Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hamuduyla Versinler… Benim Param Değil Sadece

Şakayla karışık dün üç kişi aynı şeyi söyledi…

“Nedir bu Asil Nadir düşmanlığınız… İnşallah verirler parayı da alanı da…”

Versinler.

Benim param değil…

Ben, “ortak kasamızın parası” olduğu için, kendi payıma düşen tepkiyi gösteriyorum.

Eşeledikçe, altından neler çıkıyor…

Başbakan bizzat takip ediyor.

Kalkınma Bankası Genel Müdürü, olaya el atıyor…

“Efendim mevcut tüzükle bu olmaz. Yeni bir tüzük yaparsanız, olur…”

Tüzük hazırlanıyor…

Bakanlar Kurulu’ndan geçiyor…

Yönetim Kurulu emir eri mi?

Kimsenin haberi yok.

Başbakan “medya baskısından” korkuyor diye, Kalkınma Bankası, “reel sektörü” destekleme performansından geri adım atacak.

Asil Nadir için kapı açılacak, ardından da seçime kadar “tepe tepe” asgari ücretin bilmem kaç katı dağıtılacak…

Koca koca adamlar bir masa etrafında oturacak ve hükümetin “ulufe” dağıtmasını seyredecek.

Bu toplum da bunu yeycek…

Oldu…

Genel Müdür Ercan İbrahimoğlu…

Yönetim Kurulu Başkanı Rüstem Akyön…

Asbaşkan Nevzat Nevzat…

Üye Akın Aktunç, Üye Bilal Kendirci, Üye Enver Hoca, Üye Dr. Zeki Çiftçi, Üye Bilal Kendirci, Üye Ali Kamacıoğlu…

Siz de, “ne yapalım tüzük değişti, biz tüzüğe uyarız” diyecekseniz…

Buyurun yapın siz de…

_______________________________________________________________________________

Sanki evin içi “gül bahçesi…”

Millet gene ayağa kalktı…

Bu düzenden en fazla şikayetçi olan, şimdi ağız birliği etti.

“Akıncı evimizin içini düzeltelim dedi de, KKTC’yi ileriye taşıyacak da…”

Yahu bir baksana etrafına…

Çözüm süreci devam edecek, parametreler değişmeyecek tamam da…

Evin içini de “mop” götürüyor, temizlemez…

“Evin içini temizleyelim” deyene çemkirme başladı.

Kimsenin yeni bir devlet ya da yeni bir yapı istediği yok.

Herkesin istediği “adil, hakça bir düzen…”

Ötesi…

Hantal bürokrasiye veda edelim…

Kimse halkın malını peşkeş çekmesin…

Denetim yapılsın…

Plansızlık ortadan kalksın.

Günübirlik kararlarla yönetilmeyelim…

Her yasamız anayasa mahkemesinden dönmesin.

Ekonominin dinamiği reel sektör daha dinamik olsun.

Yüksek öğrenimde uzun süreli bir planlama yapılsın.

Turizmde tüm ülkeyi planlayan bir yapı olsun.

Yediğimizden emin olalım, her noktada “zehirleniyoruz” diye düşünmeyelim.

Dünya standartlarında bir çalışma yaşamımız olsun, işçilerimiz ekmek parası ararken ölmesin.

Bu leş çevreden kurtulalım…

Dağlarımız artık oyulmasın.

Alt yapımız sıralı bir şekilde ve bütünlüklü olarak ele alınsın.

Yolda ölmeyelim sudan sebeplerle. Trafik kapsamlı bir şekilde düzenlensin.

Finans sektörü denetim altında ve üretimi teşvik edecek şekilde organize edilsin.

Ekonomik akıl yaşamımıza girsin.

Sağlık sistemine daha çok güvenelim.

Musalla taşında yatan sağlık sisteminde, artık paramızla bile hizmet alamıyoruz.

Sosyal güvenlik sistemimiz bataktan kurtulsun.

Asfaltlardaki çukurlara veda edelim.

Denizlerimiz “b.ktan” kurtulsun…

Adaleti yeniden tesis edelim.

Halkın parasına sahip çıkalım.

Siyasetçi “eşinin dostunun bekası” için kamu maliyesini kullanmaktan vazgeçsin.

Bu yani.

Bir bakın bu evin içine…

Ekonomisi güçlü, demokrasisi güçlü bir yapı.

Adı ister KKTC olsun, ister Kıbrıs Türk devleti.

İster parlamenter sistem olsun, ister başkanlık sistemi.

Ekonomisi de demokrasisi de güçlü bir yapıya ihtiyacımız var.

Çok şey mi istiyoruz?

Bu halk, bunu yaşamaya mecbur mu?

Bu ev ev değil…

Mezbelelik.

Bizim evin var ya…

KKTC dediğimiz yapının içi, “mundar” be arkadaşlar…

Bir bakın uygulamalara…

Müstahak bu mu?

Çözüm olsa ne olacak bu yapıda?

Rezil olmaya devam edeceğiz.

Evet, sonuna kadar barışa sahip çıkacağız.

Bu halkın dünyalı olması için sabah akşam mücadele edeceğiz.

Ama “çete” gibi kaynaklarını soyarak değil.

Daha iyi bir yaşamın, adil bir düzenin kime ne zararı var?

“Kıbrıs Türkü sürünsün, mundar yaşasın ki çözüme muhtaç olsun” dönemi geçti.

Bu indirgemeci tavır, halka çok şey kaybettirdi.

Bu nedenle, her “evimizin içini temizleyelim” diyene çemkirilmesini de anlayabilmiş değilim.

Bu evin içi “çiçekli sündürme” değil, tuvalet…

Aksini iddia eden varsa, hadi tartışalım.