Köşe Yazarları

HİSSİZLEŞMEK



Birçok şey tartışılıyor.

Birçok şeyin yanında yeni şey şu:

Salgın vakası atlatıldıktan sonra insanların kadim davranışlarında değişiklikler olacakmış.

Bunun da başında el sıkışmak geliyormuş ve insanlar el sıkışmaktan vazgeçeceklermiş…

Olabilir ya da olmayabilir…

Birçok davranış etkilenebilir ya da etkilenmeyebilir…

Zaman zaman değindiğimiz bir hususa göre, bir zamanlar insanlarda var olan hasret duygusu günümüz koşullarında neredeyse kaybolmuş, ya da eskisi gibi hissedilmiyor.

Bu görüş, iletişim üzerine yapılan bir çalışmaya dayanıyordu.

Doğrusu, pek yerinde bir saptamaydı.

Değişen koşullarla uzaklar yakın edilmiş; hasret duygusu neredeyse ortadan kalkmıştır.

Bir duygunun kullanılmaz hale gelmesi tuhaf olarak algılanabilir ama öyle değil, gerçekten ortadan kaybolabiliyor.

Bu, bir duygu eksikliği değildir!

(Kaybolan bir duygunun geri dönmesi mümkün mü?

Şu koronavirüs dönemine bakarsak, bir başka biçimde de olsa galiba geriye dönüş de olabiliyor…)

Eskiden olan bir sürü tutum ve davranış günümüzde yoktur, ya da azalmıştır.

Bu kültürel ve sosyolojik bir durum olsa gerek.

Eskiden hükmünü sürdüren birçok ahlaki davranış, o değerlerin ortadan kalkması ile değişmekte ya da ortadan kalkmaktadır…

Salgın vakası nedeniyle ortada birçok öngörü dolaşıyor, insanların kafası yamalı bohçaya dönüyor.

Hangi görüş akılcı, hangi görüş nereye varacak belli değil.

Ancak şu gerçek çarpıcı şekilde yaşanıyor:

Her gün yaşanan ölüm sayıları, borsa rakamları gibi yayınlanırken, insanlar bu kitlesel ölümleri rakamlar üzerinden kanıksar hale geliyor.

Ölenler apar topar alınıp kimsesizler gibi toprağa verilirken, insanlar yakınlarının ve sevdiklerinin ölüm acısını paylaşamıyorlar.

Böyle bir durum belirli duyguların yaşanmamasına neden olabiliyor.

El sıkışmaktan vazgeçeceği ön görülen insanların, bu gibi duygulardan da uzaklaşacağı söylenebilir mi?

“Veba” adlı romanda Albert Camus, Cezayir’de bir Akdeniz kenti olan Oran’da geçen olayları anlatır ki şehir bu salgın hastalıktan dolayı karantina altına alınmıştı.

Sıçanların bulundukları yerden çıkarak yollarda, caddelerde ölmelerinin fark edilmesiyle başlayan olaylar, insanların ölmeleriyle devam ediyordu.

Alınan önlemler de bugünkünü pek aratmıyordu.

Romanın konusu ile ilgili bir tanıtım yazısında şöyle denir:

“Romanın en duyarlı bölümlerinden birinde, roman karakterlerinin kendi aralarında ne çok ölüm gördüklerini konuşurlarken, ölüm görmekten de beterinin, başkalarının ölümüne alışmak, onu sıradanlaştırmak olduğunu fark etmeleridir. Bu dünyadaki asıl veba, hissizleşmektir.”

Geçmişe bakılırsa, veba ve buna benzer salgın hastalıklardan sonra da insanlar el sıkışmışlar, el tutuşmuşlar; sosyal alışkanlıklarını ve insani ilişkilerini sürdürmüşlerdir.

Bu son deneyim ne gösterecektir; dünya kendisini yeniden nasıl şekillendirecektir göreceğiz…

 

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı