Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Hakkı Atun’dan ÖNEMLİ açıklamalar!

DP-UBP İŞ BİRLİĞİ DOĞRU DEĞİL: Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın Derviş Eroğlu için “bükemediğim eli öperim” sözünün bir gaf olduğunu söyleyen Atun, “Bu düpedüz geçmiş mücadeleyi ve kendi kendini inkar etmektir” dedi

Baykan GÜRSES ÖZDAĞ
Meclis eski başkanı ve Başbakan Hakkı Atun, siyasetçinin sorgulanır olması gerektiğine dikkat çekerek, geçmişte UBP’den ayrılarak 9’lar hareketi ile kurdukları DP için ortaya koydukları sorunların bugün hala siyasetin merkezinde olmasından rahatsız.
Atun, 90’li yıllarda söyledikleri şikayetlerin bugün hala siyasetçiler tarafından kabul görmesini, siyasetin bireysel çıkarlar için kullanılmasının yanlışlığına dikkat çekti.
19 Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde yapılacak tercihle yeni bir döneme sayfa açmak gerektiğine işaret eden Atun, “Devleti ve kamu yararını ön planda tutacak bir lider seçilmedi” dedi.

 

Soru: Son yıllarda siyasete ve siyasetçiye olan güven sorgulanıyor. Siyaset neden böyle sorgulanma aşamasına geldi?
Atun:
Tanınmamış bir devlet olduğumuz için dünyaya göstereceğimi en güçlü yanımız demokratik bir yapımızın oluşu olmalıydı… Siyasetin o dönemini arar gibiyiz. Bunu kendim için söylemiyorum. Her adımda kimi görsem Meclis içinden de eski günlerin olmadığı söyleniyor.
Geçirdiğimiz bütün aşamaları, hele ki 9’lar hareketini hatırladığımızda, demokrasinin yozlaşmasına fırsat vermemek içindi. Biz, partizanlığa yönelmemek için, devlet adamlığını öne çıkarmak için mücadele ettik. Politikayı kendi çıkarlarınız için yaparsanız bu devlet adamlığı olmaz.
Önemli olan, kendi çıkarlarınıza değil devletin çıkarına olan işler yapmaktır. Zamanla bu değişmeye ve kabul görmeye başladı. Bunda en önemli etken 3’lü kararname sistemi oldu. Bu defa kişilerin kendi çıkarları öne çıktı. Bu durum partilere de sirayet etti. Partilerde de partizanlık öne çıkmaya başladı. Biz ilk dönemde Meclis’te muhalefetin de eleştirilerine son derece anlayışla bakardık. Bu da çok önemli bir özelliktir. Naci Talat, çok değerli bir politikacıydı. O dönemde solculara karşı Türkiye’de ve bizde bu kadar korkulacak gözle bakılırdı. UBP olarak hainlikle bile suçladık. Bunu ben kesinlikle tasvip etmezdim. Naci Talat ile tanıştığımız dönemde komitede çok haklı eleştiriler yapar, sonra da ‘gelin bu eleştirilerimiz ışığında bunu en iyi şekilde yapalım’ derdik. Yasaları ince eleyerek hazırlardık. Şimdi yasalar da çok iyi hazırlanmıyor. Nasıl olsa komitede düzelir deniliyor. Neticede gerek kişisel, gerek partisel yaklaşımlar dolayısıyla partizanlık ve kişisel endişelerle ki bunu Denktaş’ta  gördük, kendimizi bundan soyutlamıyoruz. Zaman zaman bunu fark edip sorgulamak gerekiyor.

“Siyasetçi sorgulanamıyor”
Soru: Bu sorgulanıyor mu şimdi? Geçmişten bugüne gelen ne gibi yanlışlar olduğunu düşünüyorsunuz?
Atun:
Sorgulanmıyor. Örnek verebileceğimiz yegane olay1990 seçimlerine giderken veto edilen adaylar vardı. Olgun Paşalar veto edildiydi. Gerek rüşvet olayları gerek parti içindeki partizanlıklar, parti başkanının kendinden başkasını tanımama durumları bizi rahatız ediyordu. Sonradan bizi haklı olarak eleştiren kişiler ve partiler, bilahare kendileri de aynı hataları yapmaya devam ettiler. Gerek TKP gerekse CTP, UBP olarak biz onları çok daha disiplinli, prensiplere saygılı, demokrasiye saygılı bilirdik. Ama bizim tuttuğumuz ve geliştirdiğimiz yolda onlar da devam etti. Hatta onların bazı konularda daha partizanca hareket ettiğini gördüm. CTP çevrelerinde bana karşı büyük bir saygı olduğunu hissediyorum. Bir gün Esat Fellahoğlu, CTP’li bir vatandaşın Maraş’ta arsa meselesi vardı. Orada kanunlara ve imara uymayacak bir karar verdi. Esat beye diyorum ki siz bu işi en iyi bilensiniz, tapucusunuz, bu konuda adam CTP’lidir diye önünü nasıl tıkarsınız dedim.
Bu CTP çevrelerinde duyulduğunda hayretle karşılandı. Yıllar sonra bir CTP’li bana “Ben seni çok farklı bilirdim, partizanca davranıyorsun sanıyordum” dedi. Bunu sakın ola övünmek için söylediğimi sanmayın ama sorunuzdan dolayı bunu somutlaştırmaya çalışıyorum. Neticede 3’lü kararname ile biz kendi içimizi oyduk. 1994’te CTP ile bir koalisyon kurduk. Bu arada partizanlık had safhaya gelmişti.
Derviş Eroğlu, Rauf Denktaş’ın da 9’lara destek verdiğini görünce endişelendi. 1993 seçiminde Salih Coşar ve Kenan Atakol’u bile etkileyerek 1200 kişiyi işe aldı. Pazartesi seçimi kazanırsak işe başlayacaksınız dedi. Bu durum İskan’da rüşvet olaylarını gündeme getirdi ve İskan Bakanı Hasan Yumuk 1 ay hapse mahkum oldu. Savcılık bunun peşine düştü, dokunulmazlıklarının kaldırılmasına kadar gidildi ama Özker Özgür başkanlığında kurulan komite, yine acıma hisleriyle davranarak, demokrasiye zarar veririz ortalığı karıştırırız diyerek sonunu getirmedik.
Ve Başsavcı Akın Sait bu defa şahsen bana şikayette bulunup, ‘ bizi mi kötü yapıyorsunuz’ dedi.

Soru: 1990 sonrası UBP’den koparak 9’lar hareketi adını verdiğiniz bir çıkışla Demokrat Partiyi kurdunuz. Şikayet ettiğiniz neydi? Bu çıkışınız UBP içinde sorgulandı mı o dönem?
Atun:
Hayır, sorgulanmadı. Hayatımda geçirdiğim en stresli gün olmuştu. Parti Meclisi’ne beni çağırdılar ve bir tek kişi beni savunmadı. Bütün söylediklerimiz doğru çıktığı halde 9’ların çıkışını parti meclisinde savunan olmadı. Herkes parti başkanına öyle bir biat etmişti ki, bir tek kişi söylediklerime doğrudur demedi. Bu duruma gelmeden önce bir grup toplantısında Aytaç Beşeşler yanıma gelerek ‘bütün söylediklerin doğrudur ama cesaret edip sana bir şey diyemedik’ dedi. 1993’e gelindiğinde Denktaş, erken seçime gidin demişti. Ama Eroğlu bunu iktidarda kalabilmek için es geçmişti. Erken seçim gerekliydi çünkü Meclis’te muhalefet yoktu. CTP ve TKP boykot etmiş, Meclis’e gelmiyordu. Meclis Başkanı oldum, Mustafa Akıncı’yı ziyaret ettim TKP Başkanıydı,  ‘gelin Meclis’e girin, sizinle aynı noktadayız, Eroğlu’nun mutlaka gücünü kıracağız ve erken seçimi zorlayacağız’ dedim ama getiremedim. Muhalefetsiz Meclis, demokratik yapımıza zarar veriyordu.

“Denktaş Eroğlu’na güvenini yitirmişti”
Soru: Denktaş, size hiç müdahale etti mi?
Atun:
O günlerde bunu dinletemediği için Eroğlu’na erken seçime gitme önerisini dinletemeyince orada ipler koptu ve Eroğlu’na olan güveni bitti. Ondan sonra 1990 seçimlerine giderken Denktaş beyin Başbakan olarak Eroğlu’na bazı telkinleri oldu. Seçimde sağ parti kazanabilsin diye beğenmediği icraatları olduğu halde kendisine destek verdi. Ve ‘ben Eroğlu’na kefilim’ dedi.
90 seçimlerinden sonra Eroğlu’nun 2 yıllık icraatlarını gördükten sonra Denktaş bey fikir değiştirdi ve Eroğlu’nun iflah olmayacağına kanaat getirdi. Söz geçiremiyorum, Devlete ve davaya zarar veriyor bu durumumuz bizim demişti.
9’lar hareketini Denktaş kurdu diyorlar ama bu tamamen gerçek dışıdır. Eroğlu’na şimdi bizi rahatsız eden neler varsa aynen o dönemde de vardı. Yazdığımız bir yazı vardı, o yazıya Devlet adamlığı ifadesini koydurmuştum. Eroğlu en çok bu ifadeden rahatsız olmuş. Devlet adamı sadece Devleti ve halkı düşünendir. Kendini neden başka ülkelerle kıyaslamıyor. Bugün Eroğlu’nun en büyük sıkıntısı uzun süredir görevde kalmış olmasıdır ve insanların artık yeter deme noktasına gelmesidir.

“Denktaş da 9’lara destek verdi”
Soru: 9’lar hareketi sonrası oluşturduğunuz yapıya dönemin Cumhurbaşkanı Denktaş, Eroğlu gibi parti içi müdahalede bulundu mu?
Atun:
Denktaş, bize böyle bir telkinde bulunmadı.  Ama benim dışımda bu işe en çok sarılan kişinin Serdar Denktaş olduğunu söyleyebilirim. 90 seçimlerine gitmeden Eroğlu’nu değiştirmek için parti içinde bir de 6’lar hareketi olmuştu. Bunu hiç kimse bilmiyor. 6’lar hareketinde Salih Coşar, Kenan Atakol, Yüksel Tüccaroğlu, Altan Yavuz, ben ve bir kişi daha vardı.
UBP içinde gerek rüşvet yönünden gerekse yozlaşma yönünden huzursuzluk vardı ki, asker bile müdahale etmişti ve veto edilenler olmuştu. Eroğlu çok zor durumda kalmıştı. Hatta bir ara istifa etmeyi düşündüğünü söyleyenler olmuştu. Ama seçime girildi, Denktaş bey de ‘kefilim’ dedi.
Çünkü sağ parti olabilir ancak davayı savunabilen diye bir yaklaşım vardı, bunu gizleyecek değiliz. Denktaş, 9’lar kırıldıktan sonra bize destek verdi. Eğer Denktaş’ın da desteğine mazhar olmasaydık, UBP’ ye o kadar çok sadakatle bağlı bir taban vardı ki, onları kendimize çekmemiz çok zordu. % 29.7 UBP, % 29.3 biz almıştık. 15 milletvekili çıkardık. O gece Özker Özgür’le birbirimizden habersiz “UBP ile hükümet kurmayız” dedik.
Bunun üzerine Denktaş görevi bana verince Eroğlu küplere bindi. Sonra 2 milletvekili daha bize hak vererek bize katıldı. Denktaş, DP hükümetlerine müdahale etti mi, etti. Bir gün beni çağırdı, Mücahitler Derneği’nde Gazileri topladı.
Bütün Gazilerin önünde ‘bu adamlar hala şikayetçi, derdini çözmeniz lazım, çözmezseniz hükümet edemezsiniz’ dedi. Bu tür talepleri vardı. Denktaş Bey, parti içi müdahaleye hiç tevessül etmedi. Ama Derviş beyin listesinde 1200 delege ismi var, onlarla bağı hiç kopmadı.

***
“UBP ile iş birliği DP ruhuna aykırı”

Soru: DP’nin bugün UBP ile iş birliği yapmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Atun:
Doğru gelmiyor. Serdar Denktaş’ın ‘ bükemediğim eli öperim’ sözü siyasi bir gaftır. Ve kendi kendini inkar etmektir. Serdar Denktaş’la, Rauf Denktaş’la Eroğlu arasında geçenleri biz çok iyi biliyoruz. Ama Serdar Denktaş döndü CTP ile hükümet kurdu. Samimi bir itirafta bulunayım. Bir gün kendisine ‘efendim, siz bu kadar zaman CTP’ye güvenmediğinizi söylüyordunuz, nasıl olur da Serdar Denktaş CTP ile hükümet kurar, nasıl izah edersiniz’ dedim. Denktaş da bana cevap vererek ‘iyidir böyle, daha sağlıklıdır, hiç olmazsa frene basan biri bulunur’ dedi. Serdar, CTP içinde olacak ve bir nevi güvence olacak, Talat dönemindeki CTP tasvip edilmeyen bir noktaya giderse frene basacak. Süreçte bir garanti olarak gördü. DP % 30’a yakın oy almışken sonradan % 10’a düştü. Rauf Denktaş da halk nezdinde puan kaybetmişti.

****

“İkinci turda Eroğlu’nun şansı az”
Soru: 19 Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminden ne bekliyorsunuz?
Atun:
Seçeceğimiz kişi yeni bir dönemin lideri olmalıdır. Yalnız görüşmecilik de hedeflenmemelidir. Kimse Türkiye’nin bu süreçteki rolünden de yararlanmaktan vazgeçemez. Biz ancak Türkiye’yle bir çözüme varabiliriz. Seçilecek kişi bunu aklından çıkaramaz. Bilhassa Mustafa Akıncı’nın Türkiye’den rahatsız oluyor gibi beyanları tasvip edilemez. Ben kendisine bir gün kendisine ‘ Türkiye bize karışmasın diyorsunuz, Rum bize karışırsa ne yapacağız” diye sordum. “Yok iş öyle değil” dedi. Türkiye’den rahatsız olan Rum’dan rahatsız olmaz mı diye sordum ben de… Ben anlamadım, hala daha da anladığımı söyleyemem. Akıncı ile ilgili endişelerim var, kendisine de söyledim, çok daha dikkatli olması lazım. Rum tarafına hoş görüneyim diye bir yaklaşım izlenimi vermemesi lazım. Maraş konusunda açacağını söylüyor, Türkiye’ye danıştın mı da açacaksın. Türkiye bunun 50 yıldır belasını çekiyor, onun da söz hakkı var. Nasıl açacaksın. Eroğlu’nun söylemlerine katılıyorum, bütünlüklü bir çözüm için zaten Maraş’ı bu kadar zaman elimizde tuttuk.
Kudret Özersay’ın çok samimi olduğuna inanıyorum. Yukardan aşağıya bir reformdan bahsediyor, söyledikleri de doğrudur. Güvenilir ve samimi olmasına rağmen acaba bunu üstten aşağıya doğru karşısında Meclis’teki diğer partileri bulduğunda becerebilir mi, oldukça zor görünüyor. Ama oldukça beğendiğim birisidir.
Sibel Siber, çok ümit vadeden bir siyasetçi. En az Kudret Özersay kadar toplumu ve devleti seven, iyi niyetle hareket edeceğinden emin olduğum birisidir. Şahsi doktorumdur da aynı zamanda. Çok zeki bir kişi, çok ümit vaat ediyor.
Siyasi güç elde ettiği takdirde Başbakanlık dönemindeki icraatı bir şeye işaret ediyor. Kamunun menfaatini korumak, dürüst davranmak, kendini ikinci dereceye koyup halkı birincil konuma koyacağını gösterdi. Bunlar hep lehinedir. CTP samimiyetle destek verirse elbette şansı vardır, ikinci tura kalacağına kesin gözüyle bakılıyor. İkinci tura kalırsa da Eroğlu’nun şansı azalır.”