EğitimYaşam

Hayatımız sınav olunca

Daniel Koretz, kariyeri boyunca, ağırlıklı olarak üniversiteye giriş sınavları gibi dönüm noktası sayılan yeterlilik sınavları olmak üzere, eğitimde ölçme ve değerlendirme politikaları konusunda çalışmış bir uzman.

Bu konuda mihenk taşı sayılabilecek yeni kitabında, söz konusu yeterlilik sınavlarına duyduğumuz güveni, sahtekarca bularak şiddetle eleştiriyor. Sınavların, ölçülmek istenen konuların öğrenilmesine en ufak bir katkı sağlamadığı gibi, sadece tehlikeli bir test hazırlığı sürecini besleyen pahalı ve zararlı uygulamalar olduğunu söylüyor. Test Saçmalığı (The Testing Charade) adlı kitabında Koretz, yoğun yeterlilik sınavlarının ders anlatmanın amacına ulaşmasına ve anlamlı bir öğrenme sürecine zarar verdiğini savunuyor.

Bu kitap, böyle bir noktaya nasıl geldiğimizi anlamak isteyen herkese- tüm ebeveynlere, öğretmenlere ve okul yöneticilerine- daha anlamlı değerlendirme yöntemlerine giden yol haritalarını sunan kolay anlaşılabilir bir kaynak olarak tanımlanabilir. Harvard Eğitim Enstitüsü’nde (Harvard Graduate School of Education) profesör olan Koretz’e mevcut ölçme ve değerlendirme politikalarının veli ve öğretmenlerin hayatlarına nasıl yansıdığını şöyle anlatıyor:”

Test Saçmalığı kitabında da vurguladığım gibi, standart bir sınav sistemi başlı başına bir sorun teşkil etmez; sorun sınavların yanlış kullanımı ve bazen sınav kavramının açıkça suistimal edilmesidir. Sınavlar doğru yapıldığında değerli hatta bazen yeri doldurulamaz bile olabilirler. Örneğin, siyahi öğrenciler ile beyaz öğrenciler arasındaki performans farkı yavaş yavaş kapanırken aynı zamanda fakir öğrenciler ile zengin öğrenciler arasındaki farkın açıldığını nasıl bilebiliriz? Tabi ki belirli standartları olan sınavlar sayesinde.

İyi tasarlanmış ve doğru şekilde uygulanan testler, öğretmene, verdiği eğitimi iyileştirmesi için yardım ederler. Aslında yıllar önce, ben öğrenciyken, standart testlerin temel amacı eğitimi geliştirmekti. Testler öğretmene hesap sorma aracı değildi.

İşin garip yanı, yoğun yeterlilik sınavlarının zararlarından biri, iyi bir standart sınavın sağlayacağı asıl yararı baltalıyor olmasıdır. Birçok kurumda, sınav sonuçları, öğrenme sürecindeki gerçek gelişimi yansıtmayacak şekilde şişirilmektedir. Hatta bazı durumlarda, sınav sonuçları elde edilmiş gerçek kazanımların üç ila altı katı kadar şişirilmiş olabiliyor. Bu şişirilmiş sınav sonuçları, öğrencinin performansıyla ilgili doğru ve faydalı veriler sağlamıyor. Üstelik sınavdan yüksek not alma kaygısı o kadar yoğun bir baskı oluşturuyor ki, işlenen dersin kalitesi yükselmek yerine düşüyor. Birçok veli, örneğin öğrenmeye harcanması gereken bir sürü zamanın sıkıcı hatta yanlış olan sınav hazırlığında heba olması gibi durumların farkında.

Artık sınavların uygunsuz kullanımını azaltma zamanı geldi, ama sınavları bize ve çocuklara faydası olduğu sürece uygun bir şekilde kullanabiliriz.

Sınav bazlı değerlendirmenin yarattığı sorunları çözmek için, öğretmenler, çocukları değerlendirmede kullanılan spesifik testlere hazırlamak yerine her iyi sınavda karşılık bulacak bilgi ve becerileri öğretmeye odaklanmalılardır.

Bu durumu seçim anketlerine benzetebiliriz. Az sayıda insana kime oy vereceklerini sorarak, seçim sonucunu tahmin edebilirsiniz. Öğrencilerin de uzun bir süredir işledikleri matematik dersini ne kadar öğrendiklerini, onlara az sayıda sorduğunuz rehber niteliğindeki sorular yardımıyla tahmin edersiniz. Ancak seçimi sadece ankete katılan az sayıdaki insanı ikna ederek kazanamazsınız; kazanmak için tüm seçmeni ikna etmeniz gerekir. Benzer şekilde öğrencilerin matematik konusundaki bilgi ve becerilerini, bir testte sorulan küçük spesifik bir örneğe odaklanarak geliştiremezsiniz. Bunu ancak onlara matematik öğreterek yapabilirsiniz.

Ancak, bunu böylece söylemek çok kolayken, yapması öğretmenler için çok zorlayıcıdır. Öncelikle hepsi kapana kısılmış durumdalar. Bir içeriği daha iyi öğretmek, iyi hazırlanmış bir sınavda tabi ki notları yükseltecektir. Ancak bu durum, kötü hazırlanmış bir sınava çalışırken elde edilen sahte kazanımlara ulaşmak kadar hızlı olmayacaktır. Mevcut sistem içindeki çoğu öğretmen, ders anlatma yöntemlerini geliştirerek yavaş da olsa gerçek kazanımlar elde etmeyi seçiyor ve böylece performans hedefleri konusunda ciddi risk alıyorlar. Diğer yandan birçok genç öğretmen, öğrencileri sınava hazırlamanın, iyi bir ders anlatma şekli olduğuna inanmaları için eğitiliyorlar. Öyleyse dürüst olalım, eğer öğretmenlerin kötü sınav hazırlığını bırakmalarını istiyorsak, onların karşı karşıya olduğu teşvik ve kısıtlama tedbirlerini değiştirmek zorundayız”. (Kaynak:egitimpedia.com)

.

 

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı