oradaki çalışanlar da biliyor. İnsanları işten atarak değil ama belki yeni personel almayarak yapılabilir. Bunu yaparken güçlü bir hükümete ihtiyacımız var. Bu hedeflerimden biriydi. İkinci hedefim de partidir. Partiyi toparlamak hedefimdir. Ben ilanihaye ülkeyi yöneteme iddiasında olan birisi değilim. Ama benim şu an herhangi bir hedefim yoktur.
“Özgürgün ile sorunum yok”
Havadis: Hüseyin Özgürgün’ün bugüne kadar olan tavırlarını nasıl buluyorsunuz? Size güven veriyor mu?
Talat: Şu ana kadar olan görüşmelerimizde bir sorun yaşamadık.
Havadis: Gün içinde temasınız olur mu?
Talat: Gün içinde değil ama zaman zaman olur. Komitelerin oluşumunda konuştuk. Mesela ilk defa küçük parti ana muhalefet oldu. Bu ne gibi komplikasyonlar yaratabilir, demokrasi de önemli bunu konuştuk. Onların muhalefet yapabilmelerini daha rahatlatacak bir şeyler yapabilir miyiz gibi konuları da görüştük. Ve genel olarak mutabakatımız var. Şu an için öyle görülüyor. Gelecekte bilemem…
Havadis: UBP’nin tüzük değişikliği, delege sisteminden çıkıyor olmaları yeni bir sayfa açtıkları anlamına geliyor mu sizin için?
Talat: Bazı yüklerinden kurtulmuş gibidirler. Kemikleşmiş bazı etkenleri vardı. Eroğlu’nun varlığı örneğin. O ciddi şekilde geriledi diye görüyorum. Bu görüntüdür tabii bilemem.
Bu UBP’de önemli değişikliklere yol açabilir diye düşünürüm. Bu özerkleştirme konusunda birileri bana nasıl olur da bunu kabul ettiler, onlar özelleştirmeyi savunurdu dedi. Değildi. UBP’nin özelleştirmeci olduğunu nereden çıkardınız. Eski UBP, tam tersine bütün alanları elinde tutup hepsini çiftlik olarak kullanma eğilimindeydi. Hiç de özelleştirmeci değildi. Mecbur olunca bazı şeyleri yaptı. Mesela havaalanın özelleştirilmesi olmasaydı 13. maaşı ödeyemeyeceklerdi.
“Komisyonlar destek verecek”
Havadis: Bu hükümetin icraat hükümeti olacağına, uyum içinde çalışacağına inanır mısınız? Genel merkezi hükümetle ilişkilerde nasıl konumlandıracaksınız?
Talat: Burası hükümetle genel çerçevede ilgilenmelidir. Bizim komisyonlarımız olacak. Parti Meclisimizin normal çalışma sistemi içinde bu vardır.
































