Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hemen çözüm, şimdi çözüm

Öntaç Düzgün’ün Poli’deki yazısını biraz gecikmeli okudum.

Mimozalara dalmıştım.
Neden çiçekleri tez solar, tez düşer diye.
Bir de kelebeklere.

Bu yıl kış mevsimi yaşanmadı.
Baharı sürdü aylar.
Bu yüzden kelebekler eksik olmadı.

Öntaç, Hindistan’daki izlenimlerini anlatıyordu.
İnsanlar kendilerini inançlarına göre tanımlıyorlarmış, etnik kökenlerine göre değil.
Ve çok Tanrıcılık da varmış.

Kelebeklerin ömrü neden az olur?
Çok mu kıymetsizdirler bu gezegen için?
Yoksa, en çok bir haftalık ömürlerinde, bir dünya kadar yarar mı sağlıyorlar?

Ama Tanrı’nın işi zor!
Hangi biri ile uğraşacak?
Bu kadar çok yaratık, bu kadar çeşit insan, bu kadar çeşit inanış…

Kelebekler kısa ömürlerinde en zorlu şartlarda bile yaşarlarmış.
Mesela bir görüşe göre, yanardağ kenarlarında bile uçuşabiliyorlarmış…
Sonra, önceleri tırtıl halindeyken kanatları çıkıp uçtuğunda, o kısacık ömürlerini eş aramaya adarlarmış…

Desenize, kelebekler eşlerini bulur bulmaz ölmekte!
Kelebeklerin aşkı başka olur!..

Hindistan’da 360 milyon Tanrı varmış!

Bizim Tanrı’mıza duyurulur!

Düşünmeyen hiçbir varlığın Tanrı’dan haberi yok!
Düşünenlerin nasıl olur?
Hâlâ muamma?
Ama basit bir yaklaşımla, kendileri yarattıkları için denebilir mi?..

Mimoza ağaçlarında “altıntop” dediğimiz sarı toz çiçekler soldu bile.
Sarı salkım görüntüler uçup gitti.
Ama sıra biber ağaçlarında.
Yeni filizlerini atmışlar bile.

Geçen yıl kendi karabiberimizi kendimiz yaptık.
Kim derdi ki bu aşamaya gelecektik!

Marx, ne kelebeklerle, ne mimozalarla, ne biber ağaçları ile uğraşmıştı!
Ama Hindistan’la uğraşmış ve kendi döneminde Hindistan üzerine düşüncelerini yazmıştı:
“…Hindistan toplumsal açıdan İtalya değil, Doğu İrlanda’dır. Ve İtalya ile İrlanda’nın sefahat dünyası ile elem dünyasının bu garip bileşimi, Hindistan dininin eski geleneklerinde öngörülmektedir. Bu din, her şeyden önce, bir şehvet coşkunluğu dini ve nefse eziyet eden bir sofuluk dinidir; bir Linyam ve Juggemaut dinidir; Keşiş ve Bayedere dinidir… ”

Marx bunları söyledikten sonra İngilizlerin Hindistan üzerindeki durumuna ver yansın eder ve Hindistan için şu cümleyi kurar:
“…Hindistan’da cinayetin kendisini bir dinsel ayin haline getirdiğini unutmamalıyız …”

Kelebekler ve “altıntop” çiçeklerinin ömrü az olur işte.
İnsanoğlu’nun ömrü evrenin “zaman”ı içinde ne ki?
Belki de kelebekler kadar değil…

Bütün bunlardan çıkaracağımız tek sonuç var:
Hemen çözüm, şimdi çözüm!..