Şu işe bakınız;
Yol kesme, araba taşlama, adam bıçaklama, toplu linç ve benzeri birçok vakanın adeta üstü örtüldü, şimdi bir kalemde polis müdürünün kellesi alındı.
Bu iğrenç ırkçı saldırıların üstü örtülen dönem, Kıbrıslı Türklere barışçıl yaklaşımlarıyla ünlenen Hristofyas dönemiydi.
Bir kalemde polis genel müdürünün kellesini alan ise Anastasiadis oldu.
Hani partisinde EOKA’cıkları beslemekle suçlanan adam.
“APOEL kulübünün oradaki trafik ışıklarında Türk plakalı araçlara saldırıyorlar” diyorduk “onlar futbol fanatikleridir” yanıtı alıyorduk.
“Şikayete giden Kıbrıslı Türklere Rum polisi kötü davranıyor” diyorduk, “birkaç kendini bilmez polistir” yanıtı alıyorduk.
Adamı ailesinin gözü önünde yumrukladılar, arabasının camlarını kırdılar tınan olmadı.
Larnaka’daki ırkçılık karşıtı gösteride Kıbrıslı Türk gitar sanatçısını bıçakladılar, konu birkaç protesto açıklamasıyla geçiştirildi.
İzmir’den gelen sporculara toplu saldırılar yapıldı, adeta linç girişiminde bulunuldu sorumluları tutuklanıp yargı karşısına bile çıkarılmadı.
Tıpkı bıçaklı saldırganlara bir şey olmadığı gibi hepsi elini kolunu sallaya sallaya ortalıkta dolandı.
Tüm bunlar niye oldu bilir misiniz?
Çünkü “bunlar küçük bir azınlıktır, dikkate almaya değmez” mantalitesi ile savunmaya geçildi ve olayların üstü örtülerek yokmuş gibi sayıldı.
Onlar yok saydılar ama bu canavar büyüdü.
Kah, Kıbrıslı Türklere saldırarak beslendi, kah Güney’de bulunan yabancılara saldırarak semirdi.
Ve gün geldi bir salonda bulunan insanları meşale atarak yakmaya bile yeltendi.
***
Gelelim meselenin diğer yönüne.
Rum polis müdürüne istihbarat edilmiş ve ELAM’cılar Talat’ın konferansında olay çıkaracaklar denmiş.
Polis müdürü bu bilgiyi dikkate almamış, önlem de almamış.
Rum Başkan Anastasiadis buna çok sinirlenmiş ve polis müdürünü görevden almış.
İyi etmiş.
İyi etmiş etmesine de bu olay bir gerçeği de açığa çıkarmış oldu.
Rum polisiyle ilgili geçmişteki şikayetler de dikkate alındığında demek ki Rum polisi içinde Kıbrıslı Türk düşmanlığı yapan örgütlü bir yapı vardır.
Saldırıların üstünü örtmeye çalışan, Kıbrıslı Türklerin şikayetlerini dikkate almayan, “saldırı olacak” istihbaratını görmezden gelip saldırıya zemin hazırlayan.
“Bu olay münferit bir olaydır” diyenler ya feci şekilde yanılıyorlar yada maksatlıdırlar.
Çünkü karşımızda münferit değil, örgütlü bir güç vardır.
Faşist ve ırkçı.
Yaptıklarıyla da var olan güven kırıntılarını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadırlar.
Bunu münferit saymak amaçlarına hizmet etmek demektir.
Bunu herkes böyle bilsin…
































