Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İKİ ARADA BİR DEREDE

Kıbrıs adasına 1974  savaş sonrası iki bölgeli olması ile birlikte kuzeye ve güneye Yunanlı ve Türkiyeli göçmenler gelmiştir.

Kıbrıs adasında şu anda kendini Kıbrıslı hisseden ve yaşayan milyonun üzerinde farklı kökenlere dayalı insanların yaşadığı bir toplum yaklaşık yarım  asır olan bir sürede  Kıbrıs’ta Hala kökenleri üzerinden daha çok  negatif değerlendirmelerini anlamaya çalışmak önemli bir meseledir.

Evet mesela Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yer alan yarım  asırdır yaşayan Türkiye’den göç eden ve kendi kuşağı ile beraber 3  kuşağa ulaşan Türkiye kökenli Kıbrıslılar İki arada bir derede  kaldıkları görülmüştür.

Evet o günlerden bugüne kadar Kıbrıs Türk toplumunun her bireyi gibi eşitsizlikten kaynaklanan birçok sorunu ortak sorun olarak görebilmek ve ortaklaştırabilmek önemlidir ancak bu yapının oluşabilmesi için ülkede insanların yaşadıkları ülkeye hangi bağlarla bağlı olduğu önemli bir meseledir.

Bu meselenin bu boyutuyla değerlendirilmediği o günlerden bugüne kadar tüm göç edenlerin kendi yaşadıkları ülkelerin kültürleri ile gelip ve o şekilde yaşamalarını ortak kültürü öğrenmeyi kendilerine anlatan söyleyen bir sistem bir anlayış olmadığının gerçeği toplumun  farklı coğrafyalardan gelen insanlara öteki olarak bakılmasının sebeplerinden bir tanesidir.

Bu sebepleri ortadan kaldırabilecek anlayışın kurumsal olarak ortaya çıkmayışı, ülkedeki hak arayışı noktasında önceliğin  kendinde olduğunu düşünenlerin sonradan gelenlere bu yargı ile bakmasını önleyecek bir politika oluşturulmaması Kuzey Kıbrıs’ta bugün ortaklaştırabildiğimiz sorunlarımız kadar, ortaklaştırılamayan birçok sorun olduğu da bir gerçeğidir.

 

Türkiye’den göç o günün şartlarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dış politikası gereği 1974’te buraya Kıbrıs’a planlı göçmen gönderilmiştir o günün şartlarında burada ihtiyaçlar doğrultusunda Türkiye’nin farklı bölgelerinden farklı kültürlerden ve farklı iş kollarından insanların Kıbrıs’ın kuzeyindeki yeni yapılanmaya uygun bir göçmen politikası oluşturarak ülkeye yerleşen Anadolu insanının Kıbrıs’ın birçok yerinde şu anda Türkiye kökenli Kıbrıslılar olarak yaşamlarını sürdürebilmek için  bir mücadele vermek zorundadır.

Savaş sonrası Kıbrıslı Türklerin yaşadığı travmaların ve kayıpların sonrasında oldukça zor günler beklerken halkı, meselenin yaklaşık yarım asrı bulan  ve Kıbrıs’taki yaşamın güney sınırıyla kuzey sınırlarının arasına sıkışmış bir Kıbrıs Türk halkının Dünya ile ilişkisinin çok zorluklar üzerinden geliştirmeye çalışması  Kıbrıs  Türk toplumunun ortak sorunu haline dönüşmüştür.

Kuzey Kıbrıs’ta bugüne kadar yapılan öngörü anlamında yetersiz politikalar sonucu göçün gelen Türk giden Türk anlamı çerçevesinde değerlendirerek  bugün toplumun farklı düşüncelerinin ortak Kıbrıs kültürü noktasındaki eksikliği çok net bir şekilde görülmektedir.

 

Evet dünyanın birçok yerinde göçmen politikalarında aynı dili aynı kültürü kullanmak ve bunun üzerinden bir politika geliştirmek önemli bir avantaj olmakla birlikte farklı coğrafyalarda farklı kültürlerin içinde yaşamlarını sürdüren insanların aynı ırktan olsa bile farklı kültür davranış ve yaşam biçimi olabileceği öngörüsünün eksikliğinin bugün  kuzey Kıbrıs’ta  çok net bir şekilde görülmektedir.

Dünyanın birçok yerinde gelişmiş ülkelerde göç ve göçmen hareketleri ülkelerin sosyal kültürel ve iş kapasitesini olumlu şekilde etkileyecek planlamalarla ülkenize  gelmesine izin verdiğiniz insanların, yeni bir yaşam için mücadelesinde bireye sosyal siyasal ve ekonomik olarak özgürlük kazandırması umudu ile başlayan  göç ve göçmenlik anlayışı göçmen kabul eden ülkelerde başlamıştır.

