İngilizlerin Daily Mail gazetesindeki habere göre; “Yeryüzündeki her beş kişiden biri, en az ayda bir kez diyete başlıyor(muş)”. Güya su içse yarayanların pazartesi diyetleri meşhurdur. Kilo problemi yaşayan dostların bildiği üzere. “Hele bir pazartesi gelsin de halledeceyik” kurgulu diyet performanslarının sonu hüsranla bittiği apaçık ortada. İnternet diyetleri veya diğer saman alevi modunda su kaybı yaratan ve güya yağ yakıldığı hissi yaratan diyetler de hikâye. Profesyonel diyetisyene gitmeyen, kendini kayıt altına alamaz. Yemek için yaşamak yerine ‘sağlıklı yaşam için yemek’ felsefesi yanında, hayatımızda egzersiz yoksa işimiz gene hikâye. Egzersiz sayesinde insülin direncini kırarak, acıkma ataklarını ve diğer tatlı krizlerini yönetmek mümkün. Bir diğer yandan da diyetin verdiği bıkkınlık ve bitkinliği yenmedeki mutluluk hormonunu (endorfin) hissetmek, ekstra kalori yakımı sayesinde ara sıra da olsa tatlı kaçamaklar yapmak ve bu sayede daha estetik bir görünüme sahip olmak da cabası. Egzersiz promosyon olarak da kolesterol, tansiyon, şeker vb. kan değerlerini normal seyrine getirmek gibi bir fonksiyona sahip. Sonuç mu? Sonuçta kilo verme amaçlı diyet yapan arkadaşlar için egzersiz ‘yasal bir sorumluluk’ halini almıştır. İşte, geçtiğimiz hafta içi Amerika Kalp Derneği adına çalışan bi’grup beslenme bilimci ‘ofiste’ sıkı mesai yapamak zorunda olan şehir insanına ait bi’doktrin yayımlamışlar. Şöyle ki; “Sabah işyerinizde güne başlarken çay, kahve yerine içine birkaç damla taze limon suyu sıkılmış bir bardak su ile güne başlayın… Günün en ehemmiyetli öğünü meydana gelen kahvaltıyı hiçbir zaman atlamayın. Kahvaltıda yumurta tüketmeye çalışın… Kahvaltınızı işyerinde yapıyorsanız poğaça, açma yerine beyaz peynirli, domates ve salatalık benzeri sebzelerden meydana gelen tam tahıllı sandviç seçenek edin. Renkli beslenin! Turuncu, mor, kırmızı, yeşil, sarı… Her renkteki meyve ve sebzeden altını çizen az da olsa tüketmeye çalışın. Unutmayın; her nitelik değişik antioksidan içeriğini gösterir… İşlenmiş şeker asla kullanmayın… Gün içerisinde ara öğünlerinizi ihmal etmeyin. Göreceksiniz ki iş performansınız daha da artacaktır… Sağlıklı ara öğünler seçenek edin. Bu süreçte işlenmemiş kuru meyve ve kuruyemişleri tercih edin… Gün içerisinde asansör yerine merdiven kullanın. Her gün bir saat hafif tempo yürüyüş yapın. İdeal kilonuzu koruma amaçlı ılımlı yürüyüş, kalp sağlığınızı da korur… Fiziksel aktivitenizi arttırmak ve doğayı korumak yerine otomobil yerine toplu taşıma kullanmaya çalışın. İki saatten çok masanızda hareketsiz oturmayın. Ofis içerisinde sık sık hareket edin. Öğle yemeklerinde fast-food restaurantlar yerine ev yemekleri ya da ızgara tarzı besinlerin sunulduğu yerleri seçenek edin… Masa başı çalışırken beyaz çay, papatya çayı, ada çayı, melisa benzeri bitki çaylarını seçenek edebilirsiniz… İçecek olarak asitli içecekler ve hazır meyve sularından kaçının. Bunların yerine limonlu bitki çayları, kefir, ayran, süt seçenek edebilirsiniz… İş toplantılarının sizi şişmanlatmasına izin vermeyin! Toplantı sırasında yapılmış olan atıştırmalar, sıhhatli seçimlerden oluşmalı. Kuru meyveler; ceviz, fındık, badem benzeri yağlı tohumlar toplantı masasında bulunabilir ancak az tüketin… Günde en az 8 bardak su içmeyi ihmal etmeyin. Arabanızda, el çantanızda, iş masanızda, başucunuzda her daim su bulundurun”. İşte bu sürece profesyonel bi’diye bilimci ve de profesyonel bi’egzersiz uzmanını da katın. Kilo verme amaçlı diyet’e hareket şart. Aksi takdirde egzersizden yoksun hareket-siz bir diyet patlar. Afiyet olsun a dostlar. Bendeniz mi? E zerzevattan oluşan köpek yemeğine devam. Halledeceyik…


























