Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Hiçbir şey onu görüşünden vazgeçirmedi

Sol görüşlü olmasına rağmen liseyi bitirdikten sonra ailesinin ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle Harp Okulu sınavlarına girmek zorunda kalan Atik görüşünden dolayı Harp Okulu’na kabul edilmedi. Harp Okulu’na kabul edilmeyen Derman Atik askere gittikten sonra komutanından uzman olarak askerliğe devam et teklifi aldı ancak kabul etmedi.

Işıman’ın yaptığı makyaj tiyatroyu sevdirdi…
Derman Atik’in tiyatro merakı Güzelyurt Kurtuluş Lisesi’nin 1979-1980 eğitim ve öğretim yılındaki müsamerede rol aldığı “Hacıyatmaz” oyunu ile başladı. Atik o dönemi şu şekilde anlattı:
“1979-1980 yılında Güzelyurt Kurtuluş Lisesi’nin müsameresiydi. Hacıyatmaz adlı oyunu oynadık. Feriha Çürükoğlu ve Mehmet Can iki edebiyat hocası bizi çalıştırmıştı. Makyajımızı da Feridun Işıman yapmıştı. O oyundan çok keyif almıştım. Feridun Işıman’ın öğretmen olarak ilk dönemleriydi. Onun da bu alanda yoğunlaşmamda büyük bir katkısı var. Çünkü bana yaptığı makyaj benim şimdiki yaşlarım gibi makyajdı. Beyaz bıyıklar saçlarımı kırlaştırdı. O beni çok özel ve mutlu kılmıştı. Babamın gömleğini giymiştim. Öyle bir fotoğrafım var. O fotoğrafa baktıkça değişebileceğimin mutluluğunu yaşadım. İnsanların beğenisi beni çok mutlu etti.”

Askerden sonra amatör tiyatro çalışmaları başladı…

Liseden mezun olduktan sonra ailesinin ekonomik durumu iyi olmadığı için Harp Okulu’na başvuran Derman Atik sınavlarda başarılı olsa da dünya görüşü nedeniyle Harp Okulu’na kabul edilmedi. Liseyi bitirdikten sonra askere giden Atik daha sonra Erdoğan Ağdelen’le Yeşilyurt’ta Öncül Spor Kulübü çatısı altında tiyatro çalışmalarına başladı. Küçük bir odanın içinde her gün prova yapan Derman Atik, Erdoğan Ağdelen, Ali Oytaç ve Behiç Kurtcebe ile hazırladıkları oyunlarla turnelere çıkmaya başladı. Ardından Ali Volkan ve Ertaç Hazer’in de içinde olduğu 4 kişilik bir grupla tüzük hazırladıklarını kaydeden Atik, GÜSAD’ı kurduklarını anlattı.

“Mimlendiğim için Harp Okulu’na kabul edilmedim”
Harp Okulu sınavlarını başarıyla geçtiğini kaydeden Atik, lise yıllarında duvarlara yazı yazması nedeniyle mimlenmiş olduğunu ve bu sebeple Harp Okulu’na kabul edilmediğini ifade etti. Atik şu ifadeleri kullandı:
“Ama ailemin ekonomik durumu iyi olmadığı için bir yerde de okumam gerektiğini düşündüğümden Harp Okulu sınavlarına girdim. Harp Okulu sınavlarının hepsinde çok başarılı oldum. Ama o zamanki düşüncem beni bilirlerdi sokaklara yazı yazardık, polis tarafından yakalanıp içeri girerdik. Bunun bir cezası yoktu. Ancak polis kayıtlarında mimlenmiştik. Harp Okulu sınavlarında ben kazanamadım çok başarılı olmama rağmen. Sonra askere gittim. Askerde o dönemin tabur komutanı. Bana ısrarla beni uzman yapmak isterdi asker kalmamı isterdi. Ben dedim beni Harp Okulu’na komünistim diye almadınız güldü geçti. Israrla asker kalmam için baskılar yaşadım.”

“Tiyatronun yaygınlaşmasında önemli bir yeri var”
Atik, profesyonel tiyatro ile amatör tiyatro arasındaki farkın sadece  ödenekli ve ödeneksiz olmak olduğunu savundu. Amatör tiyatroların tiyatronun yaygınlaşmasında önemli bir yeri olduğunu kaydeden Atik şu ifadeleri kullandı:
“Amatör olarak var olan dernekler var. Biz de amatördük. Ödenekli tiyatrolar tiyatronun profesyonelleşmesi için var olan yerler olduğuna inanırım. Amatörlerin ise tiyatronun yaygınlaşması için var olan kurumlar olduğuna inanırım. Gelişme var mı diye sorarsanız çok büyük gelişmeler yok. O dönemlere göre daha farklı bir ilgi ve daha farklı bir seyirci düzeyi oluşmaya başladı. Burada Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun çok büyük önemi var. Tiyatroyu hep diri tuttu ve öyle devam ediyor. Amatör tiyatrolar giderek biçim değişiyor. Maraş Emek Tiyatrosu olsun GÜSAD olsun o dönemde belli bir çizgisi vardı ve o çizgiyi devam ettirirdi. Ancak süreç içinde bu çizgi gerek GÜSAD gerek Maraş Emek Tiyatrosu’nda da isimde biçimde değiştirerek varlığını başka biçimde sürdürmeye devam etti. O çizgi yok oldu.”

