Hepimizin çok hassas olması gerekiyor.
En çok da, “sağlık hizmeti” alanına büyük yatırım yapan kurumların…
Birkaç günden bu yana “organ nakli” konusu üzerinden fırtınalar kopuyor…
Neden?
Çünkü bu alanda dünyanın ciddi anlamda canı yanmış.
Bu konuda önlemler alınmış.
Uluslar arası raporlar hazırlanmış.
Gelinen aşama ne?
“Fakir ülke” vatandaşları, organlarını satıyor…
Bu organları “ucuza” alanlar da dünyadaki “zengin” nakil bekleyen hastaları buluyor.
Geriye ne kalıyor?
İlgili organı, fakirden alıp, zengine nakledecek bir hastane.
Bu görüntü nerede var…
Türkiye’de vardı…
Türkiye savaş açtı.
Nakiller, Mısır, Bağdat gibi ülkelere kaydı.
Bu konuda Türkiye’de hazırlanmış rapor, daha kısa süre önce gündeme geldi.
Ne vardı bu raporda…
Organlarını verenler Ukraynalı…
Alıcılar ise, İsrailli.
Aracılar, 30 bin TL ödüyor…
Organ bekleyenlerin ödediği miktar ise 500 bin TL’ye kadar ulaşıyor.
Aynı araştırmada dikkat çekilen nokta ise, nakillerin, Mısır, Kuzey Irak ve Bağdat’ta yapıldığı yönünde.
Şu anda, bu bölgelerde ciddi bir savaş var.
Nakiller ise aksıyor…
Kural değişmiyor
Zenginler organ alıyor…
Fakirler de organ satıyor…
Bu kural, hiç değişmiyor.
Sıkı durun…
Organ verenler yoğunlukla Moldova, Ukrayna ve Türkiye’den…
Türkiye’de bu ticaret yasak, ama Türkiye bu alanda neredeyse en önemli üs konumunda…
Türkiye’de organ satmanın ya da aracı olmanın 9 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
Eğer, bunu yapan “örgütse”, ceza 15 yıla kadar çıkabiliyor.
Düşünün, Türkiye’de, kolluk kuvvetleri, yani, polis ve asker, ameliyathane dahi basabiliyor…
Sağlık alanında yatırımlar çok ciddi
Yakın Doğu Üniversitesi, herkesin gurur duyacağı bir yatırım yaptı.
Bu yatırım, ülkedeki sağlık hizmet kalitesini yukarıya çekti.
Beraberinde, benzer yatırımlar gündeme geldi.
YDÜ çıtayı yukarıya çekti, peşi sıra, üzerine çıkmak için çaba harcayanlar var.
Bu yatırımlar, iklimi de dikkate alındığında, “sağlık turizmi” dediğimiz olayı dayatıyor.
Daha düne kadar, “genç kızların yumurtalıklarını çalarak” zenginleri çocuk sahibi yapmak “tüp bebek kurnazları” zaten ülkeye yeteri kadar zarar verdi.
Ciddi yatırımların olduğu bu alanda, herkesin çok ciddi ve hassas olması gerekiyor.
En çok da YDÜ Hastanesi
Dediğim gibi, bu alana ciddi yatırımlar yapıldı.
En ciddi yatırım da YDÜ’nün.
Herkes bu yatırımı gözbebeği gibi korumalı…
En çok da YDÜ’nün kendisi.
Yaratılan, ya da yaratılmaya çalışılan imaj, YDÜ’ye fayda değil, zarar sağlar.
Bu ülkede, “organ nakli yapacak” bir hastaneye sahip olmak, hepimizin gurur duyacağı bir olaydır.
Ancak, bu nakilin “nasıl yapılacağı” bellidir.
Allah düşürmesin…
Ama, hepimiz bu duruma düşebiliriz.
Düşünsenize, kardeş kardeşe, karı kocaya, anne oğluna böbreğini veriyor…
Bu nakil de kendi ülkemizde yapılıyor.
Bu potansiyele sahip olmak, ülke için gurur duyulacak bir olgu…
Ancak, YDÜ, konunun bu noktada, bu şekilde tartışılmasına da izin vermemeli.
Koskoca yatırımı, var olan potansiyeli kimsenin bu şekildeharcama hakkı yoktur.
YDÜ Hastanesi’ni yönetenlerin de yoktur…
Devleti yönetenlerin de yoktur.
Ancak işin içine, dünyanın mücadele ettiği, “Ukraynalılar- İsrailliler” girince, haliyle güven bunalımı da başlıyor.
En fazla hassas olması gerekenler, “İsrailli bir hasta”, ve onla akraba olup olmadığı dahi kanıtlanamayan “Ukraynalı bir verici” üzerinden kavgaya tutuşuyor.
Bunu da dünya izliyor.
İnterpol devreye sokulmak isteniyor.
Diyalize muhtaç 75 yaşında bir hasta yatağında kıvranıyor…
Konunun, “ülke sağlık sistemi, değerli yatırımlar ve kurallar” üzerinden tartışılması gerekiyor.
Oluşan güvenin kaybolmaması için de iki kesime ciddi görev düşüyor…
Ülke sağlık sistemini yönetenler…
YDÜ Hastanesini yönetenler…
Aksi, felaket olur…
Bu yatırımın, bu potansiyelin, “organ mafyası” üzerinden tartışılmaya başlanması, hoş değil, birçok insan gibi benim de canımı acıtıyor…
































