POLİTİK DURUŞLAR gerçekte önemli sinyaller vermek için kullanılır. Bu politik duruşları analiz ederek, liderlerin gelecekte kiminle karşı karşıya GELMEK İSTEMEDİĞİNİN İŞARETLERİNİ görebiliriz.
Son birkaç aydır, Hristodulidis iki toplum arasındaki tansiyonu yükseltecek pratik adımlar atıyor.
Kuzey’deki politikacılardan bazıları bu adımlar karşısında ellerini ovuşturuyor. Bazıları ise bu politikayı sessizlik içerisinde geçiştirmeye çalışıyor.
Hristodulidis’in son günlerde izlediği siyasetler, Türkler arasında Rumlara karşı güvensizliği arttırmaya yöneliktir.
Bu adımlardan ilkini mülkiyet sorununda görmekteyiz.
Mülkiyet, toplumlar arası görüşmelerde ana konulardan biridir. Bu sorunun iki toplum arasında yapılacak görüşmelerle çözümlenmesi gerektiğini, herkes çok açık bir şekilde bilmektedirler.
Hristodulidis’in Rum malları üzerindeki yapılaşmaya yönelik cezalandırma politikası, AŞIRI MİLLİYETÇİ KESİMLER ve GÖÇMENLER ARASINDA İTİBAR KAZANMAYA yönelikken, Kıbrıs Türkleri arasında Rumlara karşı GÜVENSİZLİĞİ ARTTIRMAYI HEDEFLEMEKTEDİR.
Kimlikler konusunda, ana babalarından biri Kıbrıslı Türk olan ailelere kimlik vermeme, yasal olmamasına rağmen, katı bir şekilde uygulanmaktadır.
Bu politikaların sonucunda Rumların Türkleri ortak olarak istemedikleri görüşünün Kuzey’de güçlenmesine HIZMET ETMEKTEDİR.
Kuzeyden Güney’e geçişte METEHANDA 3 kapı kullanılırken, Güneyde 1 kapı ile akış zorlanmaktadır.
Bu yetmezmiş gibi, KKTC kimliğiyle daha önce geçebilen insanlara zorluk çıkartılarak akışlarda zorluk ve kapılardan geçişte zaman harcama politikaları yaratılmaktadır.
Hristodulidis bu politikalarında, hem Kuzey’de hem de Güney’de milliyetçi akımların güçlenmesine ve çözümcü güçlerin zayıflamasına yol açmaktadır.
Hristodulidis, Montana sürecinde BAŞARISIZLIĞIN ANA MİMARLARINDAN biridir. Şimdi ise FEDERASYON TEZİNİ DESTEKLEDİĞİNİ sık sık tekrarlamaktadır.
Tatar yönetiminin izlediği “ EŞİT EGEMEN İKİ DEVLET” tezi Kıbrıs Türklerini ULUSLAR ARASI arenada iyice YALNIZLAŞTIRMAYA yol açmıştır.
FEDERASYON TEZİ, tüm dünyanın kabul ettiği tez dir. Bu tezden uzaklaşan TATAR YÖNETİMİ tüm dünyada İYİCE YALNIZLAŞMIŞTIR. Bu yalnızlaşma gerçekte KIBRIS TÜRKLERİNİ DÜNYADA iyice ÇARESİZLEŞTİRMEKTEDİR.
Federasyon tezini destekleyen TUFAN ERHÜRMAN’ın seçimi ile, Rumlar yeniden DIŞ POLİTİKALARINDAKİ SÖYLEMLERİNİ düzenlemek ve yeni politikalar geliştirmek zorunda kalacaklardır. Bu da Rumların istemediği ana gelişmelerden biri olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti dünyadaki yeni gelişmeler ve İsrail’in bölgedeki saldırganlığının artması karşısında şimdi ÖZELLİKLE Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan ana ülke konumuna geçmiştir.
Türkiye YENİDEN tüm dünyada ÜNİTER DEVLETİ ve BÖLÜNME KARŞITI POLİTİKALARI aktif olarak desteklemeyi seçmiştir.
Bu politikalarının sonucunda Kıbrıs’ta bölünme yerine bütünleşme Türkiye’nin ana politikalarının esası olacaktır.
Hristodulidis’in objektif çıkarları Kuzeyde uzlaşmaz lider konumundaki Tatar’ın iktidarının devamından yanadır.
Türkiyenin OBJEKTİF ÇIKARLARI ise, DÜNYANIN GENEL YÖNELİMİNE ters gelmeyecerk politikaları öne çıkartarak Rum tarafını etkisizleştirmeye yönelik olacaktır.
Kısaca HRİSTODULİDİS’İN ÇIKARLARI TATAR’DAN YANA, Türkiyenin çıkarları ise ERHÜRMANDAN YANA politikaları desteklemeyi zorunlu kılmaktadır.
































