Spor Dairesi Bütçesi ile ilgili geniş bir yazı kaleme aldım.
Dün gün boyu neredeyse telefonlar susmadı.
Rahatsızlık büyük.
Bu ahbap- çavuş ilişkilerinin kamu kaynakları üzerinden kalkması gerekiyor.
Ben daha fazla, “Futbola 8-9 milyon TL harcıyoruz” ifadesini kullanan sporun patronlarına soru sordum…
KTFF Başkanı da sordu…
Cevabı belli mi, değil.
Cevabı var mı? Yok…
“Aman kimse karışmasın” diyorlar.
Neden?
Zira har vurulup harman savrulan bir kaynak olduğu iddiası var.
İnsanın canı acıyor.
Düşünün, spor için yaratılan ciddi bir kaynak var ama doğru kullanıldığı şüpheli.
“İhale ve alımları sorgulayın”
Dün en çok duyduğum cümle de bu oldu.
“Harcanan 15 milyon TL civarında bir kaynak var. Bu kaynağın önemli bir bölümü şişirme faturalara gidiyor…”
“Sporu yönetenler faturaları şişiriyor” demedim.
Ama burada nasıl bir denetim var merak ediyorum.
Daire içerisinde de kaynağın doğru kullanılmadığı iddiası var.
“Bet uzmanı” olarak türlü tartışmalara rağmen piyangoların başına geçirilen uzmanın ilk icraatı, odasını dayatıp döşemek oldu. 20 bin TL’den bahsediliyor.
Çünkü işi ofis yapacak.
Neyse…
Şeffaflık istedik.
“İhaleleri alan firmalara bakın, alımlar hep aynı şirketlerden yapılıyor” iddiası var.
Soruların cevabı verilecek mi?
Elbette hayır.
Her şey gibi bu tartışma da unutulup gidecek.
***
Her şeyi “ŞİMDİ” yaşamaya başladık
Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv diyor ki, “Geleceği iyi okuyan kazanır.”
Yaşamın teknoloji ile kolaylaşacağı artık herkesin bildiği bir şey.
Yaşamdan daha hızlı gelişiyor teknoloji.
Günümüzde birçok sosyal ilişkinin yerini teknoloji aldı.
Teknoloji yaşamın her alanına girdi.
Biz konuşmanın halen pahalı olduğundan yakına duralım, dünya teknolojiyi sesin çok ötesine taşıdı.
Hoş değil mi?
ABD’deki yeğeninle Tango aracılığı ile konuş…
Yan odadaki babanı Facebook’tan dürt…
Akşam ne yemek istediğini annene Viber ile bildir.
Türkiye’deki öğrenci yakınınla görüntülü sohbet et…
Ama bu kadar mı?
Medya artık teknoloji üzerinden yürüyor.
Haber cebe girdi.
Düşünün masa üstü bilgisayarlar dize, diz üstü bilgisayarlar cebe dönüştü.
Hatırlıyorum, bir haber için Karpaz’a gider, orada çektiğimiz fotoğraf ve ürettiğimiz haberi merkeze getirmek için hem yol yorgunluğunu çeker, üstüne de oturup haberi yazardık.
Şimdi öyle mi?
Haberin yerinden fotoğraf ve haber merkeze bizden önce geliyor.
Teknoloji geliştikçe, sadece gazetecinin değil…
Herkesin hayatı kolaylaşıyor.
“Sosyal hayatı cep telefonları öldürüyor” dense de…
Aslında mesafeler kısaldı, daha sık sohbetler edilir oldu.
Herşeyi ‘ŞİMDİ’ yaşamaya başladık kısacası.
Daha da ilerleyecek.
Turkcell Teknoloji Zirvesi için İstanbul’dayız.
Buradaki sunumları dinledik.
Şimdiyi düşünün, teknoloji çok değil, iki ay sonra çok daha ileri olacak.
2 veya 3 yıl sonra ne olacak?
Hayal bile edemezsiniz belki…
Hayal edenler var…
Dünya’daki birçok teknoloji Firması geleceği planlıyor.
Binlerce istihdam yeni teknolojiler için çalışıyor.
Dünya teknoloji işe birlikte mobil bir dizayn içinde.
Sadece bireyler değil, artık şirketler de insan odaklı değil, teknoloji üzerine gelişiyor.
Kötü de değil hani…
Mutluluğu anında paylaş…
Çoğalsın…
Hüznü anında paylaş…
Azalsın…
KKTC bilişime yatırım yapmalı
Artık teknolojiyi kullanan, iyi kullanan hep bir adım ileride olacak.
Ve biz üniversite adasıyız.
Ülkemizde Tekno Park var mı?
Sadece DAÜ’de…
O da ne kadar verimli tartışılır.
Oysa bu adada on binlerce öğrenci, her alanda teknoloji tabanlı eğitim alıyor.
Binlerce firma var.
Hepsi gelişime açık…
Gelişime aç…
İnovasyon…
Mobil işletme…
Bulut teknolojisi…
İletişim…
Bilişim Adası hedefi vardı.
Toprak oldu.
Bence, süratle geliştirilmeli.
Geleceği yazanlar arasında Kıbrıs adası da yerini almalı.
Üniversiteler bu anlamda hedef belirlemeli ve ilerlemeli.
Elbette devlet de kaynaklarını bu alana açmalı, teşvik sistemleri geliştirilmeli.
Bilişim ve teknoloji geniş bir dünya.
Bu alanda ciddi proje ve yol haritasına ihtiyacımız var.
