“Amatörlük ve acemilik farklı”
Amatörlük ve acemiliğin farklı olduğunu kaydeden Atik, 1986 yılında yaptıkları çalışmaların acemi durduğunu fark ettiklerinde bilimsel çalışmalara yöneldiklerini kaydetti. Atik şu şekilde konuştu:
“1986’da bu işe bilimsel olarak kimler katkı koyabilir düşüncesiyle Türkiye’den Tamer Levent’i getirdik. TOBAB Başkanı. Buraya geldiğinde Devlet Tiyatroları Genel Müdürü’ydü. Onun katkılarını aldık. Bir ay boyunca sabah akşam tiyatro çalışması yaptık. Ayni zamanda Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’ndan o dönem sevgili Yaşar Ersoy ve Osman Alkaş bize geldiler onlarla birlikte Taksim Sineması’nda yine atölye çalışmaları yaptık. Amatörlük sadece yaptığın işten para almamak demektir benim için. Eğer bilimsel temellerin üzerine oturtmamışsanız bunu tiyatronun ne olduğunu bilerek ve ona göre hareket ederek yaşamınızı sürdürmemişseniz acemice devam edersiniz. Bu ülkede amatör tiyatroların durumuna baktığımda çoğunun acemice işler yaptığı noktasındayım. Bundan rahatsız olmasın kimse. Gelişebilmesi için gerçekten bilimsel olması gerekiyor.”

 

 

 

 

***
Sol çizgisinden hiç taviz vermedi

Hayatı boyunca hep sosyalist hareketlerin içerisinde bulunan Derman Atik, radikal söylemlerin yerini popülist politikalara bıraktığını kaydetti. Atik parlamenter sisteme karşı olduğunu söyleyerek dünyada bir şeyin değişmesi için devrim yapılması, kan dökülmesi gerektiğini savundu. Atik şu şekilde konuştu:
“Radikal söylemler yerini daha popülist politikalara bıraktı. Ben parlamenter sistemin dışındayım. Parlamentarizmi savunmuyorum. Olur mu olmaz mı tartıyorum. Dünyada bir şey değişecekse kan akıtarak olması gerektiğinden yanayım. Devrim yaparak olmasından yanayım. Bizim ülkemizde olur mu öyle şey. CTP’ye baktığımızda nasıl bakıyordu şimdi nerdedir. Amaca ulaşmak için her yol mubah mıdır. Amaç iktidar olmak mı bir şeyleri değiştiremesem bile mi ülkemde. Biz şu düşünce ile başladık lise yıllarında herkes yetişmeye ve kendi yerine birini yetiştirmeye çalışmalıdır. Bunu sanatsal anlamda başardık. Ancak siyasi anlamda başaramadık.

***
Küçük bir ekipten büyük bir aile oldu

1999 yılında Girne’de tiyatro kurması için görevlendirilen ve 2010 yılına kadar Girne Belediyesi Tiyatrosu’nda çalışan Atik, 2010 yılındaki belediye başkanını desteklemediği gerekçesiyle bu görevinden alındığını anlattı. Ekip olarak boşta kaldıktan sonra bir süre özel mi çalışalım bir belediye ile mi çalışalım derken Çatalköy Belediye Başkanı ile görüştüklerini kaydeden Derman Atik Çatalköy Belediye Başkanı’na desteğinden dolayı çok teşekkür etti. Çatalköy Belediyesi bünyesinde küçük bir ekiple başlayan çalışmalar şimdi bünyesinde halk dansları ve orkestrayı barındıran büyük bir aileye dönüştü.

***

“Erol Avgören’in desteği büyük”
Çatalköy’e yapılan Kültür Merkezi’nin adını aldığı Erol Avgören’in ülkedeki kültür ve sanata büyük katkısı olduğunu ifade eden Atik şu şekilde konuştu:
Örnek olacak iki davranışa şahit oldu. Erol Avgören Çatalköy’de otel yapmak için belediye başkanından arsa konusunda yardım istemişti ve belediye başkanı da boş olan satılık bir arsa görünce kendisine bildirdi. Bunun üzerine Avgören başkana komisyon sordu. Belediye başkanı kabul etmedi. Bu alışkın olmadığımız çok güzel bir davranıştır. Avgören kendini borçlu hissedince belediye başkanına gidip bölgeye yatırım yapma teklifinde bulundu. Bunun üzerine başkan benimle temasa geçti ve kültür merkezi yapılması için konuşmaya başladık. Bunun ardından yeni bir bina yapılması gündeme geldi. Ancak bu bina tiyatro için uygun olmayacaktı. Ben incelediğimde eski sinema salonunun yapılmasını önerdim. Ardından çalışmalar başladı. Ancak bizim de yapmamız gereken yatırımlar vardı ve bizim buna gücümüz yoktu. Başkana dedim ki Erol Avgören’e söyle herkes Allah’a Derman Hoca sana dua ediyor diye. Bunun ardından sabaha yakın 02.00’da telefonum çaldı ve Erol Avgören bana “Senin sandalyene kadar yapacağım” dedi.