CTP-UBP hükümeti önüne reformlar yapmak üzere bir takvim koyarak yola çıktı.
İyi niyetle işe başladı.
Ama niyetle yapılanlar örtüşmedi.
Söylemle eylem farklılaştıkça da güven sarsıldı.
Umutlar tükendi.
Ortaya aksiyon koyamayan, inisiyatif alamayan, sorunların üzerine cesaretle gidemeyen bir hükümet modeli çıktı.
Hatta kendini zora sokacak şekilde yeni krizler yaratan bir hükümet…
Aslında yıllardır bu böyle.
Böyle olunca da sorunlar her geçen gün biraz daha büyüdü.
Ve maalesef gelinen aşamada ülkede hükümetin varlığı sorgulanır bir hale geldi.
Gelenin gideni arattığı konuşulmaya başlandı.
Yıl sonuna doğru gelinen bu günlerde çiftçiler eylem hazırlığında, kamu çalışanları zaten sokaktan içeri girmiş değil.
Hükümet mali olarak köşeye sıkışmış vaziyette.
Çiftçiye verse memura 13’üncü maaşı veremeyecek.
Memura verse çiftçinin öfkesinde boğulacak.
Hükümetten beklenti içerisinde olan diğer sektörleri de unutmayalım.
Yani durum vahim.
Bu duruma elbette ki bir günde gelinmedi.
Yılların popülist uygulamaları, başarı odaklı olmaktan uzak yönetim anlayışları, vizyonsuzluk, cesaretsizlik ve partizanlıklar bizi bu noktalara getirdi.
Ve elbette ki ideolojik takıntılar…
Reform yapmak vizyon sahibi bir ekiple mümkündür.
Başarıya odaklı değerlendirmeler yapabilen bir yönetim anlayışı ile ülke ileriye taşınır.
Bunun için iyi bir ekip ve başarı potansiyeli yüksek yöneticilerle çalışılması, yaratıcılığın önünün açılması şarttır.
Yaratıcılık kalıplarla sınırlandırıldığı zaman hiç bir yere varamazsınız.
Kendi kendinizi tekrar etmekten kurtulamazsınız.
Slogan ya da ideolojik söylemlerle kendinizi tekrar etmenin ötesine geçemezsiniz.
Yenilikçi ve devrimci olmak bir şeyleri değiştirebilme becerisini göstermeyi gerektirir.
Başarılı olmayı.
Yurtseverlik topluma hizmet etmektir.
Toplumdan aldığını topluma geri vermektir.
Lafla, sloganla yurtsever olunmaz ve memlekete sahip çıkılamaz.
Gelinen aşamada Kuzey Kıbrıs’ta başarı bir kriter değildir.
Başarılı olup ortaya bir vizyon koyanlara sahip çıkmayan hükümetlerin bu ülkede reform yapabilmeleri ya da değişimi gerçekleştirmeleri de mümkün değildir.
Bu nedenle CTP-UBP hükümeti başarısızlığa kendini mahkum etmiş durumdadır.
Hükümeti, su, elektrik, sağlık, eğitim, belediyeler, tarım ya da ekonomik konulara ilişkin ortaya vizyon koyarak sorunlara çözüm üretemediği için de daha da zor günler beklemektedir.
Sonuçta toplum kaybetmeye devam etmektedir.
Kıbrıs Türkleri yaşananları maalesef hak etmemektedir.
Yazık…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























