Türkiye İstiklal Savaşı’nı tamamlamış, sıra Lozan Antlaşması’na gelmişti.
Bu anlaşma İngiltere tarafından 6 Ağustos 1924 tarihinde imzalanınca, adada hareketlenme başlamıştı.
Bu hareketlenme Türklerin Türkiye’ye göçüydü.
Çünkü, anlaşmalara göre ada Türkleri 2 yıl Türk vatandaşlığını koruyabilecekler, ancak hakk-ı hıyâr’ları saklı kalacaktı.
Buna göre de 2 yıl sonra Türk vatandaşlığında kalmak isteyenler Türkiye’ye göç etmek durumunda kalacak, tersi hareket edenler de İngiliz vatandaşlığını almış olacaklardı.
…
Bizim ahalinin azımsanmayacak bir kısmı hakk-ı hıyâr’ını, yani seçim hakkını göç etmekte kullanmıştı.
…
Zaten 1930’larda yapılan nüfus sayımında ada Türklerinin nüfusu 70 bindi, ki bu, tüm nüfusun beşte birini oluşturuyordu.
…
Bazı kaynaklarda yedi bin civarında Türkün göç yollarına düştüğü kaydedilir ki, bu, nüfusun dörtte biri eder.
…
O dönemlerde göç dalgası Türk Konsolosluğu tarafından da destek görüyordu.
Politika buydu.
Ahalinin konu ile ilgili hakk-ı hıyâr’ını bu yönde kullanması isteniyor ve teşvik görüyordu.
…
Dönemin Doğru Yol ve Söz Gazeteleri göçü teşvik edici yayınlar yaparken, Birlik Gazetesi’nin ise temkinli yaklaştığı söylenir.
Bu durum ahali arasında ikilik yaratıyordu.
…
Bir seferinde Girne Limanı’ndan gemilere binip kitle halinde kaçanlar, deniz kıyısında yalılarında oturan Türk ileri gelenlerine el kol işareti yaparak küfrediyorlarmış.
Yani, onlar kaçıp kurtulacaklar, geriye kalanlar İngiliz’in pençesinde kalacaktı.
…
Hakk-ı hıyâr’ını Türkiye’ye kaçıp kurtulmak yönünde kullananların büyük bir kısmı, belli bir müddet sonra perişan bir vaziyette Kıbrıs’a geri dönerler.
Gittikleri yerlerde aç ve sefil duruma düştüklerinden hayatlarını idame ettiremeyip gerisin geriye kaçarlar.
Bu sefer, el kol işareti yaptıklarından yardım isterler.
…
Her hıyarı kullanırsan böyle olurdu ama ne bilsindi garipler.
…
1970’li yılların başında göç meselesini motive eden Makarios yönetimi idi.
O dönemde de nice Kıbrıslı Türk, adadan göç etmişti.
…
Çıkan olayların, çatışmaların ve savaşların etkisini belirtmeye gerek yok.
…
Bu güne gelindi.
Göç sürüyor.
Herkes kendi hakk-ı hıyâr’ını kullanarak.
…
Şimdi de aynı hakk-ı hıyâr’ı kullananlar çok.
Üstelik motive edenler de yok değil…
































