Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HÜKÜMETİN İŞİ ZOR

Başbakan Ömer Kalyoncu'yu misafir ettik, Havadis'te.

Başbakan olduktan sonra ilk kez Havadis'e geldi.
Ve ilk kez hem ülke sorunlarını hem de hükümetin gidişatını detaylı bir şekilde ve uzun periyotta konuşma fırsatı bulduk.
Başbakan, birçok sorumuza yanıt verdi, hükümetin gidişatıyla ilgili açıklamalar yaptı.
Hemen belirtmeliyim ki tanışıklığımız uzun yıllara dayanan Ömer Kalyoncu daha önce ne idiyse başbakan olduktan sonra da aynısını gördüm.
Hani sıkça karşılaştığımız durumdur ya politikacı yetkili bir makama geldikten sonra tanınmaz bir hale dönüşür ve "bu adam o adam mı" sorusunu sordurtur, Kalyoncu böylesi bir ego sapmasına yenik düşmedi.
Aynı mütevazılığını, sessizliğini ve sıradanlığını koruyor.
Mütevazı ve sessiz bir şekilde icraat yapmanın yollarını arıyor.
Bu durum da karşımıza alışkın olmadığımız bir başbakan profili çıkarıyor.
Dominant olmayan, sürükleyici olmayan, liderlik yapma iddiasıyla bireyselliği ön plana çıkarmayan bir başbakan.
Bu özelliği Ömer Kalyoncu'nun hem avantajı hem de dezavantajıdır.
Bunun siyasi bedelinin ne olacağını ise önümüzdeki dönemde hep birlikte göreceğiz.

***

Başbakan Ömer Kalyoncu başkanlığındaki CTP-UBP hükümetinin büyük iddialar ve ciddi vaatlerle göreve başlamasına rağmen henüz başarılı bir icraata imza atmış olmayışı bir yana sürekli savunma halinde ve bilakis ortaya çıkan sorunlarda da "iş bitirici" görünmeyişi vatandaşın bu hükümete tanıdığı opsiyonu hızla aşağıya çekiyor.
Her ne kadar bu hükümetin eseri olmasa da Ercan'da yaşanan krizin üstüne binen denetleme krizi ile birlikte ombudsman ile girişilen kavga, aslında bir mutluluk vesilesi olması gerekirken tam bir kaosa dönüşen Türkiye'den gelen su bu hükümetin enerjisini tüketen konulardır.
Fakat esas konu yedekte beklemektedir.
Su sorununun çözülmesiyle birlikte de devreye girecektir.
Türkiye ile imzalanacak mali protokol.

***

Başbakan'ın anlattıklarından anladığımız, Türkiye tarafı mali protokolde birçok kronik soruna neşter vurulması yanlısıdır.
Ki bu kronik sorunlarla ilgili memlekette ortak bir çözüm formülü henüz bulunmamaktadır.
Sendikalar gibi güçlü ve hükümet üzerindeki etkili baskı grupları mali protokolü tümden reddeden tavırları bilinmektedir.
Diğer yanda hükümet üzerinde sendikalar kadar etkili olamayan Ticaret ve Sanayi odaları gibi çevreler de mali protokolün bir eksiksiz uygulamamasını istiyor.
Ve ülkenin önünde duran gerçek;
13. maaşların şu veya bu şekilde ödenmesiyle birlikte aşılan krizin beş beteri hükümetin önünde durmaktadır. Yani parasızlık.
Öğrencinin, öğretmenin, çiftçinin, narenciyecinin, memurun ve işçinin şikayet edip eylem yaptığı parasızlık.
Bu hükümet böylesi bir ortamda icraat yapacak.
Gerçekten işleri çok zordur…