Kuzey Kıbrıs’ta savaş sonrası ihtiyaçlar doğrultusunda insan kaynağının geliştirilmesi önemliydi bu nedenle Anadolu halklarının çeşitli bölgelere farklı ihtiyaçlar doğrultusunda gelmesi ve bugün yaşamın içinde en etkin şekilde üretimden tutun eğitime ekonomiye ve siyasetin  içinde en etkin şekilde bulunmaktadır.

Ancak esas meselenin kabul görme noktasındaki psikolojik  davranışların toplumsal davranışların Kıbrıs’ın kuzeyinde bölgecilik akrabalık menfaatçilik, hemşehricilik  particilik dernekçilik genel örgütlenme modeli  bu durum  göçmenler içinde kategorik olarak  doğal  olmadan  örgütlenmiştir.

 

20 yüzyılın son çeyreğinde başlayan ve 21 yüzyılda ilk çeyreğine yaklaşırken Kıbrıs Türk toplumunun tüm bileşenleri ile beraber bugün bulunduğu coğrafyada hak etmediği ekonomik siyasal ve uluslararası hukukun içinde olmadığı bir noktada olduğu gerçeği toplumun tüm sorunlarının karmaşık halde dönüşmesinin ve bir diğerini ötekileştirme sebebinin eşitsizlik üzerinden yaşandığı bireyin bireysel hak ve menfaat noktasında bencil davranarak kendi hakkını koruma noktasındaki mücadelesi , ortak kültürü oluşturma noktasında başarıya ulaşamamıştır.

Planlamayı insan odaklı yapmak yerine coğrafya üzerinden değerlendirilmesi bugün bu sonuçları doğurmuştur. Kıbrıs Türk halkının bugünkü ihtiyaçlarının ve kültürünün Son 20 yılın Türkiye’sinin baskıcı dış politikası sonucu bugün Kıbrıs’ta yaşayanların ekonomik ve siyasal anlamda kendilerini özgür hissetmediği ortadadır.

Kuzey Kıbrıs’ta 1974 sonrası Kıbrıs’ın bütünsel varlığının devam edeceği noktasındaki Türkiye dış politikasının birden çok açıklaması olduğu ve bunu dünyaya deklare  ettiği gerçeği bugünkü  çözümsüzlük noktasında uluslararası hukukta beyanların bir emare olarak tutulduğu da bir gerçektir.

Bugünün koşullarında  Kuzey Kıbrıs’ın artık sadece Anadolu’dan göç almadığını dünyanın birçok yerinden farklı kültürlerin de ülkemizde yaşadığı bir durumla karşı karşıyayız, artık aynı dili konuşmadığınız aynı kültürü paylaşmadığınız birçok insanın bu coğrafyada gelen Türk giden Türk noktasının çok ötesine geçerek daha da işin içinden çıkılmaz hale gelmiştir.

Tüm bu nedenler ana başlıklarıyla Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan  insanların çoğunluğunun ortak olabileceği sistemsiz, kuralsız, bir ülkede yaşayan insanların mutsuz ve çaresizlik psikolojisine daha yakın bireylerdir.

1974 Sonrası daha çok sağ hükümetlerin yönettiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bugün geldiğimiz noktanın nereden ve hangi çerçeveden baktığınıza bağlı olarak Çağdaş Evrensel normlara uygun bir yapılanma olmadığı ortadadır.

Tüm bu olumsuzlukların ortaya çıkardığı Kıbrıs Türk toplumunun Kıbrıs kökenliler ve Türkiye kökenlilerin ülkeden göç ettikleri ve göç planladıkları azımsanmayacak kadar çoktur.

Ancak on yıllardır ülkeyi yönetme sorumluluğu alan hükümetlerin her zamanki gibi ülkedeki toplumun ihtiyaçları noktasındaki taleplerinin karşılayamamalarının kendilerince ana sebebi kader olağanüstü koşullar  bu ve benzeri meseleleri topluma kabul ettirmeye çalışan bu yapıların kendi halkının ülkesini terk etmesini çok da önemsediğini ve bu noktadan bakmadığını görüyor ve izliyoruz.

Bu nedenledir ki ülkedeki her bireyin ikincil ve üçüncül  planları olduğu ve kendini güvende hissetmediği bir ülkede birçok alternatif planlar ortaya koyarak ailesindeki genç jenerasyonun yani beyin göçünün batıya doğru gitmesini ve oralarda yaşamını sürdürmesi noktasındaki etkin düşünce Kıbrıs Türk toplumunun içinde çok yaygındır